“Yaşamın Gizli Yaşamı” Temel Algılama Deneyleri

Cleve Backster in his lab, where he discovered primary perception.

Ben Bendig

The Epoch Times

21 Şubat 2010

Modern paradigmalarımızı değiştirmeye yönelik , hiç ummadığımız  yerlerde bilinçlilik olduğunu, şaşırtıcı ve imkânsız görünen yaşam formları arasındaki bağlantıları açığa çıkaran bir çok araştırma bulunuyor.Bir arkadaşınızla laboratuara geldiğinizi ve deneycinin sizinle konuşmaya başladığını düşünün. Biraz sonra, deneyci sizi durduruyor ve konuşmayı kaydetmiş olan bir teyp gösteriyor size. Sohbetin sesi kaydedilmiş, ama video sanki sismograf gibi- aslında  alet odanın köşesinde duran bir bitkide meydana gelen elektrik etkinliğini ölçüyordu.

(daha&helliip;)

Reklamlar

“Temel Algılama” Deneyleri

Cleve Backster’ın bir poligraf makinesi kullanarak bitkilerde bilinç bulunduğunu kanıtlamak  için kullandığı tarihi video çekimi Youtube’da bulunabilir. Videoda 60’lı yıllardan ünlü bir deneyi gösteriliyor. Bu deneyde bir devetabanı bitkisinin bir tuzlu su karidesinin ayrı bir odada bulunmasına rağmen karidesin kaynar suya atıldığı anda meydana gelen ölümüne elektriksel bir tepki verdiği görülüyor. Backster bu deneyden sonra şunları söyledi: “birkaç karides ölüyor ve bitkiler onların ölümlerini hissediyor. Olayı bu kadar önemli bir hale getiren şey, olayın bu kadar küçük oluşu. Bunun da anlamı şu: daha aşağı yaşam kademelerinde herşeyi birbirine bağlayan derin bir bilinçlilik ve farkındalık var.” Video ayrıca Backster’la yapılan bir röportajı da gösteriyor, eski bir CIA yalan detektörü uzmanı olarak poligraf makinesini dracaena cane bitkisine bağlayıp bitkinin kendi düşüncelerine tepki verdiğini keşfettiğini anlatıyor. Bu tarihi anla ilgili olarak Backster şunları söylüyor: “2 Şubat 1996 sabahında yaşanan bu 14 dakikalık gözlemden sonra hayatım bir daha asla eskisi gibi olmadı.”

Backster ayrıca bakterilerin de bitkilere benzer tepkiler gösterdiğini ortaya koydu. Yumurtalardaki elektriksel etkinliği ölçerek onların da çevrelerine tepki verdiğini ortaya koydu.Sonunda Backster insan hücrelerindeki elektrik etkinliğini ölçtü.

Backster’ın araştırması bütün yaşam formları arasında temel bir iletişim biçiminin var olduğunu gösteriyor, buna bakterilerden daha büyük organizmalara herşey dahil. Bu iletişim biçimine görme, duyma veya dokunma gibi algı biçimlerine benzer  şekilde  “temel algı” adı veriliyor.

Bilim çevreleri Backster’ın çalışmasını henüz onaylamadı. Akademik toplum on yıllar boyunca Backster’a  soğuk tepkiler verdi, dünyanın farklı yerlerindeki bilim adamları onun sonuçlarını tekrar etseler de sonuç değişmedi.

Çeviri: CemC

Hayvan, Sebze, İnsan

 

Gary Steiner

Felsefe Profesörü, Bucknell Üniversitesi

Son zamanlarda daha çok insan yedikleri etin nereden geldiğine ve nasıl üretildiğine daha fazla ilgi göstermeye başladı. Hayvanlara insanca davranıldı mı? Ölüm onları birisinin akşam yemeği haline getirmeden önce iyi bir hayat yaşadılar mı?

Bu sorulardan bazıları Şükran  Günü’ne yaklaşırken hayvanlara nasıl davranıldığıyla  ilgili. (Hindiniz dışarıda yaşama şansı elde etti mi?) Diğer sorularsa hayvanları yemenin tüketicinin refahını ve sağlığını nasıl etkileyeceği üzerine odaklanıyor (hayvana hormon ve antibiyotik verildi mi?)

(daha&helliip;)

21. Yüzyıl Devrimi

(Tam metin)

Dr. Steve Best

Soruna Giriş

Özgürlük, haklar, demokrasi, şefkat etiği, barış, türler arası adalet ve ekoloji savaşında bir çok kaleyi kazanıyoruz.

Ama savaşı kaybediyoruz.

Hırs, şiddet, yağmalama, çıkar ve tahakküm savaşını. Uluslarlarası şirketlere, dünya bankalarına ABD imparatorluğuna, Batı askeri makinelerine karşı olan savaşı. Ekonomik büyümeyi, teknolojik gelişmeyi, aşırı üretimi, aşırı tüketimi ve aşırı nüfus artışını her yere yayan sistemlere karşı olan savaşı.

Son on yıllarda yaşanan yoğun sosyal ve çevresel mücadelelere rağmen, demokrası ve ekoloji mücadelesinde toprak kaybediyoruz.

(daha&helliip;)

Vicdan Ahmaklığı

“Ahmak, ışıkla

alevi karıştırır ve kendisini her yakanı güneş sanır..” Cenap Şahabettin

 

Bu yazı http://internationala.org sitesinden alıntıdır.
“Taktım” bu orta sınıf takıntısına. Dayanmıyorum. Çünkü dönüp kendisiyle yüzleşmek yerine, saldıracak popüler hedefler arayan, isyan olgusunu fetişleştirerek kendi eylemsizliğini örtmeye çalışan insanlara kızıyorum. Anti-militarizm, Anarşizm, Hayvan Özgürlük Hareketi gibi Batı’nın büyük bir yaratıcılık ve mücadeleyle büyüttüğü hareketlerden bahsedip sonra da onların “vicdanlarına tükürmek” bana pek akıllıca gelmiyor. [Bazıları bu hareketlerin tarihini zorlama bir çabayla çok gerilere dayandırabilir. Böyle düşünecek olursak hepimiz Afrika’lıyız tabii..] Dahası “Batı vicdanı” ile “burjuva vicdanı”nı eşanlamlı terimler olarak kullanmak iyice absurd bir durum bana göre. Evet, içinde yaşadığımız bu modern uygarlığın sorumlusu “Batı”dır. Ancak aynı zamanda buna karşı en fazla mücadele çeşitliliği üreten yine onlardır. Batı kültürüne karşı çıkış ‘uygarlık karşıtlığı’ düzleminde olmadığında, ÖDP’nin “gericilik”, TKP’nin “anti-emperyalizm” vurgusu gibi anlamsız ve kısır kalır. Tabii bu “vurgular”dan rahatsız olmayanlar için bir sorun olmasa gerek.

(daha&helliip;)

Hayvan Haklarının Belirsizlikleri

http://www.karahat.com sitesinden alıntı.

Çeviren:Sezgin Ata

Peter Staudenmaier

Hayvanların özgürlüğünün devrimci politikanın tamamlayıcı bir parçası olduğu görüşü, Avrupa ve Amerika’nın her yerinde çağdaş radikal çevrenin önemli bir kesimi tarafından sorgulamaksızın kabul edilir. Anti-kapitalist ve anti-otoriter hareketler içinde yer alan yetenekli ve kendini adamış eylemcilerin birçoğu hayvan hakları kampanyaları ile politik olgunluk dönemlerine girdiler ve bazı çevrelerde vegancılık ve hayvanların özgürlüğü gerçek muhalefetin zirvesi olarak düşünülmektedir(1).

 

(daha&helliip;)

Radikal Çevrecilik: Başka Türlüsü Var mı ki?


Igniting a Revolution kitabından çeviri.

John Wade

 

Bu gezegendeki yaşam sömürüyü ve israfı cesaretlendiren köklü politik ve ekonomik bir sistem yüzünden,  görülmemiş bir oranda yok ediliyor. Derinlere  kök salmış bir sistemi değiştirmenin araçları o sistem içinde bulunamaz ve  politik lobicilikle ya da kişisel iyilikle de o sistemi durdurmak mümkün olmaz. İnsanların gelişmiş bir zekâsı var, bu yüzden doğayı kendi arzularına göre biçimlendirecek  büyük bir kapasiteye sahipler. Ne yazık ki bu tür, Dünya’nın geri kalanıyla herhangi türden bir denge kurma anlamında zekasını kullanamadı. Aslında, bazı güçlü gruplar ve uluslar şu ana dek bu zekâyı savaş, sömürü ve şiddet gibi amaçlar uğrunda kullandılar. İnsanlar Dünya’nın açık alanlarınının çoğunu yok ettiler, suyu, havayı ve toprağı zehirlediler. Politikacıların çevreyi kurtarmaktan söz ettiği nadir anlarda söz konusu olan,  genelde pratik ve düşük bütçeli önlemlerden ibaret.  Diğer bir deyişle, “ılımlı çevrecilik”. Suya arsenik vermenin kabul edilebilir oranı nedir? Ne kadar fazla kanser çok fazla kanser anlamına gelmektedir?

 

(daha&helliip;)