Tanrının ve insanın aklı

Tim Gier

Aslan; antilopu, ovaya yayılmış bir ölüm dansıyla avlar, kan akar ve bedenler nefes almaz artık, ve işte biz buna “doğal” deriz.

Ama çok uzun zaman önce, o günlerde, insan aklı tanrının aklı değilken, bizler  ne yaratılmışlar ne de yaratıcılarken, o aynı ovalarda hiç birşey bilmeden (şimdi bilmediğimiz şeyi), ve cehaletimiz içerisinde, hepimiz beraber yürüyorduk. Hayvan olarak yürüyorduk yeryüzünde, işte buna acaba “doğaldı” demekten başka bir şey söyleyebilir miydik?

Ve cehaletimizle, gene cahilce öldürürdük, öyle yaptık ve masumiyetle yaptığımız şeyi bilme şansımız yoktu, sadece hayatta kalmayı düşünüyorduk çünkü- bizler, aynen öldürdüğümüz o masumlar gibi, aslında doğal olan neyse onu yapıyorduk.

Ama şimdi, biraz da kozmik bir şansın yardımıyla, kendi eylemlerimiz üzerine düşünüyoruz, kendi düşüncelerimizi düşünüyoruz ve biz, yani yaratılmayanlar, yaratılış sanatıyla geldik dünyaya ve bu yolda ilerlerken kaybettik masumiyetimizi; ama cehaletimizi değil, hayır. Evrim doğal çünkü.

Peki, şimdi ne demeli, neye dönüştüğümüze ve ne yapmamız gerektiğine dair? Antilopları avlayan o aslanlardan farklı mıyız- onlardan farklı olarak biz mi suçluyuz şimdi? Onları öldürmemizi yanlış yapan şey ne, onu böyle yapan şey yalnızca bizim düşünme biçimimiz mi? Etlerini yediğimizde antiloplar umursamasa basit mi düşünmüş olurduk; onlar, antiloplar ölümlerini gene de bir şekilde doğal bulur muydu?

Tanrı’nın aklıyla, insanın aklıyla, kendimize bir ahlâk hayal ettik, ama bütün bu iyi ve kötü şeylerin aslında oldukça doğal olmayan şekillerde meydana geldiğini bir türlü göremiyoruz.

Eğer antilop yaşamak istiyorsa, ki kesinlikle istiyor, hem de hayatın ne anlama geldiğini bilmemesine rağmen- bilen var mı hayatın anlamını gerçekten?- o zaman kadim zamanlarda yaşayan ve onu avlayan insanın o küçük beyinli masumiyetiyle daha iyisini bilmeksizin yaptığı şeyin doğal olmasının, ya da modern insanın içi mermi dolu silahıyla yaptığı şeyin doğal olmamasının antilop açısından önemi olamaz.

Dişlerini antilopun boynuna geçirmek isteyen- aç, kana susamış, acıması bir aslan var;  aslanın elinden gelse  o da bir ok kullanırdı kesin. Ama ne yazık ki, aslanda bir tanrının aklı, bir insanın aklı yok, o yüzden onun için doğal olan neyse onunla yetiniyor.

Hayal edin: eğer evrim farklı bir  yola girmiş olsaydı, aslanlar tanrı gibi hareket edebilseydi, o zaman bizler her gün, etrafımızdaki dünyaya dair hiç bir şey anlamadan, çağlar önce atalarımızın yaptığı gibi,  her gün mücade etmek zorunda kalacaktı.  Aynen antiloplar gibi hayatta kalmak için koşacaktı- muhakkak o kadar hızlı değil- ve düşünün birisi bizi kurtaracak olsa, aslanlar her ne kadar başımıza gelenin doğal olduğunu iddia etse de, bizi kurtaranlara nasıl da minnettar olacaktık.

Çev.  Cem

Reklamlar

Tanrının ve insanın aklı” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s