İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu : NETLEŞEN HAYVAN HAKLARI TASARISINA İLİŞKİN BİLDİRİDİR

İlk olarak 11 Eylül 2012 tarihinde, Çevre Komisyonuna gelen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; neredeyse 2 yıldır, başta demokratik ve hukuki olduğuna inandığımız süreç neticesinde bugünlere gelmiş ve 11 Haziran 2014 tarihinde en önemli 5 maddesi kabul edilmiştir. 19 Haziran’da geri kalan 1-2 maddesi de tamamlanarak; son şekli ile Meclise gönderilecektir.

Belirttiğimiz gibi başta Demokratik ve hukuki olduğuna inandığımız bu süreçte; onlarca Baro Hayvan Hakları Komisyonunun hazırladığı 30 sayfalık Kurultay Raporunun, onlarca STK’nın da görüşünü bildirdiği raporların ve defalarca bir araya gelinerek yapılan müzakerelerin, zaman zaman basına ve bizlere yansıyan müjdeli haberlerin, 11 Haziran 2014 tarihli Çevre Komisyonunda yapılan son toplantıda, adeta bir oyalama taktiği olduğu üzülerek gözlemlenmiştir. Son toplantıya damgasını vuran Adıyaman AKP milletvekili Mehmet Metiner’in son an önergeleri esas alınmış, bu süreç içerisinde arza sunulan her türlü uzman görüş ve hayvan korumacıların önerileri çöpe atılmış, tasarı ölüm saçan haliyle son şeklini almıştır.

Açıkça ifade etmek gerekirse; tasarı ile getirilen en büyük değişiklik; artık kanunun “HAYVANLARI KORUMA KANUNU” vasfını taşımadığıdır.
Tasarı ile getirilen “HAYVAN REFAHI” kavramı; dünyada algılandığı ve uygulandığı hali ile; hayvan haklarının gözetilmesi ve korunması değildir. Hayvan Refahı; Dünya terminolojisinde kullanıldığı anlamıyla, kısaca; en insani şekliyle hayvanların nasıl öldürüleceğini, kullanılacağını ve sömürüleceğini düzenlemektedir.

Son şeklini alan kanun tasarısından; doğal yaşam parkı kavramı çıkartılmış, ancak; karşı çıktığımız esas zihniyet aynen muhafaza edilmiş, hayvan bakım evi kavramı ile; sokaklarımızdan kentlerimizden sokak hayvanlarımızın toplanarak şehirden uzak, toplu taşıma araçlarının gitmediği insandan tecritli alanlara kurulan devasa beton yığınlarına götürülmesi, orada kısırlaştırılıp aşılanıp tekrar sahiplendirilinceye kadar bakılmaları ve sahiplendirme için ne kadar tutulacaklarının belli olmadığı bu hayvanlardan sahiplendirilmeyenlerin, yine mahalli idarelerin göstereceği ve nerede olacağı belli olmayan ancak muhtemelen şehirlerden uzak besleme noktalarına bırakılacağı ön görülmüştür.

Bu uygulamalarla; hayvanlarımız sokaklardan can hıraş toplanacak, yasaya aykırı ormana terk edilen hayvanlarımızın bir kısmı artık yasal hale gelen bu düzen içinde ölüme terk edilecektir.
Zaten, ölüme terk edilmeyen hayvanlarımızı bu devasa komplekslerde başka ölümler beklemektedir.
Mahalli idarelerin 8 yıldır vermiş oldukları sınavda, yeri geldiğinde 50 hayvana dahi bakamadıkları göz önüne alındığında, binlerce hayvana nasıl bakacakları muammadır.
Kaldı ki kanun içine yerleştirilen Veterinerlik Hizmetleri Bitki Sağlığı Yem ve Gıda Kanununun varlığı dahi tek başına hayvanlarımızın ölüme gitmesi için yeterlidir.

Yine Hayvanlar üzerinde Deney yapılmasına ilişkin düzenleme, onca muhalefete rağmen yasa tasarısından çıkarılmamıştır. Şubat 2014’te çıkarılan Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik ile sokak hayvanlarının deney hayvanı olarak kullanılmasının önü açılmış; bu kanun tasarısı ile de, deney hayvanlarının ithalatı ve ihracatı düzenlenerek, asıl niyet esasında çok net ortaya konulmuştur.

Bu süreç içerisinde hep müjdeli haber olarak yansıtılan kara ve su sirkleri ile yunus parklarının yasaklanmasından Milletvekilinin son an önergesi ile ekonomik, sosyal ve kültürel bahanelerle vazgeçilmiştir.
Yunus parklarının zihinsel engelli çocuklara terapötik bir yararının olmadığı, çocuklar için de enfeksiyon ve kaza riski taşıdığı bilimsel gerçekleri bir tarafa itilerek, hatta Sağlık Bakanlığının dahi, yunuslarla terapinin bilimsel olmadığı, bilinmeyen risk içerdiği, netice olarak yunus terapisine izin verilmemesi konusunda görüş bildirmesine rağmen, engelli çocuklarımızın rehabilite edildiği gerekçe gösterilerek izin verilmiş olmasını, kabul etmemiz mümkün değildir.

Hayvana tecavüz ve işkencenin hapis cezası ile cezalandırılması ise göz boyamadan öteye gitmediği gibi kanunun genel düzenleniş biçimi göz önüne alındığında zaten fiilen atıl bir düzenleme olarak kalmaya mahkumdur.
Kısaca, mevcut 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunumuz, iyileştirilmek bir yana, içi boşaltılarak, hayvanı korumaktan ziyade, hayvandan başka amaçlarla yararlanma zihniyetini düzenleyen bir kanuna dönüştürülmüştür.
Bu tasarıda hiç bir değişiklik yapılmaz ise sokak hayvanlarımızın yok edileceği bir düzen ile karşı karşıya kaldığımızı, yaralanacak vicdanların telafisinin mümkün olmayacağını, tüm kamuoyuna üzülerek bildiririz.

İSTANBUL BAROSU
HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANLIĞI

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s