Veganlar, veterinerlik fakültesinde “Hayvan Kesim Dersini” bastı

Çiçek Tahaoğlu

Vegan aktivistler, İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde “hayvan kesim dersinden” koyunları kurtarmaya çalıştı. Üniversitelerin öldürmeyi öğretmemesi gerektiğini savunan aktivistleri çevik kuvvet dışarı çıkarttı.

Vegan aktivistler, İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde “hayvan kesim dersi”ne giderek, kesilecek koyunları kurtarmaya çalıştı.

Veterinerlik öğrencilerinden bazıları bu duruma tepki gösterirken, aktivistler çevik kuvvet polisi tarafından okuldan çıkarıldıktan sonra, derse kesim için götürülen koyunlardan biri öldürüldü.

bianet’e konuşan eylemcilerden Neriman Arslan ve eyleme katılan Vehaber editörü Ecem Parlayan, veterinerlik fakültesinde öğrencilere hayvanları öldürmeyi değil, tedavi etmeyi öğretmeleri gerektiğini vurguladı.

“İyileştirmeleri lazım, öldürmeyi öğreniyorlar”

İstanbul Üniversitesi’nin farklı fakültelerinden ve diğer üniversitelerden öğrenciler ile hayvan özgürlüğü aktivistleri, veterinerlik fakültesinde hayvan kesim dersi verilmesini protesto etmek ve kesime götürülen hayvanları kurtarmak için bu dönemin son kesim dersini bastı.

bianet’e konuşan Arslan eylemin amacını şöyle anlattı:

“Kesim dersi isimli dersin anatomiyle hiçbir ilgisi yok. Bu öğrencilerin ileride hayvanları iyileştirmesi gerekiyor ancak onlara hayvanların nasıl öldürüleceğini gösteriyorlar. Hiçbir canlının nasıl öldürüleceği öğretilmemeli.

“Biz bunun öğretilmesini kesinlikle onaylamıyoruz ama illa ki öğreteceklerse de bunun video izletmek gibi farklı yöntemleri var. Ancak hocalar her seferinde inek ya da koyun kesiyorlar. Hayvanlara canları olmayan, acı çekmeyen eşya muamelesi yapıyorlar. Bizim amacımız dersi engellemek değil, o koyunların kesilmesini engellemekti.”

Çevik kuvvet dışarı çıkardı

Arslan ve Parlayan, derse gittiklerinde öğrenciler, kasap ve iki koyunu gördüklerinde çok şaşırdıklarını söyledi:

“Kasap hocayı aradı ve hoca iki koyunu kesmesi talimatını verdi. Kasap eline bıçağı alıp koyuna yönelince, koyunun önüne geçtik. Öğrencilere bunun neden yanlış olduğunu anlatmaya çalıştık. Öğrencilerin bir kısmı bizi dinlemek istedi. Kasap bile ‘Acaba kesmesek mi’ dedi. Ancak biz şiddetsizliği savunurken, iki öğrenci bize çok saldırgan bir şekilde yaklaştı. O iki öğrenciyle yaşanan tartışma nedeniyle güvenlik görevlileri geldi. Onlar bile bizi anladı ancak o iki öğrenciyle tartışma sürünce önce daha çok güvenlik, sonra polis, ardından da çevik kuvvet polisi sınıfa girdi.

“Öğretmen ve dekan da geldi. Onlara da bu dersin ve bu geleneksel yöntemlerin yanlış ve  gereksiz olduğunu anlattık. Hoca bize ‘Ben sizi 40 yaşına geldiğinizde göreceğim, defolun’ diye bağırdı. Dekan da kendisinin yapabileceği bir şey olmadığını söyledi. Oysaki yapabileceği çok şey var çünkü kendisi dekan.

“Bu sırada çektiğimiz görüntüleri sildirdiler. Bizi de dışarı çıkardılar. Sonra oradaki koyunlardan birinin öldürüldüğünü öğrendik.”

Arslan, vegan olan veterinerlik öğrencilerinin de kesim ve tecavüz olarak değerlendirdikleri sunni döllenme gibi derslere katılmaya mecbur bırakıldıklarını da ekledi. (ÇT)

Haber ve resim:

Reklamlar

Veganlar, veterinerlik fakültesinde “Hayvan Kesim Dersini” bastı” üzerine 4 yorum

  1. ÖNCELİKLE VETERİNER HEKİMLİĞİN TEMEL GÖREVİ HAYVAN SAĞLIĞIDIR.BUNUN YANINDA HAYVANSAL PROTEİN ALMAK ZORUNDA OLAN BİZ İNSANLAR İÇİN KORUYUCU HEKİMLİK KUTSAL BİR GÖREVDİR.VETERİNER HEKİM NASIL KEDİ MANTARINI TEDAVİ EDEREK SAHİBİNE DE BULAŞMASINI ÖNLÜYORSA ANTRAX DEDİĞİMİZ ÖLDÜRÜCÜ ZOONOZ HASTALIKTAN DA KURTARIYOR; HAYVAN CANLI OLSUN OLMASIN ..DİYELİM Kİ TÜM CANLILAR BİTKİYLE BESLENSİN (ETÇİL HAYVANLARI DA ENGELLEYİN ENGELLEYEBİLİYORSANIZ,ONLAR DA VAHŞİCE AVLANIYORLAR.)DÜNYADA BİTKİ KALIR MI ?EKOLOJİK DENGE SAĞLANIR MI? DÜNYA BU ŞEKİLDE NEYE DÖNÜŞÜR?…SİZLER HAYVANLARA EZİYET EDİLMEMESİ KONUSUNDA KESİNLİKLE HAKLISINIZ. KESİM ÖNCESİ CO2 Lİ BAYILTMA YÖNTEMİ İLE ACI DUYMALARINI ÖNLEMEK DE MÜMKÜN.BUNU YAPMAYANLARA KARŞI ÇIKIN.YAŞINI DOLDURMAMIŞ HAYVANLARIN KESİMİNE KARŞI ÇIKIN.ETİK KURUMLARINA ULAŞMAYA ÇALIŞIN.VETERİNERLİKTE ÖNDE GELEN KURUMLARDAN BİRİNE, ÖĞRENCİLERİNE MESLEKİ GELİŞİMLERİNE BU DENLİ SALDIRGAN DAVRANIŞINIZI ŞİDDETLE KINIYORUM.FAKÜLTESİNDE VETERİNER HEKİMLERE DERS VERMEYE ÇALIŞMAK AYRICA KENDİNİ BİLMEZLİKTİR.KİMSE SİZE ZORLA ET YEDİRMİYOR EVET SİZLER DE ÖLÇÜSÜNÜ BULUN.UNUTMAYIN Kİ YARIN BİR GÜN BİR KÖPEK İÇİN YİNE VETERİNER HEKİME MUHTAÇ OLACAKSINIZ.LÜTFEN BİRAZ SAYGI..

    Beğen

    1. insanın bir branşta yüksek tahsil yapması maalesef cehaleti gidermiyor işte bu vethekim bunun belirgin bir ispatı. girizgahta insan hayvansal protein almaya mecbur minvalinde bir cümle kurmuş. mecburiyet ifadesi bir başka deyişle sıkça işttiğimiz “insan omnivordur” iddiası üzerine temellendirilir. bunu genel geçer kabul edilmiş veriler doğrultusunda söylerler, çünkü öyle öğretiliir ve bir gelenek şekilnde sürdürülür. misal, kurban kesmek de öyledir. inançlı adam günahlarının affolunacağına şartlanmıştır bir kere ve aynı dogmatik zihniyet hayvanların kendi faydalarına yaratıldığı sanrısına kapılmıştır aynı zamanda, biraz daha bilimsel yaklaşım içinde görünen tipler ise bu argümanı öne sürüverir, üstüne de kapı gibi olduğunu düşündüğü biyoloji kitabındaki anlatımları kaynak gösterir. onları çoğunlukla besin ziniciri diye zırvalarken görürüsünüz, bilimsel dogmatizmdir bu da. dinciler ile bu bilimsel geçinen tiplerin kafalarının çalışma prensipleri et yemek sözkonusu olunca kesişir. mevzuya dönersek, tabii omnivorluk savının gerçeğin çarpıtılması dışında bir anlamı yok. orijini frugivor olan insan. bir dönemini çevresel koşulların katılığı ve amansızlığı yüzünden gelişen seçilim baskısı sonucu avlanmak zorunda kalarak geçirmiş, daha sonra da bu alışkanlığa tutunup bugünlere kadar taşımıştır. fizyolojik yapıları şu linkte karşılaştırmalı olarak görebilirsiniz. bkz: http://postimg.org/image/lrzamtbhj/ bu konuda fazla detaya girmeden geçelim. ve bitkilerin yenmesi ve herkes bitki yerse bitkiler tükenir gibi aykırı düşünceye antitez olarak bir alıntı yapayım. et atlasından alıntı yapmak istiyorum. et atlası malunuz vegan bir yayın değil. yani oldukça objektif bir persfektiften vethekim’in zihnini açacağını temenni ediyorum.
      —alıntı—
      küresel bazda yıllık üretilen arpa, buğday, yulaf ve mısırın %40’tan fazlası hayvan yemine gider (800 milyon ton). ilaveten soya başta olmak üzere yağlı tohumlar da 250 milyon tondan fazladır. şu anda mevcut 14 milyar hektarlık tarımsal arazinin üçte biri etleri için öldürülen hayvanlara yedirilecek yemleri yetiştirmek için kullanılmakta. ve yine yem olarak kullanılan saman ve yağlı tohum kabukları da eklendiğinde ekili alanların dörtte üçünü hayvan yemi üretimi ipotek altına almış durumda. bm araştırma sonuçlarında mevcut ekili arazilerin %70’inin hayvancılık için kullanıldığı tespit edildi. ayrıca tarım bölgelerinin ormansızlaştırma yoluyla sürekli genişletilmesinin bir numaralı nedeni de bu zaten. hayvanların tüketilmek için aşırı üretimine son verilmesi halinde yeni tarım alanları gerektirmeyecek şekilde dünya nüfusunun bitkisel kaynaklı beslenmesine yetecek ölçüde tarım yapmak mümkün. et sektörünün aşırı miktarda su israfının aksine, sırf bitki tabanlı beslenme alışkanlığının yaygınlaşması minimum su tüketimi ve karbon azaltımı gibi pozitif etkileriyle ekosistemin korunmasına ekstra katkı sağlaması bağlamında da hayati bir önem arz etmekte.
      —alıntı—
      ayrıca, o insani kesim kavramı, o da demekse? evet, işte ne co2 ne captive bolt ne de bir başka biçimde hissizleştirme girişimleri bildiğiniz bir vahşeti kabullenme ve normalleştirilme hezeyanından öte bir şey değil. bu teknik pratikler genellikle sonuçsuz kalır. daha geçen gün domuzları gördüm. co2 departmanında dakikalarca cebelleştiler, co2 ile ölüm süresi uzun ve sıkıntılıdır. (size verilse hoşunuza gider mi?) -domuzların hali içler acısıydı ve henüz ölmemişken adamlar aldılar kaynar su kazanına daldırdılar, sudan çıkardıklarında tek ayağından zincirli durumdayken hala hareket etmekteydi. sersemletme tabancaları da korkunç. çünkü, mezbahada çalışan elemanın serebral iskemiye neden olacak şekilde nişanlaması lazım ki hayvan bilncini kaybetsin ve bayılsın. binlerce örneğine şahit oldum bu acı tablonun ve nitekim olmuyor ve hayvanların kafasında kanamalar, ciddi bir travma ve ölmeyip debelenmeler, tarifsiz ızdıraplar. ne uğruna peki? et yemek mi? ve et yerken bu metodların uygulandığını ve amacına ulaştığını zannederek yüreğini rahatlatmak mı? sonuçta hayvanları birer ticari nesneye indirgeyip suni tohumlama ile haddinden fazla üretmek, doğadan soyutlanış vaziyette katledilecekleri vakte dek sürekli hapiste tutmak ve sonunda barbarca öldürmek için haklı bir neden yok.

      bir de şu avcı yırtıcılar konusunda not düşeyim. onların başka alternatifi yok ve ezel bezel yırtıcı-süperavcı-karnivorlardır. aslan, kaplan vb. gibi karnivorlar, et yerine başka bir diyet planı uygularsa ölür ve eti çiğ yemezse hastalanır ve yine ölür. ayrıca yırtıcıların avları da özgürdür. onlar avlarını kafeslere kapatıp zorla çoğaltmaz. (veganların düşünce setinde cidden böyle bir saçmalığı, yani avcı türleri önlemek istedikleri gibi akıl dışı bir düşünceyi barındırdığına inanacak kadar mı fanatiksiniz? ve kavrayışınız bu denli mi hasarlı, ya da paranoyak mısınız?) -neyse, uzatmayalım artık bizim ekosistemin normal işleyişi ile sorunumuz yok, ekosisteme aykırı işleyen yapay sistemlerle, hayvan sömürüsüyle sorunumuz var. son tahlilde avlanan gerçek yırtıcıların önlerinde her daim saygıyla eğiliyorum.

      Beğen

  2. bilimsel gerçekleri dogmatik olarak yorumlamak eksik beslenmeden kaynaklanan zihinsel geriliğin yaşattığı bir durum olsa gerek, bu açığı kapatmak için bir oturuşta on kılo ot yemeniz gerekecek. artık sonunda serum mu yersin başka birşey mi bilmem.cahile birşey anlatamazsın dedikleri işte tam da bu.size küçük dünyanızda bolca sağlık diliyorum..

    Beğen

  3. dogma, iki çeşit anlamı olan bir terimdir. ne manada kullandığım aşağıdaki örnekteki gibidir.

    tdk’ya göre; ” dogma: a. 1. Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi.”

    insan “mutlaka et tüketmelidir” argümanının bilimsel çevreler tarafından ekseriyetle kabul ediliyor olması, onun sorgulanamaz ve tartışmaya kapalı olduğu anlamına gelmez. insanda muhakeme yetisi adı verilen bilinçsel bir özellik vardır sonuçta. kaldı ki, geçmişten günümüze pek çok biliminsanı da insanların et yemelerinin gerekmediğini söylemişlerdir. sözgelimi, einstein da etyemezdi, et yenmesini eleştirirdi, hayvan haklarını önemserdi o da benim gibi geri zekalının biri miydi yani? ve elbette
    da vinci, newton, tesla etc. gibi daha niceleri. evrensel olarak iz bırakmış pozitif bilimci dahiler.
    sizler gibi sığ zihinlerin algısında et yemeyenlerin küçük dünyaları, dar vizyonları sizlerin düşünsel mikro evreninizin bir izdüşümü. biz buna yansıtma da diyoruz. negatif ve karanlık tarafını karşıt görüşteki kişide görmek. faili aksi yönde ararken aslında o failin aynadaki aksinde olması. ne tuhaf.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s