Hayvan deneylerindeki hayvanlar kim ?

Dr. Aysha Akhtar

Bir keresinde omurilik yaralanmaları üzerine bir konuşmanın da bulunduğu bir sinirbilimi konferansına katıldım. Sunucu bugüne dek aklımdan çıkmayan kısa bir video gösterdi bize.

Videoda sunucunun kendi deneyinden bir bölüm yer alıyordu: bir kedinin omuriliğini kırmıştı ve kedinin yürüme  bandındaki hareketlerini kaydediyordu. Kedinin beynine elektrodlar eklemişti, hayvan dik durmaya çalışıyor ve yürüyüş bandında felçli bacaklarını peşinden sürüklüyordu. Her defasında makineden yere düştü.

Bir ara deney sahibi hayvanı dik konuma getirerek yeniden yürüyüş bandında yerleştirdi ve o an kedi kesinlikle hiç beklenmeyen bir şey yaptı: başını deneyi yapan adamın eline sürdü.

Yazdığım yazılarda sürekli olarak hayvan deneylerinin genel anlamda etkisi olmadığı  ve tedavi bulma olanaklarımıza nasıl engel olduğuna dikkat çekiyorum.

Denklemin insan tarafına odaklandım. Ama hayvan tarafına da kısa da bakmamız gerek:

Deneylerde istismar edilen bu hayvanlar kim?

Bu hayvanların yaşamının nasıl olduğunu hayâl etmek bizler için zor; çünkü bu deneyler kamuoyundan gizleniyor ve artık penceresiz, yer altı laboratuarlarında gerçekleştiriliyor. Beyaz yakalı insanların sorumluluk sahibi olduğuna ve hayvanlara insanca davrandıklarına inanmak istiyoruz.

Ben bir çok laboratuarı gezdim ve hayvanlar üzerinde yürütülen sayısız deneye şahit oldum. Kişisel tecrübeme dayanarak bu ümidin gerçeklerle alâkası olmadığını söyleyebilirim.

Bir laboratuvara girdiğinizde floresan lambaların ışığı altında yaşayan üzgün hayvanlarla dolu çok sayıda kafesle karşılaşıyorsunuz. Hepsinin vücudu yanmış, yara açılmış, veya kesilmiş. Başları ezilmiş hayvanlar burunlarından kan gelirken yüzlerini tutmaya çalışıyor ve titreme nöbeti geçiriyorlar. Kan, dışkı ve korkunun kokusunu duyabiliyorsunuz, tadını alabiliyorsunuz.

Hayvan koruma ilke ve yasaları ayna ve duman görevi  görüyor. Hayvanların acı çekmesine engel olunduğu izlenimi veriyor, oysa gerçekte bu ilke ve yasalar deneylerin zarar görmemesine yarıyor.

Vergi ödeyen yurttaşlardan elde edilen gelirle desteklenen hayvan deneyleri endüstrisinin lobi çalışmaları sonucunda Hayvan Refahı Yasası deneylerde kullanılan hayvanların %95’inden fazlasını kapsamıyor: fare ve sıçanları. Ayrıca tarım deneylerinde kullanılan hayvanları, ayrıca amfibileri, sürüngenleri ve kuşları da kapsamıyor. Yasaya göre bu hayvanlar hayvan değil.

Kapsama alınan hayvanlar için bile yasa minimal bir koruma sağlıyor ve yetersizliği sebebiyle adı çıkmış Tarım Bakanlığı’nın olaya müdahil olmasına bırakıyor olayı.

Diğer bir deyişle, hayvan refahı yasası hayvanların beslenmesini ve küçük kafeslerinde az da olsa hareket edebilmelerine imkân tanınmasını şart koşuyor.

Yasa ayrıca  deney tesislerinin “Hayvan Bakımı ve Kullanımı Komiteleri” kurarak “alternatifleri göz önüne almasını” ve “hayvanların maruz bırakıldığı rahatsızlık, stres ve acının azaltılmasını” istiyor; ancak yasa  bu standartlara göre bile bir çok boşluk bırakıyor, deney yapanlar ve arkadaşları da bu komitelerde cirit atıyor.

Sözün kısası: ne kadar acıya ve ızdıraba sebep olursa olsun bütün deneyler “bilim” adı altında meşrulaştırılabiliyor.

Hayvan refahı ihlâlleri bulunduğunda bile verilen cezalar nadiren ileride yaşanabilecek ihlâlleri engellemeye yarıyor. Aralık ayında Harvard Tıp Fakültesi , Tarım Bakanlığı tarafından defalarca hayvan refahı yasasını ihlâl ettiği gerekçesiyle cezai yaptırıma maruz kaldı. İki maymun ölmüştü çünkü ikisine de su verilmemişti. Ceza? 24 bin dolar. Deney yapmak için yüz milyonlarca dolar alabilen bir kurum için bu ceza olsa olsa ele vurmak anlamına gelebilir.

Bu berbat ihlâller Harvard’da olabiliyorsa, daha az bilinen laboratuarlarda neler olduğunu sanıyorsunuz?

Sık sık kendimi sinirbilim konferansında izlediğim o kediyi düşünürken buluyorum. Omuriliğindeki yaranın bacaklarındaki acı hissetme yeteneğini yok etmesi için dua ettim ama konferansı izleyenlerden birisi farketti mi bunu bilmiyorum. Çektiği acının en yüksek anlarında bile kedi o acıya sebep olan elin kendisinde huzur ve teselli arıyordu. Kedi on gün sonra öldürüldü, beyni incelenmek üzere parçalara ayrıldı.

Bu kendimizle alâkalı ne söylüyor bize? Sebep olduğumuz acılara gözlerimizi yumacak mıyız? Yoksa Pink Floyd’un söylediği gibi, rahat rahat uyuşmuş durumda mıyız?

Matthew Scully’nin Dominion adlı kitabında yazdığı gibi:

Bilim adamları hayvanlara yönelik tavırlarında ahlâki ilkeleri bir kenara bıraktığında, gözlerinin önünde gerçekleşen acılara ve ızdıraplara karşı vurdumduymaz olduğunda, yaşama kullanılıp kenara atılacak bir paçavra muamelesi yaptığında bu alışkanlığı terketmek zordur.”

Artık bu alışkanlığı bırakmanın, bu anlamsız acıya karşı çıkmanın ve bizi en iyi şekilde temsil eden bilimin peşine düşmenin zamanı gelmedi mi? İnsanlara veya hayvanlara yardım etmek arasında bir seçim yapmak zorunda değiliz, hiçbir zaman da olmadık. Ve ben bunu bir tıp doktoru, bir nörolog ve kamu sağlığı uzmanı olarak söylüyorum:  Hayvanların deneylerde istismar edilmesine son vererek sadece onları kurtarmakla kalmayacağız, bizi kurtaracak olan en etkili araştırma metodlarını da bulacağız.

Hayvan deneyleri bilimsel başarının zirve noktasını değil dibini temsil ediyor. Çok daha fazlasını yapma kapasitesine sahip olduğumuza inanıyorum. Tek ihtiyacımızsa cesaret, vizyon ve beceri.

Yazı (orijinal ve biraz daha uzun hâli) :http://www.huffingtonpost.com/…/who-are-the-animals_b_45456…

Cat - Research - 15

Cat - Research - 16

Cat - Research - 06

İmza kampanyalarına destek olun lütfen:

http://www.change.org/…/stop-animal-testing-replace-animals…

http://www.thepetitionsite.com/8/against-animal-testing-of…/

http://boycottmarshallpetproducts.blogspot.com/…/petitions-…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s