Yansıtmalar – Yanılsamalar

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Çınar EKİZ

YANSITMALAR – YANILSAMALAR

Burası dünya; “Buraya giren, bütün umutlarını geride bıraksın.” (*)

Aynalardan ve yansımalardan ibaret kurduğumuz dünya. Eksik olan, sadece kendi görüntülerimiz… Aynalar bizleriz ve kendimize kör oluşumuz, durmaksızın bir yansıtma halinde oluşumuzdandır daima.

Başlangıçta hiçbir şey yoktu; sonda hiçbir şey olmayacak. Arada duran, tek bir andır yalnızca… Budalalık, kendi kurgularımızın gerçek olduğuna inanmakla başlar… Özenle bina ettiğimiz büyük yanılgımızın, uygarlığın içinde; kendi yazdığımız oyunları oynarız, sayısız delüzyonlar eşliğinde.

İnkâra meyilli olan insan, iblisi işaret etmiştir ilkin, parmağıyla. Cehennem kurgusu da bu dünyayı, barındırdığı tüm kötülükleri ile birlikte daha az görünür kılmaya yaramıştır göze; dünyadansa, zamanın ve uzamın ötesindeki düşsel bir yere çevirmiştir gözleri. Oysa cehennem, yarattığımız dünyadan başka bir yer, şeytan da kendi kötülüğünü, suçlarını yansıtan insandan başkası değildir esasında.

“Dürüstlerin İstismar Edilmeleri. — Tövbe ve istiğfara çağıran rahiplerin ve cehennem korkusunun müthiş baskısı altında acı çekmek zorunda kalanlar, vicdansızlar değil, vicdanlılardı; hele bunlar bir de fantezisi olan insanlardıysa. Yani yaşam en çok tam anlamıyla ferahlığa ve iç açıcı imgelere ihtiyaç duyan kimseler için karartıldı. —Sadece kendi kendilerine iyileşmeleri ve sağlıklarına kavuşmaları için değil, insanlık onlarla sevinebilsin ve onların güzelliğinden kendi içine bir ışın alabilsin diye. Ah, günahı keşfeden dinler ne kadar da çok gereksiz vahşet ve hayvanlara eziyet ortaya koydular! Ve aynı şeyleri vahşet ve eziyet sayesinde iktidarlarının en büyük zevkine sahip olmak isteyen insanlar yaptı!””

Nietzsche – Tan Kızıllığı

Tüm masumiyeti ile birlikte, kendi benliği, İsa’nın temsilinde insana atfedilmiş bir hayvan olan kuzu; gün geldiğinde, Eski Ahit’te geçtiği haliyle, çöle götürülüp de ölüme terk edilen -kimi anlatımlarda sopalandığı, kiminde ise taşlandığı yahut da Kudüs dışında bir uçurumdan aşağı atıldığı da belirtilmiştir- keçi olmuştur büyüdüğünde. İronik bir biçimde, İsa da insanlığın günahları adına, bir “günah keçisi” olarak, yeryüzünden günahları silecek bir kurban olarak can vermiştir çarmıhın üzerinde. Her şeye rağmen Nasıralı, babasına (“babası…” kulağa hastalıklı geliyor bu) sitem edebilmişti yine de. Oysa diğer hayvanlar en çok da başka dilde konuşuyor olmalarından sebep azap çekiyorlar ellerimizde; günah keçisi çölde, berikiler ise mezbahada; “İnsan! Beni neden bıraktın?!” diyemediklerinden herhalde… Velhasılıkelam, kuzunun masum benliği ve suçsuzluğu çalınmış ve insana yansıtılmıştır böylece.

“Tek kutsal gerçek, kutsal gerçeğin olmamasıdır. Tüm varsayımlar eleştirel bir gözle incelenmelidir. Kaynağı otorite olan fikirler değersizdir. Gerçeklerle çelişen her şey dışlanmalı ya da tekrar gözden geçirilmelidir.” – Carl Sagan

Diğer hayvanları ve onların her türden hakkının ihlali sonucunda üretilen “ürünleri” tüketmek konusunda, ne yaptığının farkında değil gibi görünür çoğu insan. İlkin ebeveynleri, evvel kuşaklar olarak kulaktan dolma edindikleri bayatlamış ve yanlış bilgiler ile birlikte, hayvanların ölü bedenlerinin parçalarını, vücut sıvılarını ve yumurtalarını çocuklarına yedirirken, sağlık ve gelişim adına yaptıkları telkinleri de çocukların üzerinde manipülatif bir metod olarak belirir zira. Çevre ile de desteklenir bu daha sonra. Gençliğe erişildiğinde ise, hayvan ve hayvansal gıda endüstrilerinin reklamları aracılığı ile -hayvanların ölü bedenlerinin parça parça adladırılarak satılması ile aynı etkiyi amaçlanarak- insanlarla diğer hayvanların arası hepten açılmış (alienation) olur böylece.

Aile, şeylerin gerekliliğine inanmış ve inandırmıştır sadece. Gereklilik; kitleleri programlamanın ve gütmenin püf noktası budur işte. İnsanları bir şeyin onlar için gerekli -ya da faydalı- olduğuna inandırın; yetkin merciler de -sözgelimi Tanrı- bunun doğru, haklı ya da ahlaka yarışır olduğunu belirterek onayladı mı zenginliğinizi ve zenginliğinizin sürekliliğini garanti altına aldınız demektir. Hayvan ve hayvansal gıda endüstrileri, sırtlarını düzene yaslayarak pek de farklı bir şey yapmadılar.

İmdi, buradaki öğrenilmiş olan ve bilinçsizce gerçekleştirilen eyleme bakalım. Nedir? Yamyamlıktır bu! Bu önerme, yani diğer hayvanları yemenin yamyamlıktan farklı olmadığı önermesi, hiçbir mantıksal uslamlama ile çürütülemez. Ne var ki burada da başka bir yansıtma, yanılsama çıkar karşımıza. Yamyamlık da “insanın insanı yemesi” algısı ile -ya da genel kabulü ile- yansıtılarak, ötelenerek; olağan dışı, ürkünç ve kabul edilemez görünürken, başka hayvanları yemek normalleştirilmiştir algımızda ve fikrimizde. Öte yandan bunun, leşçillikten belirgin olarak tek farkı da bedenin -ya da tek tek parçalarının- pişirilmesi gibi görünmektedir. Gülünç olan odur ki, çokluk iğreti ile bakarız leşçillere…

(…)
Kafese kapatılmış bir kızıl gerdan,
Boğar tüm Cennet’i öfkeye.
Kumru ve güvercinlerle dolu bir kumru evi
Titretir Cehennem’in tüm bölgelerini.
Bir köpek, kapısında açlıktan ölen efendisinin,
Haber verir çöküşünü devletin.
Hor kullanılan bir at yol üstünde
Yakarır insan kanı için Cennet’e.
Her feryadı yaban tavşanının, izi sürülen,
Bir elyaf koparır beyinden.
Bir tarla kuşu, kanadından yaralı,
Susturur bir Kerub’un şarkısını.

Kışkırtılmış ve kavgaya hazırlanmış dövüş horozu
Ürkütür yükselen güneşi.
Her kurdun ve aslanın uluyuşu
Ayağa kaldırır Cehennem’den bir insan ruhunu.
Yabani geyik, orada burada gezerken,
Uzak tutar insan ruhunu kederden.
Hor görülmüş bir kuzu yol açar isyana
Yine de bağışlar kasap bıçağını.
Küçük Çitkuşu’nu inciten adam
Sevgi görmeyecektir insanlardan.
Kim getirirse öküzü gazaba,
Kadınlar sevmeyecektir onu asla.
Sineği öldüren oyunbaz oğlan
Tadacaktır düşmanlığını örümceğin.
İşkence eden kişi Mayısböceği’nin perisine
Bir kameriye örer sonsuz gecenin içinde.
Yaprağın üstündeki tırtıl,
Yineler sana annenin dertlerini.
Güvenin ya da kelebeğin kıyma canına,
Çünkü kıyamet yaklaşmakta.
Atını savaş için eğiten kişi,
Geçemez asla kutup engelini.
Dilencinin köpeğini ve dul’un kedisini besle,
Sen şişmanlarsın böylece.
(…)

William Blake – Masumiyet Kehanetleri

Vampir mitolojisinin tarih öncesi anlatımlarında, vampirlerin, insanların yaşam enerjilerini tüketerek beslendikleri, güçlendikleri belirtilmiştir. Bir bakıma başka hayvanları yemek de bununla benzerdir. Et tüketen bir kimse, ölü birinin -bir bireyin- bedenine ait parçaları tüketirken; o birinin benliğini, hislerini, anılarını, deneyimlerini, özne ile olan bağını ve ilişkisini, yaşantısını, özetle ve kısaca yaşamını tüketir. Kişi, erke duyduğu gereksinimi beslemiş olur böylece. Bir vakitler et yemenin salt burjuvalara, erk sahiplerine has bir şey olmasının altında yatan da buydu; et yemek, onların gücünün ve iktidarının temsili olarak bir lüks idi. Erk ve zenginlikle ile ilgili olan bu özdeşleşme, avcılığın erkek egemenliği ile ya da başka bir deyişle bunun temsili olan “erkeklik” ile özdeşleşmiş olması (tıpkı erkeğin gücünün ve iktidarının penis ile bağdaştırılmış olması gibi) ile de benzerlik gösterir. Avlanan kadınlar da tam da erkek egemen düzenin kendilerinden beklediği şekilde, “erkeklik” taslamış olurlar böylelikle.

Kişi, erke duyduğu arzu ile birlikte, içten içe kimseyi eşiti olarak görmek istemediği için (ya da başka bir deyişle, iktidarını kaybetme kaygısı -ki Yunan mitolojisinde geçen, Kronos’un, bir gün iktidarını elinden alırlar düşüncesiyle çocuklarını yemesini akla getirir bu- duyduğundan) aşağılar, küçükser ve ötekileştirir başka kişileri. İlkin de insan-dışı diğer hayvan türlerine karşın, onları insandan daha aşağı bir konuma çekerek yapar bu işi. Çünkü insanın yüceltilmesi için, diğer hayvanların aşağılanması gerekir. Diğer insanları hayvanlaştırarak ötekileştirilebilmenin önünü de açar bu. Her türden sömürü, katliam ve soykırım meşru olur böylece. Çünkü kastedildiği haliyle yücelik ya da üstünlük, küçüksemeyi, değer olarak aşağı görmeyi gerektirir. Aynı pratik, başka varyasyonların da neden olmuştur üstelik. Erk, bir kez “erkeklik” ile bağdaştırıldığı için, kendine göre feminen olmayan (hatta bu türden bir niteliği kendine hakaret sayan), kendi kadın doğasından bir haber olan heteroseksüel bir erkek; hayvanlaştırmanın yanı sıra, kadınlığı ve eşcinselliği de aşağılama aracı olarak kullanarak üstünlük belirtmeye de (erk arzusuna dayalı bu üstünlük belirtme, salt dilde değil, çokluk darp ve tecavüz ile de kendini gerçekleştirir) eğilimli hale gelir.

Gezegen üzerinde var olan her bir birey, eşit şekilde var olma ve yaşama hakkına sahip olduğuna ve atfedilen değer ve yücelik, doğaya aykırı bir biçimde bütünüyle kurgusal -uydurma- olduğuna göre; üstünlük diye bir şeyin varlığı söz konusu değildir. Var olan farklılıklardır sadece. Farklılık ya da farklar da üstünlük belirtemez. Her şey kendinden sebep ve diğer şeyler ile eşit derecede değerlidir. Başkalarınca ya da başka şeylerce -sözgelimi yine Tanrı’nın kelamı ile- verilen değer/yücelik, ancak verenin kendisi ile alakalı olabilir. Başka bir deyişle onun yorumu olur bu çok olsa. Verileni daha değerli ya da daha değersiz kılabilmesi mümkün değildir.

Binlerce yıldır aynı hatalara düşüyoruz, tekrar tekrar. Fakat kendimizde, öteki’ne karşı sorumluluk alarak, hiçbir yanılsamaya, sanrıya kapılmadan; Wilde’ın Dorian’ı gibi, aynalara baktığımızda gerçek bizi -olduğu gibi, olanca suçluluğumuz ile- görerek, doğrudan ve dolaylı olarak yaptıklarımız ve neden olduklarımızın bilincine vararak ve nihayetinde olması gerekeni oldurarak yaşamak mümkün. Tam aksi şekilde; bencilce, sorumsuzca ve baştan aşağıya tutarsızlık ve ikiyüzlülük içinde yaşamak da öyle. Seçim bizim…

(*) Dante Alighieri – İlahi Komedya, Cehennem, Kanto III

Reklamlar

Yansıtmalar – Yanılsamalar” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s