Sosyalizm ve “Hayvan Hakları”

Paul D’Amato

socialistworker.org/2009

Toplumumuz hayvanlara yönelik zalimce eylemlerde bulunuyor. Kapitalizm dünya çapında binlerce türün doğal yaşam alanlarını ya küçülttü ya da ortadan kaldırdı, ve deneylerde kullanılan ya da yenmek için yetiştirilen hayvanlara yönelik rutin yanlış davranışlar da artık belgelenmiş bulunuyor.

Kapitalizm hayvanları amaçlarına ulaşmak için gerekli bir araç gibi görüyor- mümkün olan en fazla değeri elde etmek için sahip olunması gereken nesneler gibi. Fabrika çiftliklerindeki hayvanların binlercesi bir araya sıkıştırılıyor, çok az hareket edebilecekleri yerlere tıkılıyorlar, havadan ve günışığından mahrum yaşıyorlar. Hayvan atıkları altlarındaki bir bölmeye dökülüyor, çok kötü kokulu gazlar üretiyor. Bu tür bölmelerdeki koşullar öylesine toksik ki eğer havalandırma sistemi yoksa hayvanlar kısa sürede  ölmeye başlıyor.

(daha&helliip;)

Reklamlar

Hayvanlara işkence yapanlara 3 yıl hapis geliyor

 

Hayvanlara kötü muamele ve şiddet fiilleri Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamına alınıyor.

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu’nun konuyla ilgili bir kanun teklifi hazırladığı ortaya çıktı. Başbakan’ın da olumlu karşıladığı kanun teklifi, hayvanlara kötü muamelede bulunanlara ağır yaptırımlar getiriyor.

(daha&helliip;)

Dr. Steve Best Röportajı

Sizce anti-kapitalist Sol ve hayvan hakları hareketi arasında neden bu kadar çok gerginlik var?

Sol hayvan hakları hareketini küçümsüyor; çünkü Sol hem hümanist hem de tür ayrımcısı. Sol politikalar daima insan haklarıyla ilgilidir.

Hayvan hakları anlamında Sol’un ulaşabildiği en üst etik noktası hayvan refahçılığı, o da aslında hayvanlara işkenceye devam etmek için uydurulmuş bir kılıf, ayrıca endüstrinin etiği. Temiz Kömür gibi bir şey.

(daha&helliip;)

Hayvan Hakları ve Sınıf Mücadelesi


David Coen

Harvard Üniversitesi’nde  köpek psikolojisi adında bir ders var. Küresel pet endüstrisi büyük bir endüstri-mamalardan tut günlük bakıma, hatta yetiştirmeye dek. Bazı köpekler hayatının keyfini sürüyor olabilir, artık destek ve danışma bölümleri de mevcut. Diğer hayvanlar bu açıdan pek şanslı değil. Ama avcılıktan fabrika çiftçiliğine ve balina avcılığına dek bir çok konuda etkili ve büyük kampanyalar düzenleniyor. Bu meseleler kendilerini politik olarak ifade etmeye başlıyorlar artık. Aralık ayında iki hayan hakları eylemcisi Hollanda parlamentosuna seçildi, ayrıca ve yakın zamanlarda Animals Count adlı hayvan hakları partisinin kurulmasını kutlamak amacıyla da Londra’daydılar.

(daha&helliip;)

“İstenmeyenler”in Sonu

İşe yaramayan civcivler ya eziliyor, ya boğuluyor ya da diri diri gömülüyorlar

Süt ve yumurta üretimi en az et üretimi kadar zulüm ve öldürme içerir: imalat f azlası yavru civcivler ve danalar, ayrıca inekler ve tavuklar çağlar boyunca katledildi ya da gaddarca yok edildiler. Tarihsel olarak, istenmeyen boğa yavrularının sebep olduğu sıkıntı  iki ana şekilde  çözüldü: ölene dek sopalarla dövüldüler, ya da ölene dek kanlarının bir kaç gün boyunca akmasına izin verildi, ardından veal dana elde etmek için öldürüldüler. Veal danalar, yüzyıllar boyunca süt ürünleri çiftçiliğindeki ihtiyaç fazlası boğalar için geliştirilen “çözüm” yöntemiydi, 20.yy fabrika çiftçiliğinin öncesinden söz ediyoruz. Yumurta endüstrisindeki erkek civciv yumurtlayamadığı için ve et  üretiminde işe yarayacak fazladan kas dokusu geliştirecek şekilde genetiğiyle oynanmadığı için endüstri doğar doğmaz erkek civcivi çöpe atar. Süt inekleri ve tavuklar nakliye öncesi 4-5 gün boyunca hem açlığa hem de  mezbahaya gidene dek uzun yolculuklara katlanmak zorunda kalır; çünkü pazar değerleri düşüktür. Lakto-ovo vejetaryen olmak demek, insanın ellerini cinayet ve ızdıraptan temizleyememesi demektir.

Karen Davis

nonhumanslavery.com

Başkaları Ezilirken Hiç Kimse Özgür Olamaz

Eğer hayvan özgürlüğü hakkında ciddiysek, o zaman insan ve hayvan herkesin özgürlüğü için çalışmak zorundayız. Eğer feminizm konusunda ciddiysek, o zaman cinsiyet ayrımcılığını kınadığımız gibi tür ayrımcılığını da kınamak zorundayız. Başkaları baskı görürken hiç kimse özgür değildir. Ve eğer beraber çalışırsak, birbirinden farklı görünen mücadelelerin birbirine bağlı olduğunu anlarsak, işte o zaman, bir gün, özgür olabiliriz.”

Pattrice Jones

nonhumanslavery.com

“Beni Serbest Bırakın!”

Hayatımda hiç bu kadar soğuk ter dökmemiştim. “Bir hayvanın sesini” duydum. Avcılar hayvanların ölmeden önce ağladığını duymuştur; ama gene de avlanmaya devam ederiz. Eğer o yaralı hayvan gözlerimizin içine baksa ve kanlı dudaklarıyla “lütfen beni öldürme!” dese, o zaman bu kadar rahat bir şekilde öldürebilir miydik? Eğer hayvanlar konuşabilseydi bir önemi olur muydu? Soruyorum- çünkü artık söyleyebiliyorlar. Pulitzer ödüllü Carl Sagan söyledi bunu. “onu öldürmeden önce bir şempanzenin ne kadar zeki olması lâzım ki buna cinayet diyelim? Hayvanların ne kadar zeki olması gerekiyor bunun için?” Bu mesele  üzerine yeni bakışım aniden ve yakın zamanlarda değişti. Hayvan kurtarma çalışmalarına elimden geldiğince katılırım. Aile petlerini, kedileri ve köpekleri insan gibi hayal ediyorum. Son yıllarda  av tüfeğimi rafa kaldırdım denebilir. Artık hiçbirşeyi öldürmek istemiyorum. Ama Fayette, Iowa’dan bir mektup aldım, bu mektupta Bay Carbin şunları yazmış: “hey Paul Harvey, bifteğini, alabalığı, domuz parçalarını,sülünleri yiyorsun çünkü onları senin adına başkası öldürüyor. Bunu nasıl haklı gösterebilirsin?” eğer düşünürsem haklı göremeyeceğimi biliyorum. Ama artık bu meseleyi düşünmemi gerektiren bir şey meydana geldi.

Bir hayvanın “konuştuğu”nu söylerken papağanların söylenenleri tekrar etmesinden söz etmiyorum. Olay şu: Oğlum Paul yayına hazırlamak için “ Hikayenin Geri Kalanı” diye bir program hazırlıyor, Oklahoma Üniversitesi’ndeki bir araştırma projesine ilgi duyuyor. Orada insanlar bir hayvana konuşmayı  öğretiyorlar- özellikle de Washoe adında 15 yaşında dişi bir şempanzeye. Burada söz konusu olan en temel anlama iletişimi: çoğunlukla tek sözcüklük: büyük, küçük, yukarı, aşağı gibi. 1966’dan beri bu şempanze Standart Amerikan işaret dilindeki 140 işareti öğrenmiş durumda. Bütün bu öğrenmelerden sonra proje yöneticileri Washoe’nin artık “kavramlaştırmaya” hazır olduğuna karar verdiler. Yani insanların sözcüklerini tekrar etmek yerine şempanze artık kendi düşüncelerini ifade etmeye hazırdı. Sözcükleri birbirine katacak ve kendine ait ifadeleri “oluşturacak” kadar bilgisi vardı artık.Washoe üniversite  laboratuarında iyi beslenmiş, fiziksel olarak rahatı yerinde, zarar görmekten uzak bir durumda bulunan bir şempanzeydi. “Güvenlik” içerisindeydi. Ancak gene de- kendi kendine sözcükleri bir araya getirdiğinde söylediği ilk üç sözcük şunlar oldu. Ve bu sözcükleri defalarca söyledi, defalarca tekrar etti. Kafesteki ses ziyaretçilerine şunu söylüyordu:”BENİ SERBEST BIRAKIN!”

 

Paul Harvey, 1980

nonhumanslavery.com

Çeviri:CemC