1 Mayıs tüm emekçilerin bayramı mı?

Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim? 

Kitaplar yalnız kralların adını yazar. 

Yoksa kayaları taşıyan krallar mı? 

(…)

İşte bir sürü olay sana 

Ve bir sürü soru

Bertolt Brecht

Abdullah Onay

18 Mayıs 1882’de Marangozlar Sendikası’nın liderlerinden Peter McGuire, Merkezi işçi Sendikası’nın toplantısında işçilerin kent sokaklarında yürüyüş yapabilecekleri özel bir güne sahip olmaları isteğiyle, Eylül ayının ilk pazartesi gününün Emek Günü olarak ilan edilmesini önerdi; bu önerisi büyük bir coşkuyla kabul edildi. Ardından 8 saatlik işgünü talebiyle yapılan yürüyüşler, grevler, çatışmalar ve öldürülen işçiler…

I. Enternasyonal 1889’daki Paris Kongresi’nde Amerikan işçilerinin 8 saatlik işgünü mücadelesinin desteklenmesi amacıyla 1 Mayıs’ı uluslararası bir gün olarak kabul etti.

O günün dünyasında, yani “vahşi kapitalizm” çağında, işçiler, çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden “hayvanca” çalıştırılıyorlardı. Engels emekçilerin durumlarını anlatırken bu “hayvanca” çalıştırılmalarını ve işçilere “hayvanca” davranıldığını vurgular:

“… bu cocuklar çoğu kez eve giderken uyuyup kalırlar ve aileleri onları gece yarısı yol üstünde uyurken bulurlar. Haftalık aşırı yorgunluğu bir dereceye kadar giderebilmek için bu çocukların bütün pazar günlerini yatakta geçirmeleri olağandır. Kiliseye ve okula nadiren giderler. Öğretmenleri bunlardaki uykusuzluktan ve . öğrenme hevesinin olmamasından yakınırlar. Aynı şey daha kadınlar için de geçerlidir. Bunlar hayvanca çalıştırılırlar.” (1)

Marx, il yargıcı Broughton Charlton’un 1860’da Nottingham Kent Meclisi’nde yaptığı konuşmadan şunu aktarır:

“Dantel yapımı ile uğraşan ahali arasında, krallığın diğer yerlerinde ve hatta uygar dünyada görülmemiş bir sefalet ve ıstırap vardır… Dokuz-on yaşındaki çocuklar sabahın ikisinde, üçünde ya da dördünde çul yataklarından zorla kaldırılmakta, sırf karın tokluğuna gece saat ona, onbire, onikiye kadar çalıştırılmaktadır. Elleri ve ayakları yorgunluktan bitkin düşmüş, vücutları kavruk yüzleri kireç gibi, insanlıkları taş gibi bir uyuşukluğa dönüşmüş; düşünmek bile insana dehşet veriyor. Bay Mallet’in ya da başka bir imalatçının ileri fırlayıp bu değerlendirmeye karşı çıkmasına şaşırmıyoruz… Virginialı ve Carolinalı pamuk yetiştiricilerini yeriyoruz. Onların zenci pazarları, kırbaçları, insan eti bezirganlıkları kan uğruna tül ve dantel imal etmek için gerçekleştirilen insanlığı bu yavaş yavaş kırımından daha mı fazla tiksindiricidir?” (2)

 

çocuk işçiler - Kopya

İşte o acımasız çalışma koşullarına, sömürüye karşı isyanlar, mücadeleler ile dolu uzun ve kanlı bir tarih yaşandı. Bu mücadelelerin neticesindeki süreçte, Başta Batı ülkeleri birçok yerde  emekçiler, durumlarını iyileştirecek haklara ve  “zincirlerinden başka kaybedecekleri” şeylere sahip oldular. Ama sömürü sona ermedi; ve hatta Türkiye’nin listenin ön sıralarında yer aldığı iş kazalarında birçok ülkede, hâlâ binlercesi hayatını kaybediyor. (3)

Peki ya “ca” sıfatı olmayan, bizatihi hayvanlar? Onların durumu?

Yoğun bir biçimde “hayvanca” çalıştırılmaya devam ettiler. Özgür olamadıkları için, “emek güçlerini” satamadılar ama bir köle olarak emekleri acımasızca sömürüldü.

Tarım üretimindeki iş yükünün ağırlığını uzun yıllar taşıdılar.(4) Ta ki, teknoloji gelişip de onlara ihtiyaç kalmayana kadar (aynı otomasyonla işçi emeğine ihtiyacın azaldığı gibi); ki yoksul ülkelerde hâlâ tarım kesiminde iş yükü hayvanların üzerinde mesela.

Yine taşımacılığın bütün yükünü yüzyıllarca çektiler. Kapitalizmin yarattığı uygarlığın temelinde, kanları, canları, emekleri var.

madende çalıştırılan katır

Ve günümüzde hâlâ ağır bir sömürü altındalar. İnsanlara yemek olup canlarını vermekle kalmıyorlar, ulaşımda, taşımacılıkta, aklınıza gelen gelmeyen her yerde acımasızca sömürülüyorlar. Eğlence sektöründe, sirklerde, at yarışlarında, evlerde insanları eğlendirmeye çalışıyorlar…

Yani “hayvanca” durumlarında öyle kayda değer değişiklikler olmadı. Çünkü onlar hayvan! Tüm türcü ideolojiler için, sömürülmeleri, bir hak, bir doğal durum. İnsan türü, güçlü olduğu için, çıkarları bunu gerektirdiği için, onların, kanlarını, canlarını, emeklerini sömürmeye devam edecek. Günümüzün “Bay Mallet”leri her vesileyle bunun sürmesinin sosyo-ekonomik, felsefi, “bilimsel” gerekliliğini anlatacaklar. Ta ki, Türcülüğü sona erdirmeye yönelik mücadelenin bunu başarabilmesine kadar!

Eğer 1 Mayıs’ın özünde, ruhunda emeğin sömürüsüne karşı bir tepki, direniş varsa, günümüzde bunu en çok görebileceğimiz hayvanların emeklerinin sömürüsüdür. O halde, o ruhu harekete geçirebilmek için, en çok da bu sömürüye karşı durmamız gerekmez mi?

Amerika’daki 8 saatlik işgünü mücadelesinde idam edilen işçilerden Adolph Fischer’in son sözleri türcülüğe karşı mücadelenin de umudu olsun: “Sessizliğimizin, bugün boğduğunuz seslerden daha güçlü olacağı bir zaman gelecek.”

Yeryüzünün sömürülen, ezilen, başta hayvanlar olmak üzere tüm emekçilerinin günü, sömürünün sona erdirilmesine ışık olsun!

 

 

DİPNOTLAR

(1) Friedrich Engels, İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu, Gözlem Yay., çev. Oktay Emre, 1974, s. 367.  Yine Engels’in gözlemlerinden işçilerin hayvanlarıyla olan yaşamlarını aktarayım: “bir domuz ahırı yapar ve eğer bunu yapması önlenirse, domuzunu odasında kendisiyle birlikte yatırır. Kentlerdeki bu yeni ve hiç de doğal olmayan hayvan yetiştirme yöntemi irlanda kökenlidir. İrlandalı domuzunu Arabın atını sevdiği kadar sever. Aradaki tek fark, domuzu öldürecek kadar şişmanlattığında onu satmasıdır. Aksi takdirde onunla birlikte yer, onunla birlikte uyur, çocukları onunla birlikte oynar, onun üstene biner, pisliğin içinde onunla birlikte yuvarlanırlar.”

(2) Karl Marx, Ekonomi Yazıları, çev. Ahmet Fethi, Hil Yay., 2004, s. 116-117.

(3) ILO’nun 2010 verilerinde bu ölümlerin sayısının 160 bin civarında olduğunu bilelim.

(4) Türkiye’de 2000’lerin başında hayvan pulluğu sayısının hâlâ 265 bin olduğunu hatırlatayım. Önder Kabaş, “Tarımsal Mekanizasyonun Dünyada ve Türkiye’deki Yeri”

**

Yazı ve resimler: https://hayvanlarinaynasinda.wordpress.com/2017/04/30/1-mayis-tum-emekcilerin-bayrami-mi/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s