Hayvanat bahçelerindeki “üretim fazlası” hayvanlar ve korkunç gerçek

Marius, 2014 yılında Danimarka’da esir edildiği hayvanat bahçesi tarafından çocukların gözü önünde infaz edildi.

Hayvanları doğal ortamlarında yakalayıp hayvanatybahçelerine tıktığımızda bu hayvanlar bir metaya dönüşür: doğal davranışlarını göstermekten mahrum bırakılır; stres ve sıkıntılı, yapay bir şekilde normal görünen bir yaşam sürerler. Esaret altına alınmış bir yaşam sürmenin hayvanat bahçesindeki hayvanlara hem mental hem fiziksel olarak verdiği zarara rağmen bir çok hayvanat bahçesi üreme programları yürütüyor. Böylece hayvanat bahçeleri esir hayvan popülasyonunu kontrol edebiliyor, yeni bir yavru doğduğunda ise ziyaretçi sayısının artması garanti edilmiş oluyor. Bu üreme programının tek olumsuz yanı “üretim fazlası” hayvanlar.

Terkedilmiş ya da istismar edilmiş hayvanları kabul eden barınaklardan farklı olarak hayvanat bahçeleri hayvanlarına ölene dek bakmaz. Tür Sağlığı Planı’na göre, üretim fazlası hayvan, “kontrol altına alınmış popülasyona genetik katkısını sağlamış ve bilimsel çalışmalar için yaşamsal önemi bulunmayan ya da sosyal grup dengesi ya da davranışlarını sürdürmede  önemi bulunmayan” bir hayvandır.

Kafa karışıklığını önlemek için burada özellikle hayvanat bahçelerindeki üretim fazlası hayvanlardan söz ettiğimizi söylememiz gerek. Ancak üretim fazlası hayvanlar; pet  ticareti, sirk ya da diğer eğlence/ticaret birimlerinden geldiği zaman kolaylıkla çöpe atılabiliyor.

Zoo kills "surplus" giraffe in front of children, feeds it to lions

Üretim Fazlası Hayvanların Başına Ne Geliyor?

Bu hayvanlar birkaç partnerle ilişkiye girmiş ve hayvanat bahçesi  için yeni yavru doğurmasına gerek duyulmayan yetişkin hayvanlar olabilir. Yani hayvanat bahçesinin üreme programına uymayan bütün hayvanlar üretim fazlası kabul edilebilir. Üretim fazlası hayvanlar ayrıca hayvanat bahçesinin artık kâr getirmediğine inandığı hayvanlar olabilir, bir sene önce büyük ilgi gören bir yavru bir sonraki sene bir başka yavruyla yer değiştirebilir. Hayvanat bahçeleri hayvanların ömür boyu bakımından sorumlu olmadığı için artık faydası olmayan veya kâr getirmeyen hayvanları başından atabilir.

Bir çok hayvanat bahçesinde Tür Sağlığı Programı yürürlükte:  bu plânlar hayvan nüfusunu sürdürmeye ve genetik olarak çeşitliliklerini sürdürmeye odaklanıyor. Plânlar zamana yayarak biçimlendirilse bile ne kadar üretim fazlası hayvan olabileceğini tam anlamıyla kontrol etmek imkânsız.

Hayvanat bahçesindeki hayvanlara  çoğu kez bir isim verilir, ziyaretçiler okuyabilsin diye sergi alanının önüne bir levha yerleştirilir, bu levhaya hayvanla ilgili kısa bir tarih bilgisi ve birkaç kişilik özelliği yazılır. Bu hayvanların insanbiçimci bir tarzda sunulması halkın daha çok ilgi duymasını sağlar. Ne de olsa hepimizin çok sevdiği hayvanlar vardır ; ama bu görüntü sizi aldatmasın: hayvanlar gözden çıkarılabilir canlılardır. Üreme programlar bireye değil nüfusa faydalı olsun diye uygulamaya konur.

Online Hayvan Takası Dünyası

Bu üretim fazlası hayvanları çoğu kez online bir veritabanı aracılığıyla satılır ve satın alınır: AZA (Hayvanat Bahçesi ve Akvaryum Hayvanları Takası Birliği).  AZA tarafından onaylanmış kurumların, ilgili sertifika sahibi tesislerin ve onaylanmış üye olmayan katılımcıların dahil olabildiği bu veritabanı bir şifreyle koruma altına alınmıştır. Hayvanat bahçeleri çoğunlukla misyon bildirgeleri aracılığıyla nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanların koruma altına alınmasına hizmet ediyormuş gibi bir izlenim uyandırsa da söz konusu hayvan, hayvanat bahçesinin harcadığı enerji ve zaman o hayvanın parasal değerine eşit olmadığı an hayvan refahı rafa kaldırılır.

Dönemsel hayvanat bahçesi üyeliği satın alan /yıl boyunca sık sık hayvanat bahçesine giden birisi olmadığınız sürece hayvan ticareti ve alışverişi genellikle göz ardı edilir, çünkü kamuoyu hayvanat bahçelerindeki bir hayvanın kaybolduğunu ya da yerine yenisinin geldiğini fark etmez /bunu umursamaz.

İyi bir kaynak olduğu iddiasına rağmen hayvanat bahçeleri sadece AZA tarafından güven oyu almış kuruluşlarla temas eder. Senelerdir hayvan satan bir dizi kuruluşa karşı bazı suçlamalarda bulunuldu, bu kuruluşların doğrudan ya da dolaylı olarak  hayvanların menfaatine ters düşecek şekilde hayvanları çeşitli kişilere ya da kuruluşlara sattığı iddia edildi. Bazı hayvanlar doğrudan oyun parklarına satılırken (oyun parkı : belirli/kapalı alanlarda hayvanların avcılar tarafından avlanabildiği  tesisler-açık/kapalı alanlar) diğerleri açık artırmayla satılıyor.  Hayvanların nereye gönderildiğini takip edebileceğiniz kağıt takip işi ise pek kolay değil, ve çoğu vakada hayvanın nereye satıldığını ortaya çıkaranlar bunu gizli çalışmalar yürüterek başarmıştır.

Animal Underworld’den Alan Green şöyle söylüyor: “ İstenmeyen hayvanları onlara teslim ediyorlar, satanların yaptığı hataların da kaynağa dek takip edilmemiş olduğunu umut ediyorlar. Kimse tek kelime etmiyor. Tek amaç da gerçeği gizlemek. Eğer kamuoyu tarafından fonlanan bu kuruluşların gizleyecek birşeyi yoksa neden istenmeyen hayvanların nereye gittiğini açık açık ortaya koymuyorlar?”

Big Cat Rescue kurucusu Carole Baskin’e göre, ”Hayvanlar eğer şanslıysa başka bir hayvanat bahçesine ya da itibarlı bazı tesislere satılabilir ya da o yerlere gönderilebilir. Bazıları ise ölene dek bir çok hayvanat bahçesine yollanır. Ama bu hayvanların çoğu özel üreticilere, pet sahiplerine, sirklere, gezici hayvanat bahçelerine ve konserve av parklarına (= oyun parkı)  gönderiliyor”.

Bir kez hayvanlar satıldıktan sonra hayvanları satın alan bu insanlar  hayvanlara ne isterse yapabilir. Carole Baskin bu durumun çoğu kez hayvanların tahnitçilere/taksidermistlere satılmasıyla sona erdiğini söylüyor, bir diğer seçenek de satıcının hayvanları doğrudan açık artırmaya götürmesi.

Diğer Seçenek: Ötenazi

Eğer hayvanlar satışa çıkarılmıyorsa hayvanat bahçelerinin elinde bir seçenek daha var: ötenazi. ABD hayvanat bahçeleri istenmeyen gebelikleri önlemek için doğum kontrolüne başvuruyor, ancak Avrupa’da üretim fazlası hayvanların öldürülmesi standart bir pratik.

Bu eylemler meşru değil. Ötenazi doğrudan bir zulüm, ama hayvanların alınıp satılması ya da ödünç verilmesi de bazen hayvanları aynı üzücü sona ya da daha kötüsüne doğru götürüyor.

Eğer AZA’den onay almış kuruluşların da söylediği gibi her hayvanın yaşam niteliği gerçekten önemliyse o zaman bu kuruluşların hayvanların  yaşamaya devam etmesini garanti etmek için elinden geleni yapmaları ve üremelerine sebep oldukları hayvanların sorumluluğunu yüklenmesi gerekiyor. Aslında bu hayvanlar hayvanat bahçelerinde olmamalı, gerçek bu. Onları oraya kendi eğlencemiz için tıkıyoruz. Hayvanları “koruma” amacıyla barındırıp ürettiğini iddia eden çok az sayıda hayvanat bahçesi nadiren bu amaca hizmet ediyor, eğer iddia ettikleri gibi olsaydı o zaman “üretim fazlası” hayvanlar olmazdı, çünkü bu hayvanların hepsi doğaya salınırdı.

Üretim fazlası hayvanların başına ne geldiğini görmek aslında hayvanat bahçelerinin hayvanları yaşayan, his ve duyguları olan canlılar olarak değil, bir meta ve eşya olarak gördüğü gerçeğinin altını çiziyor.

Çev. Cem

http://www.onegreenplanet.org/animalsandnature/the-shocking-truth-about-what-happens-to-surplus-zoo-animals/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s