O bir çocuk olsaydı…

Roland Vincent

Hayvan Hakları, his ve duygu sahibi bütün canlıların var olma hakkına sahip olduğu inancıdır.

Yaşama hakkına.

Biz insanların kendimiz için kabul ettiğimiz; sömürüden, kölelikten uzak olma ve öldürülmeme hakkına.

Ama buna inandığımızı söylemekle gerçekten inandığımız gibi yaşamak arasında dağlar kadar fark var.

Eğer hayvanların aynen biz insanlar gibi istismar edilmeme, köle edilmeme ve öldürülmeme hakkı olduğuna inanıyorsak, o zaman bu hayatların bizim hayatımız kadar değerli olduğunu kabul ediyoruzdur.

Ve eğer bu doğruysa, o zaman herhangi bir canlının istismarı ya da öldürülmesine göstereceğimiz tepkiyle bir çocuğunu istismar edilmesi ya da öldürülmesine göstereceğimiz tepkinin aynısı olması gerekir.

En ateşli Hayvan Hakları eylemcileri bile noktada başarısız oluyor. Belki korkaklıktan, belki rasyonalizasyon mekanizmasına başvurmaktan, ya da belki de böylesi bir dehşetin standart prosedür hâline gelmesinin kaçınılmazlığını kabullenmekten.

Sebepler ne olursa olsun, bu vahşetlerle yüzleşmeli ve bunların hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini dile getirmeliyiz.

Eğer mezbahalardakiler hayvanlar değil de çocuklar olsa farklı mı davranırdık? Onları kurtarmak için mezbahaları basmaz mıydık o zaman? Kendimizi şok tabancalarıyla  çocukların arasına koymaz mıydık?… Bıçakların? Et kancalarının?

Çocuklar kamyonlara yüklense ve otobanlarımızda götürülecek olsa o kamyonların önünü kesmez miydik? Sürücülere saldırmaz mıydık? Çocukları kurtarmaz mıydık? Onları korumak için kendi hayatımızı tehlikeye atmaz mıydık?

Avcılar çocukları oklarla ve tüfeklerle avlasın diye çocuklar doğaya salınsa onları avlayanlara karşı biz de tüfek ve ok kullanmaz mıydık?

Eğer çocuklara dirikesim uygulansaydı ya da ilaç ve ürün denemeleri için üzerlerinde ölümcül dozlarda kimyasal madde kullanılsaydı, çocukları korumak için böylesi dehşet verici suçlar işleyen canavarların karşısına dikilmez miydik?

Bunları şimdi neden yapmıyoruz o zaman?

Aşırı sağcıların zigot ve embriyolar uğruna yaptıkları hakkında ne düşünürseniz düşünün (kürtaja karşı ABD’de öldürmeye dek varan sivri eylemler yapılmış). Deli olsalar da hepsi bizden daha cesur. Onlar inandıkları şeyle tamamen paralel şekilde davranıyorlar. Biz ise öyle hareket etmiyoruz.

Ben de hareketteki en büyük başarısızlıklardan bir tanesiyim.

Hayvan hareketindeki bir çok insan bende var olduğuna inandığım netliğe sahip değil. Böyle olmasına rağmen, ben de her hayvan hakları eylemcisinin ahlâki ilkesi olduğuna inandığım şeyi yapmadım.

Keskin bir nişancıyım ben. Peki neden ceset taşıyan kamyon sürücülerinden birisini yere sermedim?

Neden ölüm mekânlarına girip çıkan mezbaha çalışanlarından birisini yere indirmedim?

Neden mezbaha sahipleri ya da yöneticileri hâlâ nefes alıyor?

Neden Walter Palmer, Paul Ryan ya da Safari Kulübü üyelerinden herhangi biri hâlâ hayatta?

Siyahları öldürdükten ya da ailelerin evcil hayvanlarını vurduktan sonra nasıl oluyor da polisler hâlâ sokaklarda yürüyebiliyor?

Çünkü bunları yapmaya korkuyorum.

Hapise girmekten ve hayvanlar için hiçbir şey yapamamaktan korkuyorum.

Belki de bu tür eylemlerin diğer eylemciler üzerindeki etkisine odaklanmam lâzım. Belki bu tür doğrudan eylemler hayvan hakları hareketini harekete geçirir. Belki bir iki kıvılcım, ayaklanma çıkmasını sağlar, kitlesel doğrudan eylemler olmasını destekler, yoldaşların başka hedefleri vurması için yüreklendirir; hatta, belki de devrimi başlatır.

Belki de bunların hiç biri olmaz. Bütün girişimimiz felaket boyutunda bir başarısızlıkla sona erer. Karavana atış gibi. İktidar sahiplerini aşağı indirmek için yıldızlar aynı hizaya gelmeli belki de.

Soykırımın kurbanları ister çocuk ister hayvan olsun, bu vahşetleri sona erdirmek için yeterince güçlü olabilmeliyiz; birkaç saatliğine bu vahşetleri durdurmak bize yetmemeli.

Bir mezbahayı ya da mezbaha sahiplerini durdurmak fazla işe yaramaz. Hayvan sömürüsü ve cinayetine dahil olan insanları ödüllendiren ekonomik sistemi yıkmak zorundayız.

Hükümeti düşürmek için uğraşan diğer insanların bol sebebi ve gerekçesi var. Onların şikayet ettiği şeyler de bizimkiyle aynı; bireysel olarak kendi hedeflerimizi hayata geçiremeyiz, ama bir araya gelerek başarabiliriz. Hayvanları savunan insanlar radikal bir toplumsal değişim isteyebilir, ama aramızdan çok azı bu amacı başarmak için herşeyi feda etmeye hazır.

Hayvan hakları hareketinin, hayatlarını hayvanlar için riske atacak çok sayıda radikal eylemciye ihtiyacı var:

Devrimi başlatacak radikallere. Devrimin yeşerdiğini görecek devrimcilere. Yeni toplumsal düzeni yönetecek yöneticilere. Hayvan  Haklarının ortaya çıkacak yeni toplumda önemsenmesini sağlayacak düşünürlere ve eylemcilere.

Yazı:

https://armoryoftherevolution.wordpress.com/2015/10/24/imagine-it-were-a-child/

Resim:

*** Yazıda geçen şiddet içerikli düşünceler ya da öneriler  şahsi görüşümü yansıtmamaktadır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s