Ben senim, sadece farklıyım

Black and White Circus Elephant, Canada

İnsanlar kendisine benzemeyen canlıları dışlamak için geçici ve keyfi bir dizi sınır  yaratır. İnsanlar savaşları, köleliği, cinsel şiddeti ve  askeri işgalleri “farklı” olanların acı çekmediği ve ahlâki bir değeri olmadığı gibi yanlış bir inanç aracılığıyla meşrulaştırmıştır.

Bu sınırlar tarih boyunca değişir, ve  şu anda bir zamanlar farklı olarak sınıflandırılan insanların maruz bırakıldığı istismarı düşününce dehşete düşüyoruz:  Yahudilerin Naziler tarafından yok edilmesi, Amerikalıların Afrikalı insanları köleleştirmesi, ve Hristiyanların sırf eğlenmek amacıyla Roma askerleri tarafından katledilmesi gibi. Yasalar artık cinsiyet, ırk, din, beden engelsizliği, yaş ve cinsel yönelime dayalı ayrımcılıkları yasaklıyor. Ama daha 100 yıl önce farklı olduğu düşünülen insanlar iktidar sahibi insanlar tarafından işkence, sömürü ve ölüme maruz bırakılıyordu.

Close-up Cow eye sanctuary portrat

Bazen iktidar sahipleri gençlerin ya da siyahların acı hissetmediğini iddia ediyordu, bazen kendi üstünlüklerinin Allah vergisi olduğunu iddia ediyordu. Toplumumuz artık hiçbir insanın diğer bir insana ne sebeple olursa olsun tecavüz etme, işkence etme, ya da köleleştirme hakkı olduğuna inanmıyor. Hepimiz bütün insanların ortak temel bir değeri paylaştığını kabul ediyor ve farklılıklarımızı değerli buluyoruz.

Meg and mary lou rescued cows

Altın Kural çocukken öğretilir bize, ve bütün büyük dinler şiddete başvurmama ve nezaket ilkelerini öğretir insanlara. Martin Luther King Jr. “ herhangi bir yerdeki haksızlık her yerdeki adalete yönelik bir tehdittir” der. Etik davranış- Altın Kural- bütün canlıları içine alacak şekilde genişletilmelidir: sürüngenler, memeliler, balıklar, böcekler, amfibiler ve kabuklu hayvanlar.

Çocuklarımızı içinde kıpırdamalarının mümkün olmayacağı kadar küçük kafeslere kapatır mıyız? Kız kardeşlerimizi istismar edip onların bebeklerini çalar mıyız? Kasıtlı olarak arkadaşlarımıza hastalık bulaştırıp onların tedavi olmasını sağlamadan öylece bırakır mıyız onları? Elbette bunları yapmayız- o halde bunları neden diğer canlılara yapalım ki?  Milyarlarca canlının katledilmesini meşrulaştırmak için kullandığımız  o arkaik ve yanlış “insan” kavramını artık terk etmek zorundayız.

Yüzyıl önce, Charles Darwin bütün canlıların ortak bir atadan geldiğini gösterdi. Bütün canlılarda yaşama arzusu ortaktır. Hepimiz acı, neşe, keder ve keyif hissederiz. Hepimiz değerliyiz.

Matador Standing Over Dying Bull at the Bullfight

Bütün canlılar doğal olarak, içsel arzu ve içgüdülerine göre yaşamak için özgür olmayı arzular. Bütün canlılar kaçınılmaz olarak, doğada acı çeker, ama insanlar kendi bencil arzuları uğruna canlılara acı çektirmekten vazgeçmek zorunda. Bir cheeseburgeri vegan burgerle  ya da deri cüzdanı kumaştan cüzdanla değiştirmekle biz hiçbir şey kaybetmeyiz. Ama sömürdüğümüz o canlılar bir anlık arzumuz uğruna hayatını kaybediyor.

Küçük yaştan itibaren diğer canlılara karşı ayrımcılık yapmayı öğreniyoruz. Bazı canlıların etini yemeye, avlanan hayvanların ağlayışlarını görmezden gelmeye ve yavru hayvanları kucaklamaya ikna ediliyoruz. Kafamız karışmış bir şekilde büyüyüruz- yetişkinler olarak çoğumuz canlıların işkence görüp öldürülmesine tanık olunca üzülüyoruz ama her gün canlıların etini, kürkünü, sıvılarını ve derisini satın alıyor ve tüketiyoruz. Kendimizi ve birbirimizi aldatmaya devam edebilmek için “insan” kavramı ilüzyonunu sürdürüyoruz.

Dead pig hanging in Factory Farm

Ekonomik çöküş tehditleri, doğuştan gelen hakların olduğu iddiaları, davranış değiştirmeyi inatla reddetme- bu eskimiş argümanlar geçmişte defalarca dile getirildi ve her defasında yenilgiye uğratıldı. Ne zaman bir sınır değişikliği meydana gelse sufrajeler, kölelik karşıtları ya da özgürlükçüler, eşitlik talepleriyle duruşları sebebiyle küçümsenir ve aşağılanır. Sonunda yalanlar ifşa edilir, özgürlük kazanılır- kadınlar, siyahlar, Hristiyanlar, gayler, Asyalılar, İrlandalılar, Katolikler, Yahudiler için. Artık özgürlüğün bütün canlıları kapsama zamanı.

A Mother Pig in a Farrowing Crate on a Factory Farm

İnsanların sırf insana özgü çok az kapasitesi var- bir çok canlı dil öğrenebilir, kompleks sosyal ilişkiler sürdürebilir, başkalarının iyiliği için kendi keyfinden ödün verebilir, alet kullanabilir, hayâl kurabilir, düş görebilir. Bir çok canlı öğrendiği bilgiyi hatırlıyor, arkadaşlarıyla oynuyor, yakın ilişkiler kuruyor, dedikodu yapıyor ve ölenlerinin arkasından yas tutuyor. Bazı canlıların navigasyon, iletişim,  doğal fenomenlerin farkedilmesi, uzun süre yaşamak gibi bizim düşünemeyeceğimiz türde büyük kapasiteleri var. Bütün canlıların nasıl düşündüğünü- ya da ne düşündüklerini- tamamen anlamış değiliz, ama onların mental dünyalarının bize kıyasla daha az gelişmiş, rasyonel, daha az ahlâki ya da daha az zeki olduğunu ileri sürmek kesinlikle yanlış.

Kapasitelerinden bağımsız olarak hiçbir canlı istismar edilmeyi hak etmez. Yetişkinlerle aynı yeteneklere sahip olmayan bebeklere ya da engelli insanlara işkence etmenin yanlış olduğunuza inanıyoruz. Aynı şekilde bütün canlılar kendimizde yücelttiğimiz bazı niteliklere sahip oldukları için değil sadece canlı oldukları  için özgürlüğü ve hürmeti hak ediyor. Hepimiz aynı evrimsel kökeni paylaşıyoruz, aynı Dünya’da yaşıyoruz ve aynı doğa kurallarına tabiyiz.

Hepimiz biriz.

Chimpanzee and Human Holding Hands

Resimler: http://www.weanimals.org/  Jo-Anne McArthur

Yazı: http://therightsoftheanimals.blogspot.com.tr/ (metin :PETA)

Çeviri:Cem

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s