Marksist bir animalizme doğru

Jon Hochschartner

Marksist bir animalizm geliştirmek için; insan türü dışındaki canlıları,  Barbara Noske ve Bob Torres gibi anti-türcüler tarafından oluşturulan entelektüel temel üzerinde kurmak üzere emek değer kuramı içerisine konumlandırmalıyız. Vejetaryen sosyalist George Bernard Shaw’un “bir değer kuramının bana yoksulların sömürüldüğünü söylemesine ihtiyacım yok” dediği söylenir. Ben de bu türden bir anti-entelektüalizme sempati duyuyorum. Ancak animalistlerin aşırı solda dengesiz bir ideolojik etkisi bulunan Marksistlerin tür politikasını etkileyebilmesi için, onların dilinden konuşmayı öğrenmemiz gerekiyor. Komünist kuramın ayrıntıları konusunda uzman olmaktan son derece uzağım, ama burada yapmaya giriştiğim şey tam da bu.

Evcilleştirilmiş hayvanlar, aynen köleler gibi, herhangi bir seçim hakları olmadığı için, emeklerini satmamaları anlamında proleterlerden ayrılır. Hayvanların kendisi ticari bir maldır. İşgüçleri parça parça satılan proleterlerden farklı olarak hayvanların iş gücü ânında satılır.  Karl Marks “ Köle, işgücüyle beraber, sahibine hemen satıldı. O, bir sahibinin elinden diğerine geçebilen bir maldır. Kendisi bir maldır, ama işgücü kendi malı değildir” der.

Marksizmde “gerekli-zorunlu değer”,  sömürülenin işgücünü yeniden üretmek için ihtiyaç duyulan çalışmadır. İnsan bağlamında kölelerin ya da proleterlerin hayatta kalmak için ihtiyaçlarını karşılamak üzere gereken çalışmayı yapması demektir bu. Bu çizginin ötesi ve üstündeki bütün çalışmalar artı-değerdir, yani köle sahipleri ya da kapitalistler için kâr yaratan, ama emekçi için karşılığı ödenmeyen ekstra çalışmadır. Evcilleştirilmiş hayvanlar da sahipleri için gerekli-zorunlu ve artı değer üretir. Bir hayvan sömürücüsü bir hayvanı satın aldığında sadece hayvanı satın almış olmaz, onun bir ömür boyu sürecek işgücünü de satın almış olur; bu işgücü- başka şeylerin yanı sıra- hayvanın sıvıları, eti-kemiği ve yavruları da dahil olmak üzere  çeşitli ticari ürünler-mallar yaratmak için kullanılır. Hayvanın ürettiği gerekli-zorunlu değer, kendi yiyeceği ve barınma ihtiyacını karşılamak için yapacağı çalışmadır. Artı değeri ise sadece sahibi zenginleştirmek üzere bunun ötesinde yapacağı herşeydir.

Marksizmde köle sahiplerinin ya da kapitalistlerin, işçilerin ürettiği artı değeri artırmak için iki farklı metodu vardır. Mutlak artı değer, işçilerin belli bir dönem içerisindeki toplam çalışma süresini uzatmasıyla elde edilir. Örneğin; bir köle sahibi ya da kapitalist, çalışma gününü uzatabilir ya da bir sene içerisinde daha az yıllık izin verebilir. Bu arada, bağıl değer, artı değer için gereken işgücüne kıyasla standart değere ayrılan iş yükünü azaltarak elde edilir. Örneğin; bir köle sahibi ya da kapitalist, işçilerin hayatta kalmasını mümkün kılan ihtiyaçları azaltabilir ya da işçilerinin verimliliğini artırabilir.

Evcilleştirilmiş hayvanların artı değeri de mutlak ve bağıl değer olarak ikiye ayrılabilir. Örneğin; fayton atlarının iş günü altı saatten dokuz saate çıkarılınca, hayvan sömürücüsünün mutlak artı değeri üretilmiş olur. Bunun tersi olarak, bağıl değer de, örneğin, genetik manipülasyonl ve kimyasal büyüme ilaçları kullanımı sonucunda tavukların verimliliği artırılarak yaratılır. Bunun gibi, bağıl değer tavukların yoğun ve sıkı bir şekilde kapalı mekânlara tıkılması sonucu hayvanları yaşaması için gereken ihtiyaçların maliyetinin azaltılmasıyla üretilir.

Elbette köleler ve proleterlerin özgürlüğünü meydana getiren şeyler, evcilleştirilmiş hayvanların özgürlüğünü oluşturan şeylerden farklıdır. İnsan emekçileri için nihai ekonomik amaç, üretim araçlarının ele geçirilmesidir, ancak evcilleştirilmiş hayvanlar eğer mümkün olabilseydi, herhalde, meselâ, bir fabrika çiftliğini ele geçirip orayı işletmek istemezdi. Hayvanlar üretim sürecinden tamamıyla çıkarılmayı isterdi.

Umarım klasik Marksizm’in insanmerkezciliğinin kasıtlı olarak çarpıtılması dışında burada kuramsal hiçbir hata yoktur. Kuramsal incelikler iyi olduğum bir konu da değil. Başkalarının  bu kısa potansiyel Marksist-animalist analiz taslağını radikal anlamda genişleteceği ve gereken yerde düzelteceğine şüphem yok. Bu tavrın Occupy Wall Street, Kshama Sawant, Fight for 15 döneminde  giderek daha önemli kazanacağını düşünüyorum.

Yazı:

Towards a Marxist animalism

Resim:

http://www.occupyforanimals.net/nepal–brick-kiln-donkeys-face-the-most-extreme-working-conditions-excruciating-injuries-and-disease.html

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s