Hayvan hakları hareketine rağmen hayvan sömürüsü arttı

Küresel hayvan koruma/hakları hareketinin büyük adımlar attığı yönündeki görüşlere rağmen şu anda hayvanların içinde bulunduğu durum ilgili olarak şaşırtıcı bir itiraz ortaya koyan bir yazı önümüzdeki Nisan ayında Anthrozoos dergisinde yayınlanacak; yazı hayvanların bütün dünyada artık daha kötü koşullarda  yaşadığını ve bu durumun insanların geleceğini tehlikeye attığını söylüyor.

“Ölümün İnkârı ve İnsanlarla Öteki Hayvanlar Arasındaki İlişkiler” adlı provokatif yazı çok önemli, zira bu yazı dünyanın en önde gelen hayvan hakları savunucularından olan Dr. Lori Marino ve Michael Mountain tarafından yazıldı.

Öncede Emory Üniversitesi fakültesinde çalışan bir  biyo-psikolog olan Dr. Marino şu anda Kimmela Hayvan Hakları Merkezi’nde yönetici olarak çalışıyor. Marino yunus ve balinalarda beyin evrimi ve zekâ konusundaki çalışmalarıyla tanınıyor, ayrıca Blackfish belgeselinde de yer almıştı.

Michael Mountain, Best Friends Animal Society adlı hayvan hakları grubunun yardımcı kurucularından. Bu kuruluş 1990’lı yıllarda barınaklarda sahiplenilmeyen hayvanların öldürülmesini  -bugün de aynı hızla devam eden bir uygulama-engellemek amacıyla no-kill hareketini başlatan kuruluş. Bugün Mountain, earthintransition.org sitesinin editörü, aynı zamanda çeşitli hayvan koruma ve çevre grubuyla beraber çalışıyor.

Marino ve Mountain, yazılarına hayvan refahı konusunda başarılı olduğumuz nosyonunu ters yüz ederek başlıyor,  ardından şu anda  içinde bulunduğumuz durumun altında yer alan psikolojik sebebi keşfediyorlar.

Son on yıllarda binlerce hayvan koruma kuruluşu kurulmasına rağmen “yuvasız petler dışında hayvanların durumu dünyanın her yerinde aslında çok ciddi bir biçimde kötüleşti”.

Marino ve Mountain’a göre  “hayvan korumacılığın küçük başarılar aslında fabrika çiftliklerindeki kafeslerde birkaç cm.lik yer çoğaltmak gibi son derece ayrıntı çabalardan ibaret, oysa hayvanlar bütün hayatını bu birkaç cm. genişletilmiş kafeslerde yaşıyor.” Bu arada fabrika çiftçiliği ve dirikesim endüstrileri geçmişe kıyasla hem daha büyük,  hem de daha fazla destek görüyor.

Yaban hayatı konusunda iki yazar da  Uluslararası Doğa Koruma Birliği tarafından 63,837 türün değerlendirme altına alındığını, bunlarda 19,817 türün neslinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu söylüyor, BM Gıda ve Tarım Birliği de dünyadaki balık  avlama alanlarının  %85’inin biyolojik sınırlarının ötesine dek zorlandığının altını çiziyor.

Marino ve Mountain, “insanlar hayvan istismarı ve sömürüsüyle ilgili konulardan kesinlikle haberdar, ama doğayla olan ilişkimiz bir çok çelişki ve istismarla zedelenmiş durumda, öyle ki kendi sağlık ve güvenliğimiz tehdit altında, insan uygarlığı da tehdit altında” diyor.

“Ben Hayvan Değilim !”

Peki ilerleme kaydetme konusunda beceriksizliğimizin altında yatan psikolojik sebepler ne? Marino ve Mountain Fransız yazar Albert Camus’nün şu sözünün her şeyi çok iyi özetlediğini düşünüyor:

“İnsanlar, olduğu şeyi olmak istemeyen tek canlı”

Ve kesinlikle istemediğimiz şey ise hayvan olmak.

Yıldızlara ulaşıp güzel sanat eserleri yaratırken diğer bütün hayvanlar gibi ölmeye yazgılı oluşumuzun farkında olmamız, insan olmak denen  muammanın derinlerine kök salmış.

Bu yüzden hayvan doğamız sebebiyle hissettiğimiz endişeyi ortadan kaldırmak için kendimizi hayvanlardan ayırıyor ve doğa üzerinde kontrolü ele geçiriyoruz. Kendimize  öteki hayvanlardan üstün olduğumuzu ve hayvanların sadece bizim için var olduğunu söylüyoruz. Hayvanlara bir meta ve kaynak gibi davranıyor, onları araştırmalarda biyolojik “model “ veya “ sistem” muamelesi yapıyor,  onları bizi eğlendirmeye zorluyoruz (evde yaşayan hayvanlar daha iyi durumda, onlara bir şekilde bizim grubumuza dahillermiş gibi ya da biraz çocuk gibi davranıyoruz).

Ayrıca  öteki hayvanlarda bulunduğunu düşünmediğimiz, ama bize bir çeşit ölümsüzlük umudu veren inanç sistemlerine tutunuyoruz. Hem bunlar hem de kendimizi doğanın geri kalanından koparmaya sebep olan  diğer yollar kültürlerimizde öylesine içkin bir hâl almış ki durdurulması bir kenara, sorgulanmıyorlar bile.

Ancak, bütün inkâr biçimleri gibi, kim olduğumuzdan kaçamayız. Doğayı kendi dilediğimiz gibi eğip bükmek için daha fazla çaba harcadıkça gezegene ve diğer canlılara belki de artık onarması imkânsız bir şekilde daha fazla zarar veriyoruz.

Marino ve Mountain hayvanların insanlar sebebiyle yaşadığı istismarlara basit bir çözüm sunmuyor, sadece farkındalığın değişim yaratmada ilk adım olduğunu öne sürüyorlar.

Anthrozoos’ta çıkacak olan yazılarında söyledikleri gibi, “ Öteki hayvanlar ve gezegenle olan ilişkimiz, insanoğlunun karşı karşıya olduğu en önemli sorun… İnsan türü için yaşanabilir tek gelecek, kendi doğamızın hayvan doğası olarak bir şekilde kabul edilmesi ve hem öteki hayvanlarla hem de doğayla daha mütevazı ve sonucunda daha doyurucu bir ilişki geçirmekte yatıyor.”

Çev:Cem

http://www.healthnewsdigest.com/news/Pet_Care_490/Animal-Exploitation-Worse-Than-Ever-Despite-Heightened-Animal-Rights.shtml

Reklamlar

Hayvan hakları hareketine rağmen hayvan sömürüsü arttı” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s