Benzeri olmayan bir çağ

Dr. Steve Best

Küresel sıcaklık artar, buzullar ve buz örtüleri erir, deniz seviyeleri yükselir ve ormanlar yok olup giderken, kısa ömürlü insan imparatorluğu kendini yutmaya ve beyaz cüce bir yıldız gibi içine çökerek sönmeye başladı.  Evcilleştirilen, sömürgeleştirip metalaştırılan, tekrar tekrar üretilen ve  genetik mühendislikle müdahale edilen, klonlanan ve dönüştürülerek kitlesel yıkım güçlerine dönüştürülen Dünya gezegeni; Kalkınma, Gelişme, Bilim, Teknoloji, Serbest Pazar ve Neoliberalizm mit ve efsanelerini bir yandan çürütürken bir yandan da kapitalizmle ekoloji arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor.

Artık bütün bu saf iyimserliği bırakmanın, başımızı gömdüğümüz kumdan çıkarmanın ve son derece güçlü ve uğursuz bir gerçeğin farkına varmanın zamanıdır: endüstri devriminin dikişleri patladı, özellikle de küresel ısınmanın sebep olduğu çevresel yıkım hepimize ölümcül bir bedel ödetirken göreceğimiz şey çirkin, gaddarca ve insanı dehşete düşüren bir süreç olacak. Son beş yüzyıl, son iki bin yıl, son on bin yılda düşüncelerimize şekil veren her şeyin ötesinde, tamamen yeni bir paradigmaya ihtiyacımız var. Bu ahlâki ve kavramsal devrimler, aynen Einstein’ın görecelik teorisi ya da kuantum mekaniğin klasik metafiziğe vurduğu darbe gibi  hiyerarşik ve kapitalist paradigmaları yıkacak kadar cesur ve yıkıcı  olmalı.

Hayvan hakları ve vegan hareketleri önemli kazanımlar elde etti, ama gezegen çapında yaşanan çöküşün büyüklüğü karşısında bu kazanımlar sayıca az, zaman olaraksa geç bile kalındı. Bunun gibi;  kapitalizm ve akademi dünyası tarafından empoze edilen, tutarlı ahlâki ve politik bir bakış açısından yoksun ezoterik bir söylem olarak ana akım hayvan incelemeleri/çalışmaları, radikal bir değişim katalizörü olmaktan hayli uzak.

Son yıllarda hayvan hakları ve çevre mücadelelerinin büyümesine rağmen türleri, ekosistemleri ve vahşi hayatı koruma mücadelemizde toprak kaybediyoruz. Ilımlı davranmaya, alttan almaya, taviz vermeye ve kurumlar aracılığıyla ağır ve yavaş değişimler yaşanmasına yönelik bütün çağrılar hem bir ihanet hem de yetersizlik örneği olarak görülebilir. Vahşi küresel kapitalizm ve biyolojik karmaşanın ortasında “sağduyu” ve “ılımlı olmak” ifadeleri tamamen mantıksız ve uygunsuz gelebilir, zira gerçekten gerekli ve uygun olan şeyin “radikal” ve “ekstrem” eylemler olduğu ortaya çıkıyor.

Alışık olduğumuz politika artık işe yaramaz. Eğer yeni mücadele biçimleri, yeni toplumsal hareketler ve yeni duyarlılıklar yaratmak yerine onların kurallarıyla oynarsak her zaman kaybedeceğiz. Mücadeleler kararlı ve doğrudan eylemler gerektirir:  yollar bloke edilmeli, ağlar kesilmeli, kafesler boşaltılmalı. Ama bunlar savunmaya yönelik eylemler; bir çok ırkı kapsayan ve küresel çapta işbirlikleri kurarak  toplumsal adalet, hayvan özgürlüğü ve ekoloji politikasını savunan yeni hareketler oluşturulmalı. Bu tür yaklaşımlar daha önceden Judi Bari ve EarthFirst!, çevre adaleti hareketi, uluslararası Yeşil hareket, Zapatistalar,  transnasyonal kapitalizme karşı küresellik karşıtı mücadeleler tarafından ele alınmıştı, radikal bütüncü-holistik vizyonlar hayvan özgürlüğü hareketinde de bulunuyor.

Fırsat kapıları hızla kapanıyor. İnsanların her beraber yapacağı ya da yapmayacağı eylemler geleceğimizin ümitvar mı yoksa karanlık mı olduğunu, David Korten’in ifadesiyle İmparatorluk mu yoksa Dünya Toplumu mu olacağımızı, Büyük Yıkılış mı yoksa Büyük Bir Dönüşüm mü yaşayacağımızı belirleyecek. Sonucun ne olacağını düşünmek korkunç olabilir ama, türümüz bu engeli aşamadan kendini diğer nice tür gibi yokoluşa, neslinin ve soyunun yok olmasına doğru sürükleyebilir. Yüz yüze olduğumuz krizleri düzeltecek teknolojik ya da ekonomik çözümler bulunmuyor; tek çözüm, bütün aşama ve kademelerde radikal boyutlarda kavramsal ve kurumsal değişimler yapmaktan geçiyor.

On binlerce yıllık “uygarlık”tan sonra gezegenin çaresizce ihtiyaç duyduğu devrim diğer şeylerin yanı sıra; insanmerkezciliği, türcülüğü, ataerkilliği, ırkçılığı, sınıf ayrımcılığını, homofobiyi, engellilere yönelik ayrımcılığı, her türden önyargı ve hiyerarşinin de dönüştürülmesini gerektirmeli. Aynı zamanda  toplulukların ve bireylerin özerkliği ve kendi kaderini tayin hakkını, serbest pazar dışındaki ekonomik ilişkileri, insanlar ve hayvanlar için elde edilmiş hakları,  yaşama yönelik çevre etiği, şefkat ve saygı etiğini; kriz içindeki gezegende birbiriyle savaşan bütün unsurların birbiriyle uyum içerisinde olmasını, politik yaşamın demokratikleşmesini  savunan bir biçimde toplumsal kurumları yeniden  kurmalı.

Mümkün olan en sistemik, en bütüncü, en kapsayıcı, en cesur vizyona; hümanizmin yıkıcı yabancılaşma ve patolojisini aşan bir vizyona  ihtiyacımız var. Oluşturabileceğimiz en tavizsiz ve artık reformize edilemeyecek olanı devrimle dönüştürebileceğimiz en radikal politika biçimine  ihtiyacımız var, yoksa ölmekte olan bir dünyadaki kaos ve şiddet  tarafından gömülecek, onun gelgit dalgalarıyla sular altında kalacağız.

-Cem

(Dr. Best’in “The Rise of Critical Animal Studies: Putting Theory into Action and Animal Liberation into Higher Education” adlı yazısının bitiş kısmı)

The Rise of Critical Animal Studies: Putting Theory into Action and Animal Liberation into Higher Education

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s