Hayvanlardan intikam almak…

Kaptan Paul Watson

İki yaşında bir çocuk bir timsah tarafından Florida bataklarına sürüklenerek öldürülüyor.

Buna verilen yanıt, çevrede bulunan her timsahın öldürülmesi oluyor. Şu ana dek çocuğu öldüren timsahın bir türlü tespit edilememesi sebebiyle 5 timsah öldürüldü.

Dört yaşında bir çocuk bir hayvanat bahçesindeki goril alanına düşüyor. Goril çocuğa zarar vermiyor, ama bir önlem olarak goril öldürülüyor.

Büyük bir ayı bir avcıyı öldürüyor ama işlediği “suç” sebebiyle katlediliyor.

Balık avlayan bir kadın bir köpekbalığı tarafından öldürülüyor. Batı Avustralya hükümeti anında nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan  köpek balığı türlerini tamamen yok etme politikası başlatıyor.

İnsanların yönettiği bir dünyada hayvanlar aslında farkındalık sahibi ve bilinçli oldukları gerçeği göz edilerek köleleştiriliyor, katlediliyor, işkenceye uğruyor, istismar ediliyor ve aynen bir nesne, eşya muamelesi görüyor.

Hayvan yaşamının bizim atfettiğimiz değer dışında hiçbir değeri yok.

İnsanlar hayvanların zekâ sahibi ya da his ve duyguları olan canlılar olduğu gerçeğini kabul etmeyi reddediyor, bu iddiamıza rağmen hayvanları yaptıklarından sorumlu tutuyoruz.

İki yaşında bir çocuğun öldürülmesi insanlar için elbette bir trajedi, ama timsahlardan öç almanın ne gibi bir sonucu olmasını umuyoruz ki? Çocuk ne yazık ki ölmüş. Timsah timsahlar ne yaparsa onu yaptı, o kadar. Buna karşılık olarak beş timsah öldürmek hem mantıksızlık, hem de bir hayvanın insanların “üstünlüğü”nü kabul etmemesine gösterilen korkunç bir öfkenin ifadesi aslında.

Biz insanlar kendimizi hem özel hem de sıradışı, bütün öteki hayvanlardan daha iyi, sınırsız bir ayrıcalık ve yetki sahibi canlılar olarak görüyoruz.

Kendimizi bütün hayvanların üstünde “üstün tür” olarak tanımladığımız için bütün insanlar aslında bir Nazi.

Her yıl 65 milyar kara hayvanı, çok daha fazla sayıda balık öldürüyor; on milyonlarca yaban hayvanını katlediyor, laboratuarlarda milyonlarca hayvana işkence ediyor, milyonlarca hayvanı kafeslerde ve su tanklarında köleleştiriyor, binlerce metre karelik yaşam alanlarını yok ediyoruz ama aramızdan birisi genellikle kendi aptallığımız yüzünden  öldürülünce korkunç ve şiddetli bir öfkeye kapılıyoruz.

Çoğu insanın zihninde hayvanların hürmet göstermemiz gereken hiçbir hakkı yoktur. Biz hayvanların sahibiyiz, onları biz yönetiyoruz ve onlar üzerinde gaddar ve ölümcül bir hakimiyet sürdürüyoruz; durum böyle olduğu için hayvanların acı çekebildiği, akıl yürütüp düşünebildikleri ve öz farkındalık sahibi his ve duyguları olan canlılar olduğu gerçeğini hiçbir biçimde kabul etmek zorunda değiliz. İnsanmerkezci hakimiyetimizi meşrulaştırmak için bunların hepsini reddediyoruz.

Bir timsah, köpekbalığı ya da ayı tarafından öldürülmek bir yıldırım çarpması, sörf yaparken ölmek ya da başımıza bir Hindistan cevizi düşmesinden farklı değil. Bu trajik şeyler ne yazık ki yaşanıyor ama akıl dışı bir şekilde, eylemi yapan veya buna sebep olan şey his ve duyguları olan bir canlıysa o zaman korkunç bir öfkeye kapılıyoruz ve öç almak istiyoruz. Hindistan cevizi ağacını kesmiyoruz ama köpekbalığını katlediyoruz.

Kuralların ne olduğunu anlayamasalar da hayvanların boyun eğmek zorunda oluğu kuralları koyanlar biziz.

Hayvanların bizim saygı göstermemiz gereken hakları yok; ama biz her ne kadar bunu kavrayacak türden ahlaki ya da etik temelleri olmadığını söylesek de hayvanlar insan yaşamına ve insanların mülküne saygı göstermek zorundalar.

Kaç bebek timsahlar tarafından öldürülüyor, kaç insan köpek balıkları tarafından öldürülüyor, kaç tanesi ayılar tarafından katlediliyor? Pek fazla değil, ve gorilleri düşünürsek tek bir insan bile bugüne dek ölmedi.

Öte yandan insanlar milyonlarca insanı katlediyor. Milyonlarca  insan araba, uçak, gemi ve diğer insan yapımı araçların/nesnelerin dahil olduğu kazalarda ölüyor. Yaban hayvanların öldürdüğü avcı sayısı avcıların öldürdüğü avcı sayısının yanında bir hiç.

Evet, bazı masum insanlar gerçekten de hayvanlar tarafından öldürülüyor, ama on milyonlarca masum hayvan insanlar tarafından öldürülüyor.

Her gün denize iki yüz milyon insan giriyor, köpekbalıkları ise yılda ortalama yedi insan öldürüyor. Eğer köpekbalıkları kasıtlı olarak insanları öldürseydi bu sayı binlerle ifade edilirdi. Köpek balığı vakaları hem nadir hem de kazara olan olaylar ; oysa insanlar her yıl 70 milyondan fazla köpek balığı öldürüyor. Bu sayı her yıl Fransa nüfusunun öldürülmesine denk bir sayı.

Hayvan saldırılarının bir çok kurbanı her zaman masum da değil aslında. Bir aslan ya da fil, ayı ya da yaban domuzu tarafından öldürülen bir avcının masum olduğunu söyleyemeyiz. Bir matador, zıpkınla avlanan insanlar ve hatta bir Orka eğitmeni de öyle.

Buna rağmen, her vakada insanlar hayvanı suçluyor; matador ya da çocuk olsun farketmiyor; burada mantıksız bir öfkenin hakim olduğunu görebiliriz. Verilen tepki kurbanın masum ya da suçlu olmasına bakmadan hep aynı. İnsan her zaman haklı, hayvan her zaman haksız; çünkü her durumda hayvan, koşulların ne  olduğu göz önüne alınmaksızın bütün insanlardan daha aşağı kabul ediliyor.

Ayrıca insanların bazı hayvanlara çok özel bir düşkünlüğü var. İnsanlar bir köpeğin filmlerde öldürülmesine büyük bir öfke duyuyor ama bu ay örneğin Yulan köpek eti festivalinde yüzlerce köpeğin canlı canlı haşlanmasına ve yakılmasını durdurmak için yapılan protestolarda varlık gösteremiyor. Atlarımızı ancak bacaklarını kırana dek seviyoruz, ardından kafalarına sıkıyoruz. Kedi ve köpeklerimizi seviyor, inek ve domuzları yiyor ve birisi alenen görünen çelişkiyi ifade edecek olsa kibir ve öfkeyle kendimizi savunmaya geçiyoruz.

İnsanlar insanlar tarafından öldürüldüğünde, öldürülen insanların kötü, öldürenlerin de iyi insanlar olduğu gibi bir ayrım yapıyoruz. Cinayeti meşrulaştırmak için bir taraf diğer tarafı canavarlaştırıyor, onu insandan saymıyor.

Söz konusu  hayvanlarca olduğunda bu ayrım daha da netleşiyor; çünkü hayvan, insan değildir.

Bunların hepsi akıl dışı davranışlardır.

İstediğimiz intikamı alana dek daha kaç timsah öldürülmeli?

Öcümüzü alana dek daha kaç köpekbalığı katledilmeli?

İlkel, öce ve intikam almaya dayalı his ve davranışlarımızı bırakıp insanlar ve diğer  türler arasındaki ilişkilere yönelik mantıklı, akılcı ve şefkat içeren bir anlayışla hareket edebilmemiz için daha ne kadar zaman geçmeli?

Kendimize açık alınla “insan” diyebilmek için daha ne kadar bekleyeceğiz?

Çev. Cem

***************

Florida’daki olayın haberi:

ABD’nin Florida eyaletinde Disney World yakınlarındaki Seven Seas lagünün kenarında timsahın saldırısına uğrayan 2 yaşındaki çocuğın cesedinin bulunduğu bildirildi.

Olaydan saatler sonra dalgıç polisler, bölgede buldukları cesedin çocuğa ait olduğuna inandıklarını ifade etti. Ancak henüz kimliği resmi olarak teyit edilmedi.

Çocuk, lagün kenarında ailesiyle otururken timsah tarafından suya çekildi.

Bölge şerifi Jerry Demings, çocuğun adının Lane Graves olduğunu duyurdu.

Olayın ardından çocuğun cesedini bulmaya çalışan emniyet yetkililleri bölgedeki beş timsahı yakalayıp öldürdü. Yaklaşık 50 polisin katıldığı arama çalışmalarında deniz radarı (sonar) ekipmanları kullanıldı.

Olay Disney Grand Floridian Resort yakınında meydana geldi.

Bölgeye tatil yapmaya giden 3 çocuklu aile lagünün kenarında otururken, akşam saat 9.15’te bir timsah çocuğu suya çekti.

Disney yaptığı açıklamada “olaydan yıkıldıklarını” belirtti.

Timsahlar Florida’nın sulak alanlarının, bataklık ve lagünlerinin önemli bir parçası.

Eyalette 1948’den bu yana 22 kişi timsahlar nedeniyle hayatını kaybetti.

Haber :

http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/06/160615_disneyland_timsah_cocuk

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s