Zamanımızın toplumsal hareketi: Hayvanlar için adalet

Traumatized elephant and caregiver at David Sheldrick Wildlife Trust (Hope Ferdowsian)

Dr. Hope Ferdowsian

Bu hafta başında SeaWorld  kamuoyundan gelen eleştirilere teslim olarak orka(katil balina) üretim ve yetiştirme programına son verdiğini açıkladı. Bu, Sea World tarafından esir tutulan son orka kuşağı olacak. Sea World tarafından yapılan bu açıklama, balina ve yunusların haklarının tanınması için verilen uluslararası mücadelelerin bir sonucu.

Sea World’ün açıklaması Ringling Brothers’ın sirklerinde artık fil kullanmayacağı açıklamasının bir sene sonrasına denk geldi.

Her iki gelişme de artık daha çok insanın toplumsal adalet denen gerçeğe hayvanların da dahil olduğuna inandığını gösteriyor. Hayvanlara dair kaygıların artması da artık hayvanların içinde bulunduğu sorunlar hakkında çok sayıda kitap, yazı yayınlanması ve film çekilmesinden belli oluyor. Dünya çapında Blackfish, The Cove, Parrot Confidential, Project Nim ve Cowspiracy gibi belgesellere gösterilen olumlu tepkiler  hayvan hakları konusunda kamuoyunda büyük bir ilginin olduğunu kanıtlıyor.

Bu trendler kamuoyu anketleri tarafından da destekleniyor: 2014 yılında  İnsancıl Araştırma Konseyi tarafından yürütülen ve 1,000 Amerikalının katıldığı ankette, 6 farklı başlık arasında hayvan hakları en önemli mücadelelerden biri olarak görülüyordu. Hayvan korumacılığına verilen destek 2005 ve 2014 arasında yaklaşık 2 kat arttı.

2015 yılına ait Gallup anketinde ise Amerikalıların en az üçte birinin  “ aynen insanlar gibi, hayvanların sömürü ve zarar görmeden yaşama hakkına sahip olduğuna” inandığını gösteriyordu.

Bu varsayımın ağırlığını düşünün bir an- ve potansiyel anlamlarını. Ben kendimi bu Amerikalıların arasında sayıyorum.

İnsan hakları mücadelesinde yer alan bir iç hastalıklar uzmanı, koruyucu tıp çalışanı ve kamu sağlığı fizisyeni olarak son on yılımı gerçekleşmeden önce insan hastalıkları ve rahatsızlıklarını önlemeye, zor sağlık koşullarını tedavi etmeye,  işkence görenlerin sığınma evlerine yerleştirilmesi için, cinsel şiddete maruz kalanlarla uğraşarak geçirdim. Bundan önce 4 sene boyunca üniversitedeydim, 4 sene tıp okudum, bir yıl haftada yüz saatten fazla  çalışan bir stajyerdim, dört yıl iki bölüm bitirmekle uğraştım. Bugün bir doktor olarak bütün çalışmalarım sosyal adalet arayışıma odaklanıyor.

Hayvanlara için adalet mücadelesinin zamanımızın toplumsal hareketi olduğuna inanmama şaşırabilirsiniz. Ama ben her şeyden çok inanıyorum buna. Sebebi şu: Bizim gibi, hayvanlar da savunmasız canlılar. Aslında insan olarak kırılganlığımız aslında bizim de hayvan olduğumuz gerçeğinden kaynaklanıyor.

Ciddi bilim adamları arasında, fiziksel ve mental anlamda acı çekme kapasitesi olan tek hayvan türünün insanlar olmadığı gerçeği artık tartışılmıyor. Filler, büyük maymunlar, orkalar, köpekler, kediler ve daha bir çok hayvanın depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete ve obsesif kompulsif bozukluklar yaşadığı biliniyor. 2011 yılında yayınlanan bir çalışmada ben ve çalışma arkadaşlarım biyomedikal ve eğlence endüstrilerinde kullanılan şempanzelerin travma sonrası stres bozukluğu ve diğer mental rahatsızlıklardan dolayı nasıl acı çektiğini gösterdik- onların durumu işkenceye uğramış insanların yaşadığı psikiyatrik koşullarla büyük benzerlik gösteriyordu.

Öteki hayvanların yaşadığı acılar bizimkinden az değil. Hatta bizden daha fazla acı çekiyor olmaları da mümkün, çünkü hayvanlar başlarına ne geldiğini anlayamıyor, var olan koşullarını değiştiremiyor.

Şu anda bütün yasal, ekonomik, kültürel paradigmalarımız hayvanları zaten yaşadıklarından daha fazla acı çekmeye zorluyor.  İlgilendiğim bir çok hastam gibi hayvanların da politik hiçbir gücü yok. Ama bir yandan da bir meta olarak görülüyorlar. Satın alınabiliyor, satılabiliyorlar- dünyanın farklı yerlerinde çalışma arkadaşlarım ve benim desteğimizi verdiğimiz kızlar ve kadınlardan da pek farklı değiller.

Tarihsel olarak, 19.yy başlarına dek, çocuklar gibi savunmasız insanlar ve hayvanlara şiddetlere ortak bir  dava gözüyle bakılıyordu. İnsanlara ve hayvanlara yönelik şiddetin aslında ortak kökleri olduğu ve benzer çözümler gerektirdiği kabul ediliyordu. Hayvan istismarının aslında insan istismarından bir önceki adım olduğu düşünülüyordu. Hayvanlara hürmet göstermekse adalet ve ilerleme yönünde atılan doğru bir adım olarak kabul görüyordu.

Ancak, bugün, insan ve hayvan hakları hareketleri artık ayrı ayrı alanlara odaklanarak önemli bir fırsatı gözden kaçırıyor. Buna rağmen, insana ve hayvana  uygulanan şiddet arasındaki bağlantıyı gören, giderek büyüyen modern bir hareket var günümüzde.

Bazı insanlar hayvanların hayatına daha önem versek insanlara ne olur diye düşünerek biraz endişe ediyor. Ama hayvanların ihtiyaçlarının kabul edilmesi bizi insan olarak küçültmez. Tam tersine; hayvanlar için gerçekleşebilecek bir dizi ilerleme kadınların ve kızların haklarının tanınmasının erkeklere faydalı olması gibi, insanları aydınlatabilir ve bizim için de faydalı olabilir- toplumun diğer alanlarında cinsel şiddete karşı mücadelede buna hepimiz tanık olduk.

Her insan hakkı maddesinin temelinde aslında insanların haksızca hapse atılmaması, işkence görmemesi, acı çekmemesi vb. gibi gerekçeler vardır. Bu hakların SeaWorld’deki orkalara ya da Ringling Brothers’daki fillere de uygulanmaması için hiçbir sağlam sebep yok. Hayvanların insanların yasal haklara sahip olmasını mümkün kılan bir çok niteliği var: farkındalık, bağımsızlık; acı-sevgi, empati kapasitesi gibi. Hayvanların acı çekmesine sebep olan aynı sorunları ortadan kaldırmadan insanların maruz kaldığı haksızlıkları tam anlamıyla yok edemeyiz.

Nihayetinde şu soruyla başbaşa kalıyoruz: “ insan ya da insan olmayan canlılar olsun, bizim karşımızda savunmasız olanlara nasıl davranmalıyız? Buna cevabımız ne olacak? Peki ya yerli yerinde bir yanıtımız yoksa ya da hemen cevap veremiyorsak bu soruya?”

SeaWorld’de gördüğümüz gibi, kararlı bir kamuoyu dünyada büyük bir fark yaratabilir. Artık hayvanlar için adalet kavramının zamanımızın toplumsal hareketi olduğunu kabul etmenin zamanıdır. Bunun bir hakikat olarak kabul görmesi için hepimizin bir şeyler yapması gerekiyor.

**

Yazı ve resim:

https://www.psychologytoday.com/blog/animal-emotions/201603/why-justice-animals-is-the-social-movement-our-time

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s