Hayvanların devrime ihtiyacı var

Roland Vincent

Kesişmecilik, ortak menfaatlerin bir araya gelmesi demek. Solda ise önyargı, kapitalizm, yabancı düşmanlığı, kadın düşmanlığı vb. baskı kurbanlarının ortak muhalefeti anlamına geliyor kesişmecilik. Kapitalizmin kurbanları arasında hayvanlar da var. Hayvan eylemcileri de politik solun  bir parçası olmalı. Ancak soldakilerin çoğu, evrensel haklara sahip olmak yerine gay, kadın, siyah vb. olsalar da dar hedeflerle ilgileniyor ve çoğu hayvanları ezmeye devam ediyor.

İnsan haklarının savunan nice insan, insan haklarını geliştirmek için  hayvanların menfaatlerini insanların menfaatleriyle bir tutmayı bırakın, hayvan zulmüne son vermenin bir önkoşul olduğunu düşünmüyor bile.

Hayvan hakları eylemcileri, seslerini; LGBT, farklı ırktan insanlar, çevreciler, ekonomik adaleti savunanlar vb. ile bir araya getiriyor. Ancak ilginçtir, bu gruplardan çok azı sesini hayvanları savunmak için yükseltiyor.

Sonuç; müttefiğimiz, ortağımız, yoldaşımız olması gereken insanlar hakkında hayvan hakları hareketinde giderek çoğalan bir hayâl kırıklığı.

Cevap hem derin, hem basit. Hayvan hakları eylemcileri tek başlarına kapitalizmi sona erdiremez. Tek başımıza devrim yapamayız.

İnsan tarihindeki hiçbir baskı tipi, kapitalizmde hayvanların maruz bırakıldığı vahşetle boy ölçüşemez. Her yıl 60 milyar hayvan mezbahalarda öldürülüyor. 2,5 trilyon deniz canlısı ağlarda, endüstriyel gemilerde, tuzaklarda can veriyor.

 

Ezilen insanlardan farklı olarak hayvanlar insanlarla mücadele edemiyor.

Kapitalizmin sebep olduğu kötülükler insanların başkaldırmasına sebep oluyor; ucuz işgücü, doğal kaynaklar, çevrenin yok edilmesi ve kudurmuş bir tüketime dayalı ekonomik sistemi yıkmak isteyen devrimcilerin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Küreselleşme, kapitalistlerin gezegenin ırzına geçmeye devam etmesini, Üçüncü Dünya ülkelerini sömürmesini garantiliyor. Hükümetler aslında bankalardan ya da çok uluslu şirketlerden başka bir şey değil; demokrasi ise kötü bir şaka.

Felsefi olarak hayvan hakları eylemcileri dünyadaki bütün devletlerin düşmanıdır. Pratik olarak, hayvan hakları eylemcilerinin her devrimci hareketle, her kapitalizm düşmanıyla bir araya gelmesi gerekir.

Gıda sistemi içerisinde hapsedilmiş hayvanlar için insan ırkı Nazilerden başka bir şey değil. İşkenceci, tecavüzcü ve katil. Sadece bıçakları bileyen, testereleri kullananlar değil; et, süt, yumurta yiyen herkes, deri kullanan herkes, bütün bu zulümlere izin veren sistemi destekleyen herkes, suç ortağı.

Eğer hiç ayrım yapmadan sokaktaki insanları vurmaya kalksak hayvan düşmanı olan insanları vurma olasılığı %99.

Kapitalist ülkeler sosyalist ülkelere kıyasla daha fazla hayvan öldürüp tüketiyor, bu gerçek tek başına eylemcilerin sosyalist bir devrim için mücadele etmesine yetmeli. Tek başına bu gerçek soldaki yoldaşlarımıza ulaşmamıza, büyük solcu koalisyonlara katılmamıza, dünyadaki sosyalistleri ve radikalleri desteklememize yetmeli.

Devrim yakın değil, ama hedefimiz bu olmalı. Hayvanların tek ümidi bu çünkü. Devletin binalarını basıp mezbahaları küle çevirecek yeterli sayıda hayvan eylemcisi ve devrimci yok.

Hayvan endüstrilerinin ofislerini ele geçirecek, yönetim kurulundakileri tutuklayacak kadar çok insan yok aramızda.

Ama bir gün olabilir.

Umarım o günü görürüm.

Kapitalizmin sonunu.

Faşist devletin sonunu.

Büyük tarım şirketlerinin, mezbahaların, endüstriyel yemliklerin, paketleme tesislerinin ve fabrika çiftliklerinin sonunu.

O güne dek elimizden geldiği kadar hayvanları korumak zorundayız. Elimizden geldiğince kurtarmalıyız. Mümkün olan her yerde hayvan hakları eylemcilerini saflarımıza katmalıyız.

Ve devrimi plânlamalıyız.

Bunu nasıl yapacağımızı sık sık soruyorlar bana. Devrim beklentisi bu kadar düşükken nasıl devrimci olabiliriz?

Devrim, toplum ve politik bir ayaklanma olduğu kadar bir ruh halidir de aynı zamanda.

Devrim bir süreçtir, bir plândır, bir hedeftir ve bir rüyadır.

Devrim adalettir. Zulmün sonudur. Adaletin, empatinin, özgürlüğün ve şefkatin başlangıcıdır.

Devrime giden yol eğitim yoludur. Bilgili eylemciler başkalarını bu davaya katmak için katalizör görevi görür. Hedef kitlemiz, hayvanları ve kedileri kurtaran insanlar. Hayvanları seven erkek ve kız kardeşlerimiz. Köpekleri sevmekten yola çıkıp en az petler kadar yaşamayı hak eden, gıda sistemindeki canlıların var olduğunu kavramak için küçük tek bir adım yeter. Acı, ızdırap ve yaşama arzusu söz konusu olduğunda bütün hayvanlar aynıdır. İnsanlar dahil.

Görevimiz; beraber çalıştığımız, beraber yürüdüğümüz, beraber yaşadığımız ve umursadığımız insanları uyandırmak. Hayvan korumacılıktan bir adım ileri atarak hayvan eylemcisi, bir adım daha atarak devrimci olmak mümkün.

Her adım bizi hayvan özgürlüğü ve toplumsal adalete yaklaştırıyor. Safımıza kattığımız her eylemci devrimci ordumuzu kuruyor.

Devrim için tek bir şansımız var.

Çünkü eğer başarısız olursak hepimiz ya öleceğiz ya hapse tıkılacağız.

Eğitmekten, yoldaş kazanmaktan ve kapitalizmi yıkmayı plânlamaktan başka hayvan korumacılık konusunda da çalışmalıyız.

Hayvanların bizim hukuki ve ekonomik sistemimizde yaşamak zorunda bırakıldığı dehşet verici olaylar ancak ve eğer sistemi sona erdirebilirsek bitecek. O âna dek milyarlarca hayvan şirketlerin ve çalışanların ellerinde acı çekip ölmeye devam edecek.

Kapitalizm dünyada var olan bütün hayvan ızdırabı ve ölümlerinin baş sebebi.

İnsanları durmaya çağırarak durduramayız bunu. Eti boykot ederek, vegan olarak bu dehşeti durduramayız. Devletten daha insanî yöntemleri yasallaştırmasını dileyerek gıda sisteminde kıstırılmış hayvanlar için hiç bir şey yapamayız. Ne kadar etkisiz, ve abartı gibi görünse de mezbahaları yakmak ve büyük ticaret şirketlerinin yönetim kurullarını basmak daha fazla işe yarayabilir.

Tahmin edemeyeceğimiz kadar çok hayvan nesli bu endüstriler tarafından işkence görecek ve öldürülecek. Esas odak noktamız elimizden geldiğince onların acısını azaltmak olmalı. Bu, boynumuzun borcu. Diğer insanları vegan olmaya ikna ederek bu katliamı durduracağımız düşüncesi gülünç. Biz veganlar Hayvan Hakları savaşında hayvan yememekten daha fazlasını yapmadığımız sürece geri hizmette kalmaya mahkûmuz.

Hayvanların dostu olmalıyız. Kısa dönemde onları aktif olarak korumak, uzun vadede onların düşmanlarını alt etmek için.

Hayvanların düşmanları, kesim zincirinde görev alan herkes; bıçağı bileyen pisliklerden şirketleri yöneten takım elbiselilere dek. Kapitalizmi savunan herkes. Her muhafazakâr politikacı. Her muhafazakâr seçmen. Bu sisteme para kazandıran her düşüncesiz, vurdumduymaz tüketici.

Kapitalizmi ve onu mümkün kılan hukuki sistemi yerle bir etmek insan uygarlığındaki en büyük adımlardan biri olacak. Bu, tarihte hayvanlar için gerçekleşecek en ama en önemli olay.

Ne yazık ki ufukta böyle bir olasılık görünmüyor.  Bu korkunç olaylara ne kadar son vermeyi istesek, hayvan tüketimini ne kadar yasaklanmasını dilesek, hayvanların öldürülmesinin yasa dışı ilan edilmesini arzu etsek de şu anda bunların hepsi ancak bir rüyadan ibaret.

Kısa vadeli  hedefimiz, devletin hayvanları algılama biçimine etki etmek olmalı. Muhafazakârları yenmek zorundayız. Muhafazakârlar düşmanımız. Onlar hem hayvanların düşmanı hem de hayvan hakları eylemcilerinin düşmanı. Kesim endüstrilerini mümkün kılanlar ve savunanlar onlar. Reformlara engel olanlar onlar. Su parklarının, at ve köpek yarışlarının, rodeoların, hayvanat bahçelerinin, sirklerin, sahipsiz hayvanların öldürüldüğü barınakların ve yavru köpek yetiştirilen merkezlerin hâlâ var olmasının sebebi onlar. Hâlâ anestezi kullanmadan gaga koparma, boynuz koparma, kuyruk koparma, diş sökme pratikleri varsa onlar yüzünden. Dakikada 12 inek ve dananın bilincini kaybetmeden bacaklarının kesiliyor olması da onlar yüzünden: hayvanların öldüğünden garantilemek için kesim hattını yavaşlatmayı reddediyorlar. Aynı şey canlı canlı haşlanan tavuklar için de geçerli. Muhafazakârlar kesimin yavaşlatılmasına yönelik girişimleri engelliyor, bu yüzden tüyleri hemen dökülsün diye haşlanmış su tanklarına atılan tavuklar herşeyi canlı canlı yaşıyor. Hızlı kesim hatları, hayvanları öldüren şirketler için daha çok para demek. Muhafazakâr politikacılar da üzerlerine düşen görevi aynen yerine getiriyor.

Tarım Bakanlığı’nın bir kolu olan ve büyükbaş hayvan endüstrisinin şubesi gibi davranan Yaban Hayatı Şubesi’ne finansal destek verip destekleyen muhafazakârlar için de aynı şey söz konusu. Yabani Hayat Şubesi her yıl büyük baş hayvan çiftçilerine kâr getirmeyen milyonlarca hayvanı öldürüyor.

Muhafazakârlar yabani atların yakalandığı avlara, at katliamına, atların Kanada ve Meksika’ya nakledilmesine, yasal tilki ve çakal itlaflarına, federal topraklardaki yasal avlara, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanların  EPA’dan(Çevresel Koruma Birimi) silinmesine destek veriyor, hatta EPA’nın tamamen ortadan kaldırılması için uğraşıyorlar.

Muhafazakârlar petrol, maden vb. endüstrilerine yardım ediyor, iklim değişikliğinin gerçek olduğunu, bilimin endüstriyel hayvancılığın iklim değişikliğinin gerçek sebebi olduğunu ortaya koyduğu kanıtlarına rağmen, reddediyorlar.

Muhafazakârlar Wall Street, Büyük Bankalar, Büyük İlaç Endüstrileri, Büyük Petrol Endüstrileri, Büyük Tarım Endüstrileri tarafından satın alınıyor, paraları ödeniyor. Faşizm şirket ve devlet iktidarı ortaklığıdır. Seçilerek göreve getirilenler yasal olarak rüşvetle satın alınabildiği sürece faşizm serpilmeye devam edecek. Demokrasi, büyük şirketleri ve ABD hükümetini yöneten oligarklar için bir aşağılama, küçümseme sebebi olmaya devam edecek.

Kısa vadeli amacımız kapitalizmin diğer kurbanlarıyla kol kola girmek, şefkatli ve umursayan bireylerin göreve getirilmesi için çaba göstermek, ilerici hedefler için bir araya gelmektir: yani çevrecilerle, işgalcilerle (occupy hareketi), toplumsal adalet savunucularıyla, farklı ırktan insanlarla, kadınlarla, savaş karşıtlarıyla, küreselleşme karşıtlarıyla, gaylerle ve transseksüellerle, yaşlılarla, evsizlerle, yoksullarla ve çalışan yoksullarla, hapishane reformcularıyla, eski hükümlülerle, vicdani retçilerle ve politik soldaki herkesle bir araya gelmek zorundayız.

The Animals Need A Revolution

Reklamlar

Hayvanların devrime ihtiyacı var” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s