Nutella yağmur ormanlarını katletmekten nasıl vazgeçer?

Burcu Çelik
Fransa Ekoloji Bakanı Segolone Royal, yağmur ormanlarındaki katliamı durdurmak için “Nutella yemek zorunda değiliz” sloganı ile protesto kampanyası başlattı. Palm yağı tartışması tekrardan kaldığı yerden tüm dünyanın gündemine oturdu.

Çok uzun yıllardan beri yağmur ormanları, palm yağı üretimi yüzünden yok ediliyor. Bir tarafta ormanlar tıraşlanırken, diğer tarafta orangutanlar evsiz kalıyor, yaralanıyor, ölüyor ve hatta katliam alanında işçi olarak çalıştırılıyor. Ormandan kaçan orangutanlar şehirdeki manavlardan yiyecek aldığı için saldıraya uğrarken, kimi orangutanlar da genelevlerde erkeklere pazarlanıyor! Sadece orangutanlar da değil; ormandaki börtü böcek, filler, kaplanlar ve daha bilmediğimiz birçok canlının da yaşam alanları ellerinden alınıyor.

Nutella’nın üreticisi Ferrero yağmur ormanlarını katletmekten nasıl vazgeçer?

Şu anda tüm dünyada palm yağının en büyük üretici markası Ferrero. Bu markanın en önemli müşterileri ise çocuklar! Nutella, Kinder Surprise, Kinder süt dilimi vs.  Hepsi bu markanın altında piyasaya sürülüyor. Bunun dışında palm yağını en çok kullanan markaların başında Nestle geliyor. Ancak neredeyse piyasadaki hemen hemen her şeyin içinde aslında palm yağı kullanılıyor. Çikolatalar, cipsler, sabunlar, ketçaplar… Çünkü çok ucuz bir yağ!

Ambalajsız yaşadığınız taktirde palm yağından uzak kalabilirsiniz ancak, tüketicilerin geneli için palm yağından kaçmak çok zor. Herkesi tüketim küktüründen, paketli ürünlerden vazgeçirmek, biyobölgesel beslenmeye çağırmak en doğrusu olsa da bu da apayrı bir süreç. Bu yüzden şu anda yapılacak en önemli kampanya olarak Ferrero’nun bu katliamdan vazgeçmesi için çalışmalar yapmak gibi görünüyor. Global bir dünyada yaşadığımız için bunun yolu da kampanyalardan tutun da meclisteki yasalara kadar bir dizi süreçten geçiyor.

Aktivizmin önemi

Orangutanların ve yağmur ormanlarının katledilmesini durdurmak için hayvan hakları savunucuları, çevreciler ve ekolojistler yıllardan beri yerelde ve uluslararası alanda yüzlerce hatta belki binlerce kampanya yaptı. Hala da yapmaya devam ediyor. Bir tarafta hayvan hakları savunucuları, insanları palm yağı kullanmamaya ve şirketleri boykot etmeye çağırırken, çevreciler ve ekolojistler de katliamı durdurmaya yönelik yine çeşitli kampanyalar yürütüyorlar. Bizlerde yıllarca palm yağı kullanmayın, nutella yemeyin dedik durduk fakat tibar ve müşteri kaybı Nutella’da/Ferrero’da bi değişiklik yaptırmadı. Ancak ilk kez devletten böyle bir boykot ve kampanya geldi ve bu sefer iyileştirme konusunu gündemlerine alacaklarını söyleyen açıklamalar yapıldı. Görüldüğü gibi aktivistlerin boykotları uzun vadede sonuç getirirken milletvekillerinin ki çok daha kısa vadede gündem yaratabiliyor. Aktivistlerin en güçlü yanıysa doğrudan eylemle ani bir şekilde farkındalık oluşturması. Eğer bu olmazsa tepkinin genele/tabana yayılması maalesef çok uzun yıllar alabiliyor.

Katliamın pazarlanması

Doğayı ham madde deposu gibi sömüren şirketler reklamlarda çikolata/nutella aşkı oluştururken eminim o reklamlarda Nutella’nın nasıl üretildiği anlatılsa kimsenin sabah kahvaltısı ya da ofis molalarında canının Nutella çekeceğini sanmıyorum. Reklamların yarattığı talep gerçekten sinir bozucu. Böyle bir etki ve güce karşı mücadele etmek ise bir o kadar sinir bozucu. Katliamı pazarlamak için hiç durmadan çalışıyorlar çünkü. Geniş açıdan yeryüzünü tüketme üzerine kurulu böyle bir sisteme dur demek de anti-kapitalist bir duruşla olacağı aşikar. Ancak oraya varana kadar her koldan mücadele bizi bekliyor.

Doğrudan eylem… Kampanya… Yasal değişiklik...

Keşke şirketler doğayı katletmese, keşke insanlar satın almasa, şirketler batsa! ya da keşke yasalar buna engel olsa! Ama maalesef bütün bu temenniler çok iyi niyetli kalıyor.

Hayvan, doğa ve de insan sömürüsüne dur demek için doğrudan eylemler, boykotlar, kampanyalar ve lobicilik tüm dünyada kullanılan yöntemlerden bazıları. Temsili demokrasiye inansak da inanmasak da mevcut düzende meclisin çok işe yaradığı aşikar. Son zamanlarda Yeni Zelanda’da hayvanların “duygusal varlıklar” ve Hindistan’da yunusların “insan olmayan bireyler” kabul edilmesi ve ardından hayvan deneylerinin ve yunus parklarının kapatılması STK’ların lobiciliğe vermesi gereken önemi bir kez daha gösteriyor.

Özet:

Bireysel olarak hayvan ve doğa sömürüsü içermeyen ürünleri tercih etmek elbette çok önemli bir duruş. Ancak hayvan ve yeryüzü kurtuluşu için; doğrudan eylem, boykot, yasaları harekete geçirme, karşıt kültür oluşturma ve kapitalist sisteme her yerden çomak sokmak en önemli adımların başında geliyor.

Burcu Çelik
@burcuyeryuzu

Derin Ekoloji Derneği

Yazı ve resim : https://hayvanozgurluguhareketi.files.wordpress.com/2015/06/d9be7-yagmurormanlar25c425b1ndamaymun-hlarge2b252812529.jpg

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s