Hayvan haklarının gerçekleşmesi için şiddete başvurmak gerekecek mi?

revolution

Roland Vincent

Toplumsal değişimin önündeki en büyük engel hukuktur. Hukuk, iktidar sahiplerinin iktidar sahibi olmayanlara karşı silahıdır.

Hukuk uygarlığın büyük başarısı olarak gösterilir, hukuk olmasa adaletsizlik ve kaos olacakmış gibi çığırtkanlık yapılır.

Oysa işin aslı  şu: hukuk, devletlerin adaletsizlik yaratmak ve bu adaletsizliği sürdürmek için kullandığı bir metoddur. Hukuk; devletin bireylere, azınlıklara, zayıflara, muhtaçlara ve ezilenlere karşı yürüttüğü eylemlerin meşrulaştırılmasıdır. Hukuk, toplumda reform yaratmak için hükümeti değiştirmeye çalışanlara karşı kullanılan bir silahtır ayrıca.

Devletler tarafından  insanlara karşı uygulanan ya da tolere edilen bütün eylemler hukuka uygundur. Amerikalı yerlilerin imha edilmesi hukuka uygundu. Kölelik hukuka uygundu. Nazi Soykırımı hukuka uygundu. Stalin’in soykırımları hukuka uygundu. Vietnam, Irak, Afganistan, Suriye ve Libya’da masumların katledilmesi hep hukuka uygun eylemlerdi.

Bunun gibi, hükümetler statükoya meydan okunmasını engellemek amacıyla bir takım yasalar çıkarır. Bu yüzden Amerikalı yerlilere yardım eli uzatmak hukuka aykırıydı, Yahudileri saklamak yasa dışıydı, sadece beyazlara ait mekânlarda siyahların oturması yasa dışıydı, devlet adına insan öldürmeyi reddetmek de yasa dışıydı. İsyan etmek hukuka aykırı, hükümete karşı silah kuşanmak yasa dışı, devrim de yasalara aykırıdır. Hayvanları sömürüden ve öldürülmekten kurtarmak da öyle.

ABD devleti, hayvan ticaretine müdahale eden hayvan eylemcilerini hedef alan  dehşet verici Hayvancılık Yatırımları Terörizm Yasası’nı kabul etti. Bu yasa Büyük Tarım Şirketleri tarafından yazıldı ve Feinstein, Inhoffe gibi Wall Street ve Büyük Tarım Şirketlerinin kuklası olan senatörler tarafından kongreye sunuldu.

Hayvan Hakları eylemcileri bırakın silahlı mücadeleyi, şu anda devam eden (yılda 60 milyar hayvanın katledildiği) Hayvan Soykırımı’na müdahale edebilecek  kadar çok kişiden bile oluşmuyor.

Hayvan Soykırımı artıyor. Dünyada yaşanan nüfus patlaması karşısında vegan sayısı azalıyor.

Diğer insanları masum hayvanların katledilmesine son vermek konusunda eğitmek, propaganda yapmak ve hatta yalvarmak bir işe yaramıyor.

Daha etkili ve net bir eylem gerek.

Hayvanların tek ümidi, başkaldırı ve toplumsal devrim.

Hukuki sistemlerimiz, hayvancılık ticareti ve endüstriyel cinayetin bütün dehşetine hayvanlar bizim malımız olarak görüldüğü için izin veriyor.

Kapitalistler para kazanmak için hayvan kurbanların cesetleri üzerinden bu dehşeti sürdürüyor, hukuki sistemler  kapitalistlerin bunu yapmasına izin veriyor, devletler kapitalistleri koruyor, ve dinler zulmü onaylıyor.

Her hukuk sistemi, hayvanları insanlara ait bir mal olarak görüyor. Belli koşullar altında belli hayvanlara yönelik tuhaf yasal koruma maddeleri var, ama hukuk sistemlerinin hayvanların yaşadığı acılara ve sömürülere karşı vurdumduymaz bir tavır içerisinde olduğu rahatça söylenebilir.

İnsan uygarlığı; zulmedenlere karşı ezilenlerin, güce karşı hakkın, iktidarı olmayanların iktidar sahiplerine karşı mücadelesinden ibaret.

Hayvanların kendilerine zulmedenlere karşı koyma olanağı yok, hayvanların yaşadığı zulüm insan tarihinde benzeri olmayan bir zulüm. Bugüne dek yaşanan bütün savaşlarda öldürülen insan sayısı, önümüzdeki 3 gün içerisinde insanların öldüreceği hayvan sayısından daha az.

Hayvan Hakları; hayvanların sömürü, zulüm, kölelik ve cinayetten özgür bir şekilde yaşama hakkı olduğunu ileri sürer. Aynı hakları biz insanlar kendimiz için kabul ediyoruz.

Hayvan Haklarını savunan insanlar insan nüfusu içinde önemsiz bir azınlıktan ibaret. İşte bu sebeple kapitalizmin ve dünyadaki devletleri kontrol eden çürümüş faşist sistemlerin düşmanlarıyla bir araya gelmeliyiz.

Dünyanın her yerinde toplumsal devrimi hayata geçirmek için birlik olmalıyız.

Hayvan haklarını tanıyan bir devlet yok dünyada. Tek bir tanesi bile his ve duyguları olan canlıların öldürülmesini hukuken yasaklamıyor. Hiç biri insan ve hayvan özgürlüğünü savunmuyor.

Hayvanlar için insanların tamamı, bir Nazi ırkı. Hayvan Hakları eylemcileri için bütün insan toplumları düşmanın ta kendisi; aynen dünyanın bütün devletleri, insanların çoğunluğu, bütün büyük dinler ve çoğu küçük dinler gibi.

İnsanlar hayvanları tarihte daha önceden görülmemiş bir oranda sömürüyor ve  öldürüyor.

Bu katliamı ve dehşeti durdurmanın tek yolu, insanları durmaya zorlamak.

Şiddet içeren bir devrimle.

Ve bu devrim, bizler devrimi hayata geçirmek için gereken toplumsal huzursuzluğa ve muhalif kitleye ulaşana dek gerçekleşemez.

O kitlenin oluşmasını sağlamak, hayvan hakları eylemcilerinin birincil görevi olmalı.

***

Yazı ve resim:

https://armoryoftherevolution.wordpress.com/2015/09/12/ultimately-animal-rights-will-require-violence-to-succeed/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s