Hayvan özgürlüğü: Sosyal hak bağlantısı

Bruce G.Friedrich

 ‘İnsan diğer varlıkların acımasız yok edicisi olduğu sürece sağlık ya da barış nedir bilmeyecektir. İnsanlar hayvanları katlettiği sürece birbirlerini öldürecekler. Cinayet ve acı tohumları eken sevinç ve sevgi biçemez.’ –Pythagoras

‘ Bütün etik kurallarının temelini aldığı merhamet ancak bütün canlıları kapsadığı ve kendisini sadece insan türüne kısıtlamadığı zaman asıl genişliğine ve derinliğine ulaşacaktır.’ –Albert Schweitzer

Bugün birçok insan belirli hareketler arasındaki bağlantıyı kurabilmektedir –kölelik karşıtlığı, kadınlara oy hakkı, sivil haklar, feminizm, gay ve lezbiyen hakları, işçi hakları. Bütün bu hareketler sömürüye ve baskıya karşılar ve ezilenler için özgürlüğü destekliyorlar.

Hayvan haklarının felsefesi sivil haklar aktivisti ve feminist romancı Alice Walker tarafından tam olarak ifade edilmiştir. Alice Walker, Marjorie Spiegel’in “Korkutan Benzerlik” (Dreaded Comparison) kitabının önsüzünü kaleme almıştır. Bu kitap 18. ve 19. yüzyıldaki insan köleliği ile bugünkü hayvan köleliğini karşılaştırmaktadır: ‘ Hayvanlar, aynı kadınların erkekler ve siyahların beyazlar için var olmadığı gibi, insanların çıkarları için bu dünyada değildirler.’

Önyargı; ırk, cinsiyet, cinsel tercih ya da tür bazında olabilir. Her durumda, bir grubu diğerinin üstüne koyacak bir çizgi çizilir ve geri kalan herkes o çizginin altındadır. Tür bazında yanlılık en az ırkçılık, cinsiyetçilik ve homofobi kadar haksızdır (hatta Isaac Bashevis Singer’a göre türcülük ırkçılığın ‘en uç’ çeşididir).

Hayvan haklarına inananlar toplumun çıkarı yerine hayvanların çıkarına olan şeyin ne olduğu sorusunu sorarlar. Bizim toplumumuzda, hayvanların en çok acı çektiği alanlar bir çok aktivisti 4 temel maddesi olan bir manifesto üzerinde birleştirmiştir:

Hayvanlar bizim 1) yemeklerimiz,

2) giyeceklerimiz,

3) deneklerimiz ya da

4) eğlence malzememiz değildir.

1) Hayvan Yemek: ‘Vejeteryanlık’ Tolstoy’a göre ‘insancılığın en derin köküdür.’ Bizim halkımız yılda 8 milyar hayvandan fazla hayvan tüketmektedir. Bu hayvanların çok büyük bir çoğunluğu ‘kötü, gaddarca ve kısa’ hayatlar yaşamaktadırlar. Şu anki çiftlik koşullarına bir örnek vermek gerekirse; tavuklar 7-24 bütün hayatlarını telle ağ gibi örülmüş kafeslerde binlerce kuşla dolu ambarlarda geçirmektedirler. Koşullar o kadar korkunçtur ki, ayakları çoğu zaman tellerin içinden ve çevresinden büyümektedir, ve kuşların üçte birinin bacakları günlerce yemeksiz ve susuz kaldıkları kesimhanenin acı dolu ve tıkış tıkış yolcuğununda kırılmaktadır. Bir yumurta bir tavuk için 24 saatlik hayal edilemeyecek acıyı temsil etmektedir, kesimhaneye olan yolculuk sayılmadığında bile.

Tavuklar, domuzlar, hindiler, süt için yetiştirilen inekler ve danalar doğumdan itibaren ailelerinden  ayrılırlar, rahatsız ve kaçma imkanı olmayan küçük alanlarda yaşamanın fizyolojik ve zihinsel acısını çekerler ve uzun ve acı verici kesimhane yolculuğuna katlanırlar. Hareket edemeyecek durumda olan hayvanlar kamyonların arkasında sürüklenirler ve kemikleri kırılır. Baş aşağı asılarak ve kanları aktılarak öldürülürler, çoğunlukla derileri soyulur, parçalara bölünürler ve hala tam olarak bilinçliyken öldürülürler. Ben bu çiftliklerin çoğunda ve kesimhanelerin birkaçında bulundum. Hayvanlar korku, endişe ve acı içinde bağırıyorlar. Bir birey olarak adaleti savunmak ve şiddeti reddetmek için yapılabilecek en iyi ve en ivedi şey hayvan ve hayvan ürünlerinden bağımsız bir diyet uygulamaya başlamaktır.

2. Hayvanları Giymek: Her yıl 3 milyondan fazla hayvan kürkleri için yakalanmakta ve 2 milyondan fazla hayvansa kürk çiftliklerinde yetiştirilmektedir. Tuzaklara yakalanan hayvanlar çoğunlukla kaçabilmek için kendi bacaklarını ısırarak koparmaya çalışırlar. Kürk çiftliklerindeki hayvanlar ise kısıtlı ve doğal olmayan koşullarda yavaş yavaş delirirler. Kürk hayvanları için herhangi bir yasa yoktur, bu nedenle bu hayvanlar çoğunlukla ucuz ve ‘temiz’ bir yöntem olan vajinalarına ya da anal bölgelerine elektirik verilerek acımasızca katledilirler. Deri endüstrisi et endüstrisinin bir yan ürünüdür, yukarda anlatılan bütün vahşet onlarda da vardır.

3. Hayvanlar Üzerinde Deney Yapmak: Tıp deneyleri hastalıklı bir bilim eylemidir. Gandhi bu deneyleri ‘ ‘Tanrıya ve (tanrının) yarattıklarına karşı işlenen ve korkunç suçların en korkuncu’ olarak görmektedir. Deneyciler savaş deneylerinde maymunları ışınlara maruz bırakmakta, sağırlık deneylerinde kedilerin kafataslarını açmakta, ve yanık deneylerinde domuzları yakmaktadırlar. ‘Kötü’ zamanlarında izole edilmiş kafeslerde tuttukları hayvanlara korkunç şeyler yapmaktadırlar.

Washington’daki bir evsiz yurdunda 6 yıl boyunca çalıştım ve maymunları kokaine ve eroine bağımlı yapmak için binlerce dolar harcanırken uyuşturucu bağımlılarının  6-18 ay tedavi bekledikleri gördüm.

Görünüşte herhangi bir amaca hizmet etmese de kozmetik deneyleri devam ediyor. Beş yüzden daha fazla şirket ürünlerini hayvanlar üzerinde test etmiyor; bunların arasında Gillette, Revlon,L’Oreal ve Benneton var ancak bazı şirketler bu deneylere hala devam ediyor. Deneyciler hayvanların gözlerine şampuan döküyor, grubun yarısı ölene kadar zorla temizleyicilerle besliyor, kürklerini kazıyıp aşındırıcı ürünleri çıplak tenlerine sürüyorlar. Bu testlere devam eden en büyük şirket Proctor and Gamble’dır ki bunların ürünleri arasında Crest, Tide, Pert, Pampers ve diğer birçok ürün bulunmaktadır.

4. Eğlence Sektöründe Hayvanlar: Sirkler, yarışlar ve diğer eğlence formlarındaki hayvanlar sevdiklerinden ve doğal çevrelerinden ayrılırlar, izole edilmiş kafeslerde tutulurlar, işlevlerini yitirdiklerinde öldürürler ve dövme ve aç bırakma gibi güç kullanılan taktiklerle eğitilirler. Filler normalde toplar üzerinde dengelerini sağlayamazlar ve kaplanlar normalde alev çemberlerinin içerisinden atlayamazlar. Bu muhteşem hayvanların böyle salakça ve küçük düşürücü davranışlarda bulunmalarını sağlamak için tabiî ki döverek boyun eğdirilmeleri gerekmektedir.

21. Yüzyıl için Köleliğin İptali Biraz tarihsel bir bakış açısı kullanışlıdır. 13. yasa değişikliği (köleliğin iptali) 1865’de, sadece 133 yıl önce ve 19. Yasa Değişikliği (kadınlara oy hakkı) 1920’de, sadece 78 yıl önce gerçekleşmişti; işçi hakları, haftada 40 saat çalışma, ise oldukça yenidir; ilk çocuk tacizi davası ise bu ülkede 1913’de görülmüştü.

Birçok iyi ve düşünceli insan Kızılderililerin, Afrikalı Amerikan vatandaşlarının ya da kadınların ve çocukların bazı haklarının olması gerektiğine inanmıyordu. Kölelik 1520’den 1800’in sonuna kadar varlığını sürdürdü. Rutgers hukuk profesörü Gary Francione ‘ Eğer 1810’da beyaz bir adama siyahların haklarının olup olmaması gerektiğini sorsaydınız büyük ihtimalle size gülerlerdi.’ demektedir.

Bu geçmiş gaddarlıklardan toplumun tarihsel olarak ne kadar hızlı ve niteliksel olarak ne kadar çok değiştiğini göstermek için bahsettim. Hatta, Galileo’nun dönemin papası tarafından işkence odasına gönderilmeyi engellemek için dünyanın güneş etrafında döndüğünü reddetmesi 17. yüzyılın ortalarına –sadece 330 yıl önceye- rastlar. Ancak insanın ahlaki yaşamın merkezinde olduğuna inanmanın bir zamanlar dünyayı fiziki evrenin merkezi olarak görmekle aynı şey olduğunu fark ettim. Zamanla, hayvan özgürlüğünü diğer adalet arayan hareketlerin içerisinde olarak görmeye başladım.

Hayvan özgürlüğü iyimser bir hareket. Biz Jeremy Bentham’la birlikte ‘ Toplumun nefes alan her şeyi kapsayacak şekilde gelişeceği bir zamanın geleceğine’ inanmaktayız. Biz Dr. Martin Luther King’le birlikte tarihin kavisinin geniş olduğuna ancak onun adalet ve merhamete doğru kıvrıldığına inanmaktayız (King’in karısının ve oğlunun, Coretta ve Dexter Scott King, vegan olmaları bunu kanıtlayacak niteliktedir). Biz toplumun ilerde insan kibiri ve hayvanlara yönelik işkenceye şu an kölelik ve diğer gaddarlıklara baktığımız da hissetiğimiz tiksinti ile bakacağına inanıyoruz.

Bir Latin Amerika özdeyişi ‘ Direniş birdir’ demektedir. King’in de söylediği gibi ‘bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalet için bir tehdittir’. Isaac Bashevis Singer ( Nobel ödülü almıştır) ‘ İnsanlar hayvanların kanlarını akıttıkça barış olmayacaktır. Hayvanları öldürmek Hitler’in gaz odalarını ve Stalin’in toplama kamplarının yaratılmasından sadece bir adım uzaktadır… İnsan elinde bir bıçak ya da silahla kendisinden zayıfları yok ettiği sürece adalet olmayacaktır’ demiştir. Eğer biz insanları farelere, kedilere, köpeklere, domuzlara, tavuklara ve hindilere zarar vermemeleri konusunda ikna edebilirsek, onlar elbette ki dönüp de insanlara zarar vermeyeceklerdir. Kendini insanlığa adamış birçok kişi, Albert Schweitzer’den Ellen White’a kadar, Louisa May Alcott’tan Albert Einstein’a kadar, hayvanları yediğimiz ve diğer şekillerde işkence ettiğimiz sürece barışın mümkün olmayacağını hissetmiştir.

Bir Kapanış Karşılaştırması Şu an yıl 1600; konu ise kölelik. Köleler satılıyor, dövülüyor ve öldürülüyor. İyi ve merhametli birçok beyaz kölelerin bu şekilde muamele görmesini önemsemiyor. Birçok insan diğer yöne bakıyor. Kölelerin durumuyla ilgilenen 2 grup var –köleliğe karşı çıkmayan, sadece koşullarını tartışanlar ve köleliğin kaldırılmasından yana olanlar. Köleliğin kaldırılmasından yana olanlar bütün tekliflere açıklar. Açıkça görülüyor ki herkes rahatlıktan ve huzurdan yana olup sömürüye direk dahil olmadan ama bu tacizlere açıkca karşı çıkmadan yaşamalıdır. Ancak köleliğin kaldırılması ancak daha çok insanın bu durumun dile getirilmesinin gerekliliğini fark etmesiyle gerçekleşecektir.

Albert Einstein insanların türlere karşı olan yobazlığına ‘bilinçliliğin görsel ilüzyonu’ demektedir. İnsanın görevinin ‘merhamet çemberimizi bütün yaşayan canlıları içine alacak şekilde genişleterek kendimizi bu hapishaneden kurtarmak’ olduğunu söylemiştir.  Bu bir süreçtir, ve hiçbirimiz tam olarak masum olamayız; ama yapabileceğimizi en iyisini yapmalıyız, vegan beslenme şekline geçmek hayvanların çıkarları için yapabileceğimiz en temel şeydir.

Hayvan özgürlüğü önümüzdeki milenyum için bir sosyal hak hareketidir – 21. yüzyılın kölelik karşıtlığıdır. Gandhi’nin söylediği gibi ‘ Bir milletin büyüklüğü ve ahlaki ilerlemesi onun hayvanlara nasıl muamele ettiği ile ölçülebilir.’

Animal Liberation Front sitesinden

Çeviri: Gamze

Reklamlar

Hayvan özgürlüğü: Sosyal hak bağlantısı” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s