Evet, balıklar da acı hissediyor

Fishing (pictured) may not seem like such a relaxing sport anymore, as scientists have found that fish feel pain just like humans. Researchers claim that fish also have the same intelligence as other vertebrates and consequently, people should care more for their welfare

Wyoming Üniversitesi’nden Dr. James Rose balıkların acıyı işleyecek türden nörolojik bir donanıma sahip olmadığını öne sürüyor (2003). Rose,  gerçek acının nosiseptif uyaranlara karşı verilen ilk tepkiden ayrı bir psikolojik tecrübe olduğunu söylüyor. Nosisepsiyon, sinir sisteminin gerçek ( ya da potansiyel) bir doku hasarının farkına varmasına deniyor. Rose balıkların nosiseptörleri olduğunu; ama nosiseptörlerin farkına vardığı şeyin gerçek acıyla aynı şey olmadığını söylüyor (amipler de meselâ tehlikeli uyaranların farkına varıp ona tepki gösteriyor, tehlike kaynağından uzaklaşıyorlar). Omurgalılarda (balıklar dahil), otomatik ve koordine bir tepki  verme eylemi(geri çekilme, mücadele etme, hareket etme belki ses verme gibi), beyinsapı ve omurilik tarafından oluşturuluyor.

Balıkların kuşlar ve memelilerden daha az gelişmiş beyinleri var (Rose’a göre bütün omurgalılar arasındaki en basit beyin onlarınki). Özellikle memeliler beyin yarım kürelerini duygular, hisler ve acı için bir kontrol merkezi görevi üstenen baskın bir neokorteksle beraber genişlettiler. Balıklarda neokorteks  (ön lob bölgeleri de )bulunmadığı için , Dr. Rose balıkların acının nahoş psikolojik yönlerini tecrübe edebilecek türden nörolojik bir kapasiteye sahip olmadıklarını öne sürüyor.

Balık ve insan beyinlerinin genel yapısı birbirine benzese de, Dr Rose balık beynini ’49 model bir Volkswagen’e(basit ve yeterli), insan beyninin ise bir çok kapasitesi bulunan modern lüsk bir arabaya benzetiyor. Eğer beyin yarım küreleri parçalanırsa insanların komaya girdiğini, balıklarınsa normal davranışlarına devam ettiğini söylüyor; balık hayatı bu yüzden beyinsapı tarafından yönetilmektedir, beyin yarım küreleri tarafından değil.

Rose şu tür olasılıklara da yer veriyor: “balıkların  insan beyninin ön loblarında meydana gelen süreçlerden daha farklı bir süreçle psikolojik acı yaşayacak türden bir kapasiteye sahip oldukları öne sürülebilir, ama bu argümanı destekleyecek hiçbir veri yok”. Ama stres hormonları salgılanırken (balık yakalayıp denize geri attığımızda), Rose kendi iddialarını da ters yüz etmiş oluyor; çünkü hormonların “balıklar üzerinde istenmedik etkileri olabileceğini” söylüyor.

Roslin Enstitüsü ve Edinburgh Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, balıkların gerçekten acı hissettiğini ortaya koydular.  Arı zehiri ve asetik asit bir alabalığın dudaklarına enjekte edildi (kontrol grubuna maden tuzu verildi). İğrenç maddeler enjekte edilenlerde sallanma hareketleri görüldü, hayvanlar dudaklarını kumlara sürttüler, normal yem yemeye dönmeleri için üç katı fazla zaman gerekti. Araştırmacılar bu davranışların basit refleksler olduğunu kabul etmedi, ya da Dr. Lynne Sneddon’ın söylediği gibi, bu durum “hayvanlarda acı kriterini” gerçekleştiren bir olay olarak kabul edildi.

2009 yılında yapılan bir başka deneyde Purdue Üniversitesi’nde araştırmacı olan Joseph Garner iki grup japon balığına(morfin ve maden tuzu şeklinde  iki folyo ısıtıcı takıldı. Her iki grupta da uyarıcıya karşı refleksif bir tepki görüldü, ama maden tuzu verilenlerde daha sonra davranış değişiklikleri gözlendi. Garner şöyle söyledi: “maden tuzu verilen grup savunmacı davranışlar sergiledi; temkinlilik, korku ve endişe davranışları sergilediler”. Balıklar olaydan sonra davranış değişikliği sergilediği için bu olayın bilişsel bir acı anlamına geldiğini düşünülüyor (Rose buna karşı çıkıyor). Garner, “japon balığı morfin almadı; bu stresli, acı dolu olayı yaşadı. İki saat sonra ise  bu acıyı aynen bizim gibi korkuya çevirdi. Bana göre aynen bizim yaşadığımız gibi bir acı yaşadıklarını söyleyebiliriz” diyor.

Edinburgh Üniversitesi’nden Dr. Victoria Braithwaite neokorteksin bulunmamasının balığın hissettiği acının insanın hissettiği acıyla aynı olmadığı anlamına geldiğini söyleyerek şunları ekliyor :” son önermeler balıkların acı yaşayamayacağı ya da acı çekmenin mümkün olmadığını söylüyor, ama yapılan son araştırmaların bu önermeleri desteklediğini söyleyemeyiz. Sunduğum kanıt, balıkların acı ve  korku yaşama kapasitelerini olduğunu düşündürüyor, bu yüzden onların acılarını da azaltmamız gerektiği üzerine düşünmeliyiz.”

Balıkların merkezi sinir sistemleri ve memeli beyinlerine benzer şekilde yapılandırılmış beyinleri var. Tepkileri (hormon salgılama, sıçrama, kıvranma vb) nahoş hisler (acı) yaşadıklarını düşündürüyor. Beyinleri belli özelliklere sahip olmayabilir, ama belki de onların fizyolojilerini tam olarak anlamıyoruz (gerçekten de  kendi nörolojik işlevlerimiz hakkında bile öğrenmemiz gereken çok şey var). Eğer balıkların acı çekmesi mümkünse (ki öyle görünüyor) balıkların acı çekmelerine (balık yakalamak, yakalayıp denize atmak, yemek vb) neden olan gereksiz insan aktiviteleri üzerine  moral bir bağlam içerisinde yeniden düşünmek  gerekiyor.

–bu yazı 2012 yılında sitede yayınlanmış, ama yazar adı ya da kaynakça koymamışım…–

Cem

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s