Canlılar ve şeyler : Bütün hayvanlar âlemi

Tim Gier

Geniş anlamda konuşursak, herşey nesnedir.

Yaşayan şeyler var, yaşamayan şeyler var. Yaşayan şeyler arasında sadece hayatta olan şeyler var; mesela bitkiler, mantarlar, küfler gibi. Bir de sadece hayatta olmaktan fazla olan şeyler var, işte onlara biz “canlı varlıklar” diyoruz. İnsan canlıları var, bir de insan olmayan canlılar var. Yani şeylerin bir düzeni var, bunlar da yaşayan şeylerin bir alt kümesine sahip, onların altında ise canlı varlıkların alt kümesi var, o kümenin altında ise insan canlıları ve insan olmayan canlıların alt kümesi bulunuyor.

Bu altkümeleri daha da alt kümelere bölebiliriz. İnsanların alt kümesi belki erkek ve dişi alt kümelerine ayrılabilir, ayrıca heteroseksüel, biseksüel ve homoseksüel alt kümelerine ayrılabilir. İnsan olmayan canlıların alt kümesini ise diğer türlerin alt kümelerine- kaninlerin, felinlerin, ekinelerin vb. altkümelerine ayırabiliriz- çünkü insanların alt kümesi sadece tek bir türü kapsasa da (Homo sapiens) insan olmayan canlıların alt kümesinde bir çok tür bulunuyor.

Ama olaya böyle mi bakmalıyız?

Canlıların altkümesini iki sınıflandırmayla -insan olan / insan olmayan- oluşturmak yerine insan farklılığının sadece bir tanesini oluşturduğu bir çok türden oluşmuş bir yapı kurmak daha uygun olmaz mo? İnsan canlılarından ve insan olmayan canlılardan sanki ikisi birbirinden ayrı ve farklıymış gibi söz etmek gerekli mi? Bütün canlıların aynı çeşit “varlığın” sadece farklı ifadeleri olduğu doğru değil mi?

Kedileri, atları, köpekleri vb. ni “hayvan” olarak sınıflandırmamız bütün farklı türlerdeki, “varlığın” farklı ifadelerindeki aynılığı tanır. Hangi kritere dayanarak “insan canlısını” diğer canlılardan ayırıyoruz? Her  insanın, ve sadece insanın sahip olduğu, bizleri eşi benzeri bulunmaz canlılar yapan hangi gerçek nitelik ya da özellik var? Diğer bir deyişle, bizi böylesine özel yapan ne?

Gezegendeki diğer canlılarda olmayan ne?

İşte bu noktada ABD Anayasa Mahkemesi’nden Potter Stewart’un kuralını araya koymak gerekiyor: “gördüğüm zaman bilirim”. Stewart burada hard core pornografiden ve onu tanımlamanın ne denli zor olduğundan söz ediyordu; önsezilerine başvurması ise ortak bir davranış biçimidir. Nedenini bilemesek bile bazı şeyler vardır ve o şeyler hakkında iyi şeyler hissederiz, bazen bu tür hisler bize düzgün bir şekilde rehberlik  ederler. Belki ne tür fotoğrafların devlet tarafından sansürlenmesi gerektiği konusunda duygular tek başına yetebilir.

Söz konusu yaşayan canlılar olduğunda hisler ve önseziler yeterli sebepler midir?

Pek değil belki. Bir başkasının hayatına son vermeden önce adilane davrandığımıza dair bir hisse sahip olmak değil, gerçekten doğru yaptığımızı bilmek isteriz. Nesne ve şeylere-pornografi gibi- ve canlılara nasıl davranmamız gerektiği konusunda bir farklılık söz konusu.

Bu, kendi içinde bir önsezi mi? Canlılara farklı davranmamızın sebebi, farklı davranmamız gerektiğini hissetmemizden mi? Televizyonlarımızı ve aletlerimizi artık bir kıymetleri kalmadığında  bir kenara atıyoruz, ve hiçbir şey düşünmüyoruz. Çoğumuz böyle bir şeyi bir aile köpeğine yapmayız. Köpeğe böyle davranmamızın sebebi bu davranışın doğru olduğunu hissetmemiz mi, yoksa köpeğe yaşlı bir esrarkeşe kıyasla iyi davranmamızın sebebi bunun yapılması gereken doğru şey olduğunu bilmemiz mi?

Sebebi şu: çünkü yapılması gereken doğru şey bu.

Bir çok anlamda bir köpeğin bize aynen benzediğini biliriz, işte bu yüzden köpekleri evimize davet ettik zaten. Köpeğin kendisini umursadığını, yaşadığı hayat biçimini önemsediğini, bizi de umursadığını biliriz. Filozof David Hume, 400 sene kadar önce “İnsan Doğası Üzerine Bir Tez”inde şunları yazmıştı:

“…çoğu kez insana öylesine yakınlaşan, onunla kendisini yakınlaştırmak isteyen her tür, bu tasdikten açık bir gurur duyar, diğer herşey bir yana okşama ve güzel sözlerden memnun olur. Bu okşamalar da herhangi birilerinden değildir, özellikle sevdikleri ve tanıdıkları kişilerindendir; aynı şekilde o tutku da insanda hayata geçirilir. Bütün bunlar gurur ve alçakgönüllülüğün sadece insana özgü tutkular olmadığını, bütün hayvanlar aleminde görüldüğünün açık kanıtlarıdır”.

Bütün Hayvanlar Âlemi

Biz insanlar bütün canlılar arasında özel bir altküme değiliz,  ayrıcalıkla özel bir yerde tek başımıza filan bulunmuyoruz. İnsan hayvanlar ı, bütün hayvanlar âlemini kucaklayan “canlılığın-varlığın” daha büyük bir ifadesinin tek bir örneğidir. Kendimiz hem haksız yere hem de iyi bir sebebimiz olmaksızın o âlemin/yaradılışın geri kalanından ayırdık, bunun sonucu hem kendimize hem de etrafımızdaki herkese ve herşeye zarar vermek oldu.

Dünya hayatının saçaklarında uçan, yüzen, sürünen ve yürüyen bütün canlıların kendisi o varoluşun ifadeleridir- şey değillerdir, nesne değillerdir. Nesnelerin canlıların onlara verebileceği dışında hiçbir amaçları yoktur- televizyonların eğer onları izleyecek kimse yoksa hiçbir anlamı yoktur. Canlıların kendi varoluşlarına içkin olan bir amaçları vardır- onların amacı yaşamaktır. İşte biz o amaca ve onu yaşayabilme becerisine sentiens-bilinçlilik adını veriyoruz.

Hayatın anlamı ne? “mavi”nin anlamı ne diye de sorabiliriz? Hayat var işte, ve hayat varken kendi anlamını da içeriyor ve yaşarken kendine amaç ve anlam veriyor.

Şeyler, nesneler var, canlılar var. Nesneleri dilediğiniz gibi kullanın. Canlıların var olmasına izin verin.

Çev. Cem

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s