“Veganizm ve bilimi çarpıtmak”

Nikola Tesla, 1893 Original Photograph by Napoleon Sarony, Colorized by Dana Keller

Çınar Ekiz

Mit: “Omnivoruz, demek ki et yemeliyiz.” ve “Atalarımız da et yiyordu.”

Cevap: Omnivor olmak et yiyebiliyor olduğumuz anlamına geliyor. Lakin yiyebiliyor olmamız, yememiz gerektiği anlamına gelmiyor. Meseleye bu bağlamda bakacaksak, bizler yamyam da bir türüz aynı zamanda. Haliyle bu da birbirimizi yememiz gerektiği anlamına gelmiyor.

Meksika Tlatelcomila’da ortaya çıkan bulgular;

http://www.dailymail.co.uk/…/Ancient-cannibals-used-chillie…

İspanya;

http://www.dailymail.co.uk/…/Early-man-butchered-ate-brains…

Hatta daha güncel olarak (2015): Tanzanya’da şans ve zenginlik getirdiğine inanıldığı için kaçırılıp vücutlarından parçalar alınan albinoların eti dahi yeniyor. Ek olaran National Geopraphic’in günümüzde yamyamlıkla ilgili belgeselleri izlenebilir.

Cevap 2: Otuz bin sene önceki atalarımızla (onların koşulları, beslenme ve yaşama biçimleriyle ve dahi fizyolojik özellikleriyle) günümüz insanını kıyaslamak, birinin üç yaşındaki haliyle şimdiki halini kıyaslaması kadar absürd olur.

Mit: “Et ya da hayvansal gıda tüketmek protein alımı için şarttır. Hayvansal gıdalar bu bakımdan bitkilerden daha üstündür.”

Cevap: Dünyanın beslenme konusundaki en yetkili kuruluşu The Food and Nutrition Board of the National Academy of Sciences “Ellerinde bitkisel protein karışımıyla beslenen kişilerin mutlaka hayvansal protein almaları gerektiğini söyleyecek yeterli delil olmadığını” açıkladı. Ayrıca Beslenme konusundaki en yetkin sağlık kuruluşlarından biri olan Amerikan Gıda ve Beslenme Akademisi’nin vegan beslenmeyle alakalı bilimsel araştırması:

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19562864

Ek olarak;

http://www.doktormurat.net/…/…/hayvansal-proteinler-ustun-mu

ve Dr. Murat Kınıkoğlu’nun vegan beslenme ile ilgili kitabı;

http://www.idefix.com/…/vegan-beslenme-murat-kin…/tanim.asp…

Mit: “Zekamız et yediğimiz için gelişti.”

Cevap: İnsan beyninin büyümesi et yemeye bağlı olsaydı, bizden çok daha fazla et yiyen etçillerin beyinlerinin insan beyninden büyük olması gerekirdi. İnsan beyni 1200-1450 gramken sadece etle beslenen aslanların beyni 260 gramdır. Ot yiyen gorilin beyni (500 gram) et yiyen aslanın beyninden büyüktür. Ağırlık olarak insan beynine en yakın olan hayvanlar yunuslar olup, sadece bitkiyle beslenen fillerin beyni bizden büyüktür. Balık yiyen kutup ayılarının beyni de 500 gramı geçmez. İnsan beyni yakıt olarak et değil nişasta-şeker kullanır. Tükettiğimiz glukozun % 25’i beynimiz tarafından harcanır. Buna karşılık hayvansal besinlerde glukoz değil yağ ve protein bulunur. Bu yüzden de et, yumurta gibi hayvansal gıdalar beyin için iyi bir yakıt değildir. Vücudumuz hayvansal gıdalarda bulunan amino asitlerin yarısını kolayca glukoza çevirirken kalan yarısı ketoacide dönüşür. Papua New Guinea’da yaşayan insanlar enerjilerinin % 90’ını sadece patatesten almalarına ve çok az miktarlarda hayvansal gıda tüketmelerine (günlük yağ alımı 6 gramın altındadır) rağmen sağlıklı beyinlere ve akıllı çocuklara sahiptirler. Evrimsel süreçte insan beyni et yediği için değil nişasta içeren kök bitkiler yediği için ve besinleri pişirmeye (salt eti pişirmeye değil, “besinleri” pişirmeye başladığı için!) başladığı için gelişti.

https://www.ted.com/…/suzana_herculano_houzel_what_is_so_sp…

Mit: “Hayvanlar aptaldır. Gelişkin zekaya sahip tek tür insandır.”

Cevap: “Bin yıldır, her türden yetkili makamlar -dinlerden, seçkin otoritelere kadar- rahatsızlık verecek şekilde insanların, hayvanlar aleminde en zeki varlıklar olduğu fikrini tekrar ediyorlardı. Ancak, bilimin bize gösterdiğine göre hayvanlar, insanlardan üstün bilişsel yeteneklere sahip olabilirler.”

İlgili çalışmalar; http://phys.org/…/2013-12-humans-smarter-animals-experts.ht…

Ayrıca şu da var;

“İnsanlar bilinç sahibi tek canlı değil; Hayvanlar da insanlarla kıyaslanabilecek derecede bilince sahip. Bu, aralarında bütün memeliler, kuşlar ve ahtapotun da olduğu birçok canlı için geçerli.”

“Aynı noktada buluşan ortak kanıtlar, hayvanlarda nöroanatomik, nörokimyasal ve nörofizyolojik bilinç durumlarının alt katmanlarının var olduğunu ve hayvanların kasıtlı davranışlar gösterme kapasitesi taşıdıklarını göstermektedir. Bunun sonucu olarak, elimizdeki kanıtlara göre, insan, bilinç oluşturan nörolojik altyapıya sahip tek canlı değildir. Aralarında bütün memeliler, kuşlar ve ahtapot gibi birçok canlının da bulunduğu hayvanda bu nörolojik altyapı bulunmaktadır.”

“Yapmamız gereken, daha az yıkıcı çözümler bulmak. İnsan hayatı üzerine araştırmalar yapmak için başka hayatları sona erdirmek zorunda değiliz. Hayvan hayatına saygı duyan daha iyi teknolojiler geliştirebiliriz”

“Sanırım vegan olacağım. Hayvanlar hakkındaki bu yeni bulgulardan, özellikle onların acıyı deneyimlerken yaşadıkları zulümden etkilenmemek olanaklı değil.”

Bu açıklamayı yapanlar, 7 Temmuz’da İngiltere’nin Cambridge Üniversitesi’nde düzenlenen uluslararası bir konferansta toplanan bilim insanları. “İnsanda ve Hayvanda Bilinç” başlığı altında gerçekleştirilen Francis Crick Anma Konferansı’nda, aralarında Stephen Hawking’in de bulunduğu 15 uzman, bu sonucu kanıtlayacak bilgileri sundular.

* The Cambridge Declaration of Consciousness, CBS 60

İlgili döküman; https://yadi.sk/i/Z4E7Pv5FhzoK7

“Nükleer fizik ya da diğer bilimler gibi, sosyobiyoloji de istismara açıktır. Başka insanları öldürmeyi ya da onlara acı çektirmeyi gerekçelendirmek için insanların bahaneleri her zaman olmuştur. Fakat Darwin evrim teorisini ortaya koyduğunda, evrime dayalı akıl yürütme de bu bahaneler gibi istismar edilmiştir.”

Jared Diamond, Üçüncü Şempanze: İnsan Türünün Evrimi ve Geleceği, Alfa Yay., s.114

Söz konusu hayvan ve hayvansal gıda tüketimi olduğu zaman, kişisel zevklerinden ve alışkanlıklarından feragat etmek istemediği için kimi insanlar bilimin arkasına sığınmaya çalışıyorlar ve hemen sağlığa yararlı olmadığından, evrimden, doğa kanunlarından bahsetmeye başlıyorlar. Yetmiyormuş gibi insanları da yanlış yönlendiriyorlar. Öncelikle şu iki şey iyice anlaşılmalı;

1- Hayvan ve hayvansal gıda tüketimi (yani hayvancılık) gezegenimiz için sürdürülebilir değildir. Bu konuda elimizde yığınla veri var artık. Tek bir kişinin de hamburger sevdası, gezegenimizden, doğadan ve içinde yaşayan tüm canlılardan daha mühim değildir. Ayrıca bilimden bahsediyorsak, facebook sayfalarında gezinen uydurma bilgilerle değil, doğru bilimsel kaynaklara göre hareket etmek gerekir.

2- Sürdürülebilirlikten, doğadan vesaire bahsettiğimizde anlaşılmış olabileceği gibi, veganlık yalnızca bir diyetten (vejetaryenlik gibi), yani beslenmeden ibaret değil. Bugün hayvan ve hayvansal gıda tüketimin az evvel belirttiğimiz gibi doğaya olan olumsuz etkilerini, dünyadaki açlığın en büyük sebeplerinden biri olduğunu ve tür ayrımcılığının diğer tüm ayrımcılık biçimlerinin (ırkçılık, cinsiyetçilik, homofobi, transfobi, bifobi, sınıf ayrımı, hiyerarşi vs.) temelini oluşturduğunu ve bunları körüklemeye devam ettiğini biliyoruz. Görüldüğü üzre bu “kişisel” bir mesele yahut yalnızca kişiyi bağlayan bir tercih değil.

Yanı sıra dünya üzerinde yaşamış en zeki insanların ya da günümüzde kabul görmüş kimi bilim insanlarının da hayvanları ve hayvansal gıdaları tüketmenin yanlış olduğunu belirttiklerini görüyoruz.

“Genel ilkeler adına, sığırı gıda sağlayan bir araç olarak yetiştirmek sakıncalıdır. Kesinlikle sebze yetiştirmek buna tercih edilmelidir ve bu nedenle de vejetaryenliğin, kurulu olan barbar alışkanlık sisteminden övgüye değer bir ayrılış olduğunu düşünüyorum. Bitkisel gıdayla geçinebileceğimiz ve hatta bu yolda çalışmalarımızı avantaja dönüştürebileceğimiz, yalnızca bir teori değil, müspet bir gerçektir. Birçok ırk, neredeyse yalnızca sebzelerden gelen üstün fizik ve güce dayanarak yaşar. Örneğin, yulaf ezmesi gibi bazı bitki besinlerinin, etten hem daha ekonomik hem de mekanik ve zihinsel performans konusunda etten daha üstün olduğuna şüphe yoktur. Dahası, bu tür gıda, sindirim organlarımızı kesinlikle daha az vergilendirir ve bu gıda miktarı bizi daha mutlu ve girişken yapar. Bu gerçekler ışığında, her çaba, ahlakımıza aykırı bir şekilde hayvanların nedensiz yere vahşice katledilmesini durdurmaya yönelik olmalıdır.”

Nikola Tesla

“Vejetaryenliğin yayılması kadar insanlığın sağlığına ve dünyada hayatta kalmalarına fayda sağlayacak başka bir şey yoktur.”

“Artık yağ olmadan, et olmadan, balık olmadan yaşıyorum ve bu şekilde gayet iyi hissediyorum. Daima insanın bir etçil olarak doğmadığını düşünmüşümdür.”

Albert Einstein

“İnsan kibirle kendini müthiş bir başarı olarak görür, ilahi bir varlığa layık gibi. Ancak bence kendisinin hayvanlardan geldiğini kabul etmek daha saygıya değer bir şey.”

“Zevk ve acıyı, mutluluğu ve ıstırabı hissetme kabiliyetleri esas alındığnda, insanlar ve hayvanlar arasında fark yoktur.”

Charles Darwin

“Diğer hayvanları köleleştiren, hadım eden, üzerinde deney yapan ve onlardan biftek yapan insanların, hayvanların acı hissetmediğine dair anlaşılması kolay bir eğilimi var. İnsanlar ve “hayvanlar” arasındaki keskin ayrım, eğer biz hayvanları zerre kadar pişmanlık ya da suçluluk duygusu hissetmeden irademize boyun eğdirmek, bizler için çalıştırmak, onları giymek, onları yemek istiyorsak hayati öneme sahiptir.Hayvanlar fazlasıyla bizim gibiler.”

“Kuşku yok ki çağımızın kimi alışkanlıkları sonraki kuşaklar tarafından barbarca tavırlar olarak görülecek. Torunlarımız, küçük çocukların, hatta bebeklerin anne-babalarıyla değil yalnız başlarına uyumalarında ısrar ettiğimiz; halktan onay alma ya da yüksek siyasi konuma gelebilme uğruna milliyetçi tutkuları alevlendirdiğimiz; rüşvet ve değer yitimine yaşam şekilleri olarak göz yumduğumuz; hayvan beslediğimiz; hayvanları yiyip şempanzeleri hapsettiğimiz; yetişkinlerin rahatlatıcı ilaç kullanımını suç saydığımız; çocuklarımızın cahil yetişmesine izin verdiğimiz için bizden nefret edebilirler.”

Carl Sagan

“Ben vejetaryen olmak istiyorum. Herkesin vejetaryen olmasını isterdim. 100 veya 200 yıl sonra bugünkü hayvanlara karşı davranış şekillerimizle dedelerimizin kölelere davranış şekillerine baktığımız gibi bakabiliriz. Çiftliklerde ve kesimhanelerde hayvanlara karşı zalimce muameleye karşı çıkmak bizim için çok önemlidir.”

Richard Dawkins

Not: Vejateryenlikten bahsedilmesine takılmayın. Bu kişilerin kiminin yaşadığı dönemde yumurta ve süt endüstrisi mezbahalardan daha beter halde değildi belki de. Ama şimdi öyle. Şimdikilerin de durumdan pekâlâ haberi olmayabilir. Günümüzde neresinden bakarsak bakalım vejateryenliğin etik bir tarafı yoktur ve bütünüyle çelişkili ve tutarsızdır. Çünkü mandıralarda ve yumurta üretim yerlerinde hayvanlar hayatları boyunca tecavüze uğrar, dayak yer ve artık süt ya da yumurta veremeyecek hale gelince de mezbahaya gönderilirler. Bunların yanı sıra veganlar, vejetaryenlerin aksine hayvanlar üzerinde test edilmiş herhangi bir kozmetik ürünü ve içinde hayvansal madde bulunan herhangi bir ürünü de tüketmezler. Ayrıca hayvanlardan üretilen tekstil ürünlerini de tüketmez; sirkleri, hayvanat bahçelerini, rodeoları, at yarışlarını, kısaca hayvanların her ne şekilde olursa olsun kullanımı reddederler.

***

Not: Bu yazıda www.sosyalistforum.net sitesindeki “Hayvan Özgürlüğü” rumuzlu kişinin ilgili gönderisinden yararlanılmıştır.

Resim:

Reklamlar

“Veganizm ve bilimi çarpıtmak”” üzerine 5 yorum

  1. Yazılanların yarısı çalıntı. Bir insan neden başkalarının yazdıklarını kendi yazısı gibi sunar, anlamak güç… Kopyalanan bölümlerin alıntı olduğu filan da belirtilmemiş, bildiğin araklamış “yazar”. Daha önce bunları bir yerlerde okuduğumdan biliyorum. Ve açıkçası çok şaşırdım.

    Bu yorumlardan kopyalanmış:

    http://www.sosyalistforum.net/329180-post59.html

    http://feministsozluk.org/0/discussion/comment/1964/#Comment_1964

    Etiket merakınız, veganizmin önüne geçmesin lütfen. Amaç veganizme faydalı içerik üretmekse; bu çok fazla şekilde yapılır, çalarak çırparak yapılmaz… Ayrıca, o ismi makalenin tepesine girmekse mesele, hayvan özgürlüğünden filan bahsetmeyin bir daha. Facebook veganları sizi…

    Başlığın şu şekilde değiştirilmesini öneriyorum; “Veganizm Bahane, Etiket Merakım Şahane”

    Beğen

  2. Merhaba. Evet doğrudur, bilgiler derlemedir ve çoğu da kaynak gösterdiğiniz yerden alınmıştır. Tıpkı o arkadaşın derlediği gibi. Bizler hayvan özgürlüğünü ve veganlığı yaymaya çalışan insanlar olarak, “bu yazı benim”, “şu yazı senin” gibi şeyleri gözetmiyoruz. Benim yazdıklarımı da altında adımı belirtmeden paylaşan bir çok insan var. Lakin ben yazdıklarımı kendi mülküm olarak görmüyorum. Çünkü önemli olan kimin yazdığı, ya da şu veya bu bilgiyi kimin bulup getirdiği değil, insanları bilinçlendirmektir. Tıpkı o arkadaşın da amaçladığı gibi… Ha, mevzu bahis vegan arkadaşım bundan rahatsız olur da, kaynak belirtilmesini isterse belirtiriz elbette. Ama eminim ki o da benim gibi düşünüyordur. Saygılar.

    Beğen

  3. Merhaba,

    Bir yanlışlık var, bilgiler derleme filan değil. Derlemenin anlamı “birebir kopyalamak”, “çalmak”, “araklamak” vs. değildir. Derlemek, birçok kaynaktan faydalanıp kendi “özgün” makaleni yazmak anlamına gelmektedir. Asla birebir kopyalamak değildir. Velhasıl, birçok kaynaktan faydalanmaktır. Elbette makale içinde başkalarının yazdıklarına yer verilebilir, kaliteyi yükseltebilir bu, ancak senin yaptığın çok farklı bir şey; Bir yerlerde, başkaları tarafından yazılan cümleleri, kendine aitmiş gibi sunuyorsun. Birebir kopyalamayı geçtim, başkalarının derlemesini bile sanki kendi derlemen gibi insanlara yeniden sunuyorsun. Bu her şeyden önce sahtekarlıktır. İntihali duymamış olabileceğini hiç zannetmiyorum. Yeterince açıklayıcı olmuştur sanırım.

    İkinci bir konu, “Bizler hayvan özgürlüğünü ve veganlığı yaymaya çalışan insanlar olarak, “bu yazı benim”, “şu yazı senin” gibi şeyleri gözetmiyoruz” gibi son derece ciddiyetsiz, komik ve kendinle çelişen bir cümle yazmışsın. Ciddiyetsiz dedim çünkü konunun hayvan özgürlüğüyle değil, ahlaki bir sorunla yakından alakası var. İster veganlık hakkında yaz, istersen de farklı bir konuda; yaptığın ahlaksızlıktır, değişmez bu. Bu kadar basit. Ne çok seviyorsunuz hatalarınızı örtmek adına hayvanları ağzınıza almayı. Hayvanları çıkarlarınıza alet etmeden kendinizi savunmayı, kendinizden bahsetmeyi becerebilecek misiniz bir gün? Çok net bir yorum yazdım. Dedim ki, neden başkalarının yazdığı cümleleri kendi isminizle yayınlıyorsunuz? Bir sebebi olmalı değil mi? Bunun cevabını neden vermiyorsun da laf salatası yapıyorsun?..

    Diğer bir konu, kendinle çelişen bir cümle yazdığından bahsettim çünkü sen başkasından arakladığın, birebir kopyaladığın cümleleri “bu cümleler benimdir, bu makale benimdir” diyerek bir yerlerde yayınlıyorsun. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Senden beklediğim onurlu hareket, kaynak yazmayı unuttuğunu söyleyip gerekli düzenlemeleri makale içerisinde yapmandı; En fazla, “acemiliktir, hatadır olur böyle şeyler” derdi birçok kişi. Ayrıca, kasten kaynak koymadığını da bir nevi itiraf etmiş oldun. Yazının yarısından fazlası alıntı, kalanı da linkini koyduğum yerlerden araklama zaten. Hal böyleyken, sebebi neydi ki bunu kendi makalen, kendi derlemen gibi sundun insanlara? Neden birden fazla kişinin emeği olan bir makaleyi kendine peşkeş çekiyorsun? Mülk demişken- niye milletin yazdıklarını kendi mülkün gibi kullanıyorsun? İnsanları bilinçlendirmenin önemli yolu bu mudur yani? Diğer türlü yani kaynak belirterek ( olması gereken bu) insanlar bilinçlendirilemez mi? Kendine ait olmayan bir yazıya kaynak ekleseydin insanlar seni kınayacak mıydı? İlla o vegan arkadaşın rahatsız olup sana kaynakları eklemen için istirham etmesi mi gerekir? Bu ne rezil bir cevaptır yahu! Normali bu zaten. O kaynağı eğer karakterli biriysen koyacaksın. Keyfe göre kaynaklandırma yapmak olmaz. Jared Diamond’un sözlerini sayfasına kadar kaynaklandırmayı akıl edebildiysen bunu da edeceksin arkadaşım. Demek ki işine geldi mi kaynaklandırmak aklına geliyormuş! Hani önemli olan kimin yazdığı değildi? Kaynak göstermen için illa ünlü birinin cümleleri mi olması gerekir? Yazılarını çaldığın ve senin gibi düşündüğüne (?) emin olduğun o vegan arkadaş, birçok fraksiyonda görüldüğü gibi hayvan özgürlüğü konusunda insanları özveriyle bilinçlendirmeye çalışıyor. O, kendi yazısı olmasına rağmen, tam adını girmeyi gerek dahi görmemiş, nicki Hayvan Özgürlüğü, ama birileri onun yazdıklarını araklayıp kendi ismiyle yayınlıyor. “Tıpkı o arkadaşın derlediği gibi” derken rencide olmamaya dikkat edelim.

    Devam ediyorum. Komik dedim çünkü “Bizler hayvan özgürlüğünü ve veganlığı yaymaya çalışan insanlar olarak…” dedin. Sizler kimsiniz? Kendi adına konuşsana sen! Başkalarının adına düşünüp karar vermeyi de veganlığa bağladın! Hayvan özgürlükçüsü, vegan gibi etiketleri ne de güzel kullanıyorsun öyle; “Hayvan özgürlüğü ve veganı aynı cümle içerisinde kullanayım da insanlar hatalı bir şey yapıyorsam bile doğru bir şey yapıyormuşum gibi muamele etsin”. Kusura bakma, hayvanlar senin üç kağıtçılığını aklamak zorunda değil.

    Neyse, çok uzattım. Öyle işte. Son söz; bazı insanların gerçek meselelerinin göründüğü gibi olmadığını, ufak gibi görünen ama görebilene çok şey anlatan ayrıntılar ele verir. Hayvan özgürlüğü üzerinden reklamını yapma derdine düşmüş insanlara; hayvanlar bir reklam aracı değildir. Saygılar.

    Beğen

    1. Ha, bir de yanlış anlamaya yol açabilecek bilgiler vermişsin, onu da düzeltelim. Senin yazdığın;

      “Bu açıklamalar 7 Temmuz’da İngiltere’nin Cambridge Üniversitesi’nde düzenlenen ve “İnsanda ve Hayvanda Bilinç” başlığı altında gerçekleştirilen uluslararası bir konferansta, aralarında Stephen Hawking’in de bulunduğu 15 uzman tarafından yapıldı.”

      Bu açıklamalar dediğin bir alıntı şu:

      “Sanırım vegan olacağım. Hayvanlar hakkındaki bu yeni bulgulardan, özellikle onların acıyı deneyimlerken yaşadıkları zulümden etkilenmemek olanaklı değil.”

      Bu açıklamayı 15 uzman değil sadece Philip Low yapmıştır.

      Doğrusu burada:

      “Bu açıklamayı yapanlar, 7 Temmuz’da İngiltere’nin Cambridge Üniversitesi’nde düzenlenen uluslararası bir konferansta toplanan bilim insanları. “İnsanda ve Hayvanda Bilinç” başlığı altında gerçekleştirilen Francis Crick Anma Konferansı’nda, aralarında Stephen Hawking’in de bulunduğu 15 uzman, bu sonucu kanıtlayacak bilgileri sundular.”

      Bu açıklamalar denen kısım da sadece şu:

      “İnsanlar bilinç sahibi tek canlı değil; Hayvanlar da insanlarla kıyaslanabilecek derecede bilince sahip. Bu, aralarında bütün memeliler, kuşlar ve ahtapotun da olduğu birçok canlı için geçerli.”

      Daha fazlası burada:

      http://www.zulalkalkandelen.com/2012/09/7-temmuz-2012.html

      Beğen

  4. “İnsan beyninin büyümesi et yemeye bağlı olsaydı, bizden çok daha fazla et yiyen etçillerin beyinlerinin insan beyninden büyük olması gerekirdi. İnsan beyni 1200-1450 gramken sadece etle beslenen aslanların beyni 260 gramdır. Ot yiyen gorilin beyni (500 gram) et yiyen aslanın beyninden büyüktür. Ağırlık olarak insan beynine en yakın olan hayvanlar yunuslar olup, sadece bitkiyle beslenen fillerin beyni bizden büyüktür. Balık yiyen kutup ayılarının beyni de 500 gramı geçmez. İnsan beyni yakıt olarak et değil nişasta-şeker kullanır. Tükettiğimiz glukozun % 25’i beynimiz tarafından harcanır. Buna karşılık hayvansal besinlerde glukoz değil yağ ve protein bulunur. Bu yüzden de et, yumurta gibi hayvansal gıdalar beyin için iyi bir yakıt değildir. Vücudumuz hayvansal gıdalarda bulunan amino asitlerin yarısını kolayca glukoza çevirirken kalan yarısı ketoacide dönüşür. Papua New Guinea’da yaşayan insanlar enerjilerinin % 90’ını sadece patatesten almalarına ve çok az miktarlarda hayvansal gıda tüketmelerine (günlük yağ alımı 6 gramın altındadır) rağmen sağlıklı beyinlere ve akıllı çocuklara sahiptirler. Evrimsel süreçte insan beyni et yediği için değil nişasta içeren kök bitkiler yediği için ve besinleri pişirmeye (salt eti pişirmeye değil, “besinleri” pişirmeye başladığı için!) başladığı için gelişti.”

    Kastettiğiniz kısım burası ise (ki gerisi benim eklediklerimden ve belirtilen kaynaklardan oluşuyor), arkadaşın verdiği bilgilerin bir kısmına Dr. Murat Kınıkoğlu’nun Vegan Beslenme kitabında, bir kısmına da internette daha önce denk geldiğim için noktasını, virgülünü değiştirmeye gerek görmedim. Herhangi bir art niyet olmadığı için ben hâlâ bir sorun göremiyorum ama yine de gönderiyi düzenleyip kaynak belirteceğim. Yanlış anlaşılmaya yol açabilir dediğiniz kısmı da değiştirmek gerek. Uyardığınız için teşekkür ederim. Bunların dışında, tanımadığımız insanlar için “hayvanları kullanarak kendi reklamını yapıyor” gibisinden yargılarda bulunmak ya da hakaret etmek doğru olmaz. Söyleyeceğiniz başka bir şey varsa bana Facebook üzerinden ulaşabilirsiniz. Böylelikle ben de kiminle muhattap olduğumu görmüş olurum. Bu arada “Biz” derken de, elbette hepimizi kastetmiştim. Tekrar teşekkür ederim.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s