Hominid dövüş kulübüne elveda

John  Horgan

Carl Sagan, sıra dışı iddiaların sıra dışı kanıtlar gerektirdiğini söylerdi. İşte size sıra dışı bir iddia: “şempanze tarzı şiddet insan savaşından hem önce ortaya çıktı, hem de insan savaşının yolunu açtı, böylece modern insanlar dur durmak bilmeyen, beş milyon yıldır devam eden ölümcül bir agresyon alışkanlığından hayatta kalmayı başarabilen canlılar oldular.”

Harvard Üniversitesi’nde görev yapan antropolog Richard Wrangham bu sözleri 1996 yılında çıkardığı “Demonic Males: Apes and the Origins of Human Violence /Şeytani Erkekler: Kuyruksuz maymunlar ve İnsan Şiddetinin Kökleri” adlı kitabında söylemişti, o zamandan beri defalarca tekrar edilmiştir bu sözler. Wrangham hem erkek insanların hem de erkek şempanzelerin, yani genetik anlamda en yakın akrabalarımızın “doğal savaşçılar” olduğunu öne sürüyor, her  iki grupta da başlangıcı ortak atamıza dek uzanan türden bir “işbirlikli öldürme”ye doğuştan gelen bir yatkınlık olduğunu söylüyor.

Bu teori John Hopkins Üniversitesi’nden Francis Fukuyama ve Harvard Üniversitesi’nden Steven Pinker gibi çok etkili entelektüeller tarafından göklere çıkarıldı. Pinker 2002 yılında  çok satan  “ The Blank Slate: The Modern Denial of Human Nature-Boş Liste: İnsan Doğasının Modern İnkârı” adlı eserinde şempanzelerde öldürme eylemleri sadece belirli bir kültürün tuhaflıklarının değil evrim güçlerinin de bizi şiddete hazırladığı olasılığını getiriyor akla” diye yazmıştı.

Yeni bir çalışma Wrangham’ın şeytani-erkekler tezini destekliyor gibi. Ann Arbor’daki Michigan Üniversitesi’nde John Mitani tarafından yürütülen bir grup çalışması, Uganda’nın Kibale Ulusal Parkı’ndaki bir grup şempanzenin kendi çevrelerinde yaşayan diğer şempanzeleri 10 sene süren bir “teritoryal genişleme” sırasında  öldürdüğünü gözlemledi. Nicholas Wade’in NYT’de yazdığına göre  bu “savaş”, hem insanların hem de şempanzelerin kendi ortak atalarından bugüne dek uzanan  agresif bir bölge hakimiyeti içgüdüsünü miras almalarından kaynaklı.

Senelerdir şeytani-erkekler teorisiyle ilgili olarak antropologlarla konuşuyorum, eskiden inansam da artık kuşku duyuyorum. Bazı sebepleri şunlar:

Wrangham ve diğer şempanze araştırmacıları  “gruplar arası öldürme olayları”nın oranlarını yıllık 100,000’lik bir nüfusa göre hesaplıyorlar. Örneğin Mitani Kibale’deki işbirlikli saldırılardaki ölüm oranının her yıl 100,000’lik bir nüfusta 2,790 şempanze olduğunu söylüyor. Ama araştırmacılar sadece 18 işbirlikli öldürmeye tanık olmuşlar. Jane Goodall 1960 yılında Tanzanya’nın Gombe Ulusal Parkı’nda şempanzeleri gözlemlemeye başlamasından sonra araştırmacılar gruplar arası öldürme olayı sayısı 31, ve bunların 17’si yavru şempanze.

Bu oranlara Wrangham ve  iki arkadaşının 2006 yılında hazırladığı bir yazıdan, ayrıca Mitani’nin grubunun yeni raporundaki sayıları da kullanarak ulaştım. Araştırmacılar birkaç düzine daha fazla ölümcül saldırıdan “şüphelenmişler”, veya “öyle olduğunu düşünmüşler”, şempanze ya  ölü bulunmuş ya da ortadan kaybolmuş, işte bu durumları da olaya katmışlar. Bütün bu şiddet istatistikleri, bu sene antropolog Robert Sussman ve Joshua Marshack (Washington Üniversitesi) tarafından yayımlanan bir analize göre Afrika’daki dokuz farklı gözlem alanında toplam 215 senelik gözleme dayanıyor. Bu şu anlama geliyor: belirli bir alandaki araştırmacılar her yedi yılda bir tek bir öldürme olayına tanık oluyorlar.

Wrangham, Sussman ve Marshack’e kendi analizlerinin de yer aldığı kitapta cevap verdi, şempanzelerde işbirlikli öldürmelerin “kesinlikle nadir” olarak görüldüğünü söyledi. Wrangham ayrıca “araştırmacıların  herhangi türden bir şiddet ya da işbirlikli öldürme olayına tanık olmadan çalıştığı bir çok gözlem alanı olduğunu “ da söyledi. Wrangham şiddete başvurmayan şempanzelerin insan gözlemcilerine “alışmadığını”, ya da diğer topluluklardan da izole olduğunu da söylüyor. Ama bu da yeni bir soru getiriyor akla: acaba alışılmadık türden çevresel koşullar gruplar arası şempanze öldürme olaylarını tetikliyor olabilir mi?

İlk ölümcül toplu saldırıya Gombe’de 1974 yılında tanık olundu, bu olay olduğunda Jane Goodall ve çalışma arkadaşları şempanzeleri 14 yıldır gözlemliyordu. Şempanzelere 1965’te muz vererek işine başlayan Goodall bir keresinde hayvanları beslemenin “şempanzelerin davranışlarında ciddi bir etki yarattığını “söylemişti. “Şempanzeler eski zamanlara kıyasla büyük gruplarla daha sık gezmeye başlıyordu artık. En kötüsü ise, yetişkin erkekler giderek daha agresif bir şekilde hareket ediyordu. Şempanzelere  ilk kez muz verdiğimizde erkekler yiyecek uğruna çok nadiren kavga ediyordu..ama şimdi..eskisine kıyasla çok daha fazla kavga oluyor”.

Afrika’nın her yerindeki şempanzeler artık daha çok avcı tehdidiyle yüzyüze, diğer insanlar ve  çiftçiler de onlar için bir tehdit artık. Amerikan Doğal Tarih Müzesi’nde antropolog olan Ian Tattersall bana şempanze şiddetinin “insanların taarruzundan kaynaklı bir nüfus stresiyle ilgili” olduğunu söyledi. Diğer bir deyişle, şempanzeler arasında ölümcül şiddet olayları temelde hem kültürel hem de çevresel faktörlerden kaynaklanıyor olabilir. Wrangham şempanzelerin alet kullanma, flört etme ve diğer davranışlar anlamında “önemli kültürel varyasyonlar” sergilediğini söylüyor.

Wrangham’ın teorisine bir diğer itiraz ise Pan paniscus’tan geliyor, yani pigme şempanzeden, ya da diğer adıyla bonobodan. Bonobalar, Pan troglodytesllardan-yani daha ortak şempanze türünden- hem daha esmerler hem de daha zayıflar, ayrıca çok daha az agresifler. Araştırmacılar bonobolar arasında işbirlikli öldürme olaylarına hiç şahit olmadılar. Bonoboların bize genetik anlamda en az şempanzeler kadar yakın olduğunu altını çize Emory Üniversitesi’nden primatolog Frans de Waal geçen yıl The Wall Street Journal’da  bonoboların şempanzelere kıyasla “bizim primat geçmişimizi daha çok temsil ettiğini” söylemişti (bu ya da buna benzer bir yazı sitede bulunuyor- Frans de Waal ismiyle ararsanız bulabilirsiniz).

Kanıt olarak de Wall 4,4 milyon yıl önce Etiyopya’da dolaşan Aridipithecus ya da Ardi’ye dair çalışmaları gösterdi, Ardi insanların bilinen en yaşlı atası. Bu tür aslında 1990’ların başında keşfedildiyse de türün evrimsel önemi ancak geçen yıl Science dergisinin sonbahar sayısında ifade edildi. Kent Eyalet Üniversitesi’nde antropolog olan Owen Lovejoy bana Ardi’nin insan evrimiyle ilgili görüşlerde bir “tektonik kayma”yı tetiklediğini söyledi. “ Artık özellikle Ardipithecus’un bize verdiği bilgiler ışığında hominidlerin şempanzeler ve hatta bonobolardan çok çok daha az agresif olduğunu biliyoruz”.

Erkek ve dişi Ardipithecenesler dişi ve erkek şempanzelere kıyasla birbirine daha yakındı, bu yüzden de çift olmaya daha yakındılar. Ardi’de ayrıca şempanzelerin bir silah niyetini kullandığı köpekdişleri yoktu.  Bu minimal cinsel dimorfizm (iki şekillilik) özellikleri ve küçük köpek dişleri Australopithecus ve Homo erectus gibi görece 4 milyon ile 2 milyon yıl önce  ilk kez görülen sonraki hominid türlerinde de devam etti.

Ayrıca atalarımızın milyonlarca hatta binlerce yıl önce savaş yaptığına dair ne bir fosil ne de arkeolojik bir kanıt var. Evet, arkeolojik kazılar ve modern etnografya savaşın devlet öncesi toplumlarda, ve avcı-toplayıcı topluluklarda yaygın olduğunu kanıtladı; atalarımızın iki milyon yıl önce Homo genusunun ortaya çıkışıyla beraber avcı-toplayıcı gruplar halinde yaşadığı düşünülüyor. Şeytansı-erkekler tezini savunanlar avcı-toplayıcılar savaştıysa  bunu her zaman yapmış olmaları gerektiğini öne sürüyorlar.

Finlandiya’daki Abo Akademi Üniversitesi’nden antropolog Douglas Fry’ın kitabı “Beyond War: The Human Potential for Peace-Savaşın Ötesi: İnsanın Barış Potansiyeli”(2009)’nde belirttiği gibi grup şiddetinin en net kalıntısı Sudan’ın Cebel Sahaba bölgesinde, Nil nehri boyunda bulunan 13 bin yaşındaki mezardır. Bumezarda 59 iskelet bulunuyor, bunlardan 24’ünde şiddet izleri var, mesela vücuda fırlatılan cisimlerin sebep olduğu oyuklar gibi. Bilinen en yaşlı cinayet kurbanı ise Cebel Sahaba alanının 200 mil aşağısında 20 bin sene önce yaşamış bir genç adamdı; bu gencin pelvik kemiğinde iki oyuk bulundu.

Daha eski zamanlara ait ölümcül sonuçlar doğurmuş insan şiddetinin kanıtları belirsizliğini koruyor. Bir örnek olarak Irak’ın Şanidar mağarasında bulunan 50 bin yaşında erkek Neandertali verebiliriz, Neandertalin kaburgaları keskin bir nesneyle parçalanmıştı; adam yaralandıktan sonra haftalarca hayatta kalmıştı. Yara bir başka Neandertal’le kavga etmenin sonucu olabilir, Washington Üniversitesi’nden antropolog Erik Tintaus öyle düşünüyor. Ancak paleolitik yaraların çoğu olasılıkla mızrakla/sopayla avlanmaya karşı koyan cüsseli hayvanların darbeleri sonucu oluşmuştur, Trinkaus şöyle söylüyor: “erken dönem insanlarda ve Neandertallerde kırık kemikler, yaralar ve burkulmalarla ilgili bir çok kanıt buluyoruz. Savaşın şempanzelerle ortak atamıza kadar geri gittiğini gösteren hiçbir kanıt yok kesinlikle”.

Şeytani-erkekler tezini savunanlar, savaş kanıtını yokluğunun kanıt yokluğu anlamına gelmediği konusunda ısrar ediyorlar, özellikle de kadim insan ve insan öncesi kalıntıların kıtlığı göz önüne alınırsa. Rutgers Üniversitesi’nden antropolog Brian Ferguson’ın bana söylediği gibi, kanıt yokluğu eğer  ilk dönem iskelet ve yerleşim kalıntıları çok az olsaydı geçerli olurdu, az oldukları için savaşla ilgili bir bilgi vermezlerdi. Aslında dünyanın bir çok bölgesi, yüz yıllarca hatta bin yıllarca savaş yaşanmamış insan yerleşim yerlerinin kanıtlarıyla dolu. Örneğin; kazı çalışmaları Fırat nehri yakınlarındaki Ebu Hureyre’de11,500 sene önce yaşayan insanlar vardı ve orada 4,000 seneden fazla bir zamandır hiçbir şiddet işareti geriye bırakmadan yaşamışlardı.

Bu arada Ferguson Kuzey Afirka, Ortadoğu, Avrupa, Asya, Avustralya ve Amerika kıtasındaki diğer bölgelerde grup şiddetinin “kesinlikle doğru” işaretlerini bulduklarını söylüyor. Bu kanıtlar ezilmiş kafatasları, kesici alet darbeleri, oyuk kemikler gibi örneklerden oluşuyor; ayrıca kayalara çizilmiş mızraklı, sopalı, oklu, yaylı savaş  sahneleri de var; saldırılara karşı kendilerini korumak için yaptıkları istihkam da görünüyor. Ferguson, bu kalıntıların savaşın insanların nomadik bir varoluştan yerleşik bir düzene, tam olarak tarıma da bağlı olmadan, geçmeye başlamasıyla ortaya çıktığına işaret ettiğini söylüyor.

Chicago’daki Alan Müzesi’nden arkeolog Jonathan Haas şöyle söylüyor: “10 bin yıl önce olası bir savaş ve çekişme için çok az bir olay var. Ve bu olayların hepsi de istisnayı oluşturuyor.” Benimle yaptığı bir röportajda Haas tarih öncesi dönemde savaşın ortaya çıkmasını nüfus yoğunluğuna bağlamıştı, ayrıca gıda kaynaklarının azalması, insanların farklı kültürel gruplara ayrılmasını da aynı derecede önemli bulmuştu: “”bizi””onlar”dan ayrıran kültürel temeller oluştuktan sonra baskınlar, öldürme olayları ve yakma olayları çevre sorunlarının dışsal stresine yönelik kompleks bir tepki olarak görülmeye başlanıyor”.

“Öte yandan, belli bir dönem ya da nesil boyunca birbiriyle savaşan gruplar bir sonraki dönem ya da nesilde barışabiliyorlar”. Savaşın son zamanlarda ortaya çıkışı ve sporadik örüntüsü,  Wrangham ve diğerlerinin savaşın doğuştan gelen erkek eğilimlerinden ortaya çıktığı iddiasıyla çelişiyor. Haas ”eğer savaş biyolojimizin derinliklerinden kaynaklanıyorsa o zaman hep orada olacak demektir. Ama savaşın biyolojimizle ilgisi yok” diyor. Savaş kesinlikle dil gibi doğuştan gelen bir özellik değil, oysa dil insan toplumlarda her zaman görülmüş bir niteliktir.

Şeytani-erkekler teorisini savunanlar bu teoriyi eleştirenleri çoğu kez eğer doğuştan gelen bir şey değilse savaştan vazgeçmenin daha kolay olacağını düşünen naif insanlar olmakla suçlarlar. İtiraf etmem gerekirse, ben gerçekten savaş karşıtıyım. Ama benim eleştirim-ve diğerlerinin eleştirisi- ideolojiden değil bilimden kaynaklanıyor. Şeytani-erkekler teorisi sıradışı filan değil, düpedüz uydurma.

Ç.Cem

http://blogs.scientificamerican.com/cross-check/quitting-the-hominid-fight-club-the-evidence-is-flimsy-for-innate-chimpanzee-let-alone-human-warfare/

Reklamlar

Hominid dövüş kulübüne elveda” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s