İsveç’te 104 tavuk endüstriyel çiftlikten kurtarıldı

“11 Mayıs gecesi İsveç’teki bir endüstriyel tavuk üreme çiftliğinden 104 tavuk, doğal gereksinimlerini karşılayarak  doğal yaşamlarını sürme haklarının olması sebebiyle kurtarıldı. İsveç’teki yumurta endüstrisi her yıl sadece insanlar yumurta talep ediyor diyor milyonlarca tavuğu sömürüyor. Her bir tavuk için tek umut dışarıdan birisinin yardım eli uzatmasıydı. Geride kalanlar ve ileride onların yerini alacak olanlar için söz konusu umut hayvan ürünleri yeme alışkanlığımızın ve toplumun hayvanlara bakışının temelden değişmesine bağlı.

İsveç’te şu anda var olan endüstriyel tavuk çiftliklerinin nasıl göründüğünü açıklamamıza izin verin. Sıra sıra dizilmiş bir sürü bina gördük. Havalandırma borularından iğrenç bir koku yayılıyordu. Hayvanların içeride olduğunu böyle anladık. Her binada bir çok bölmeden oluşan kafes sistemi vardı, yerden tavana dek uzun sıralar halinde bütün bina boyunca devam ediyordu.

Aynı çatının altında içinde hareket dahi edemeyecekleri kafeslere tıkılmış binlerce tavuk vardı. Hava ağırdı, tozluydu, yapış yapıştı, nefes alması zordu. Herşey mekanize edilmiş bir şekilde ayarlanmıştı: yumurtalar birbirinin üzerinden kayarken yiyecekler taşıma bantlarıyla yerine ulaştırılıyordu. Beton taban tozlanmıştı, metal kafesler pisti. Böylesine bir asansörde insanlarla sıkış tıkış kapalı kalsak nasıl olurdu diye düşündük. Kolunu dahi uzatamamak acaba nasıl olurdu; etrafa dönemesek, yapacak hiçbir şey olmasa ve temiz hava olmasa acaba nasıl olurdu? Ne kadar dayanabilirdik? Fiziksel olarak insanlar tavuklardan farklı, ama gene de çok ortak noktamız var: acı, kızgınlık, stres hissetme yeteneğimiz. Hepimiz doğamıza uygun şekilde davranarak huzur içinde yaşamayı arzu ediyoruz. Bütün canlılara hürmetle davranmak gibi bir sorumluluğumuz var. Endüstriyel tavuk çiftliklerinde bir tavukla göz göze gelmemiz sonucunda kurtarma kararını vermek hem mümkün hem de kolay oldu.

Endüstriyel tavuk çiftlikleri  İsviçre’de senelerdir tartışılıyor. Tavukların kafeslerde tutulmamasını savunan insanlardan biri çocuk edebiyatı yazarı Astrid Lindgren’di. 19080’li yıllarda Lindgren Hayvan Refahı Yasası’nı İsveç hükümetinin bir doğum günü hediyesi olarak elde etti. Hükümet yetkilileri endüstriyel tavuk çiftliklerinin yasaklanacağı, yasa dışı ilan edileceğine dair söz verdiler. Ama bu söz tutulmadı, yüzbinlerce tavuk bugün yumurta üretmek için kafeslerde esir olarak tutuluyor.

İsveç Hayvan Refahı Yasası başka şeylerin yanı sıra bütün hayvanların doğal ihtiyaçlarına gereğince davranma hakkına sahip olması gerektiğini söylüyor. Aynı zamanda yumurta endüstrisinde erkek civcivlerin doğar doğmaz öldürülmesi normal kabul ediliyor. Endüstri, tavukları doğal olmayan sayılarda yumurta üretebilsinler diye üremeye zorluyor ve manipüle ediyor. Doğalarına uygun olmayan sayıda yumurtlayan tavuklarda bacak ve kanat kırıkları meydana geliyor. Tavukları ölene dek kapalı mekânlarda tutmak yasalara uygun. Tavukları strese girip hastalanmalarına rağmen küçücük kafeslere tıkmak da yasalara uygun. Ayrıca tavukların bu tür stresler sebebiyle yaşama sürelerinin kısalması da son derece  normal. Tavuklar artık yumurtlayamadığında, kâr getirmediklerinde öldürülüyor. Bu hayvanların tamamen doğalarına aykırı ortamlarda, ve doğal olmayan koşullarda doğal ihtiyaçlarını karşılaması nasıl mümkün olabilir ?
Bu canlılar sadece kâr getirsin diye ‘dizayn’ ediliyor, başka bir amaç yok. Hayvanlar şefkat gösterilmesi gereken canlılar değil, büyük bir makinedeki bir ürün ya da dişli sadece. Hayvanların sistematik sömürüsünün büyüklüğü sebebiyle bu türden doğal olmayan davranışların doğal ve mantıklı kabul edildiği bir toplumda yaşıyoruz. Suni seri üretim, seri üreme ve hayvan bedenlerinin manipülasyonu, büyük endüstriyel tesislerde kapalı mekânlardaki üreme blokları, bir aylık ya da altı aylık ya da bir yaşındaki canlıların öldürülmesi… bunların hepsi üzücü bir gerçek. Gıda seçimlerimizin gerçek bedelini canlarıyla ödeyenler de sadece hayvanlar. Toplumumuz, politikacılarımız ve  iş sektörleri dünyada en iyi hayvan refahı standartlarına sahip olduğumuzu, hayvanları  korumanın önemli olduğunu söyleyerek kendilerini ve bizi kandırıyor sadece. Gerçek şu ki; yaptıkları şey sadece bir pazarlama taktiği, şahit olduğumuz gerçekleri asla yansıtmıyor. Toplumumuzun aslında hayvanları nasıl koruduğunu gösteren bir imaj yaymak bu sistematik sömürünün gerçek boyutlarını ortaya koymaktan hem daha kolay hem de daha kârlı.

Hem toplum hem de bireyler  olarak bir sorumluluğumuz var. Hayvanlara nasıl davrandığımızı  artık görmezden gelemeyiz, vicdanımızın söylediği gibi hareket etmek zorundayız. Bu kurtarma eylem harekete geçmenin yollarından  sadece biri, ve umarız yakında artık yeter ! diyen daha fazla insan bize katılır.

Kurtardığımız 104 tavuk binlerce tavuğu esir eden bir çiftlik için çok da büyük bir kayıp sayılmaz. Ama biz bu 104 tavuk için bütün dünyayı kurtarmış sayılırız. Artık onları seven yuvalarında, fırsatlarla dolu bir yaşam sürmek için oradalar. Dışarı ilk kez çıkma özgürlüğü, günışığında kanatlarını açma, çimde etrafı gagalama özgürlüğü… bizim açımızdan onların böyle yapmasının ne anlama geldiğini anlatmak zor. Onlar için kimbilir nasıldır?

Bütün hayvanların özgür olarak yaşama özgürlüğü için,

ve herkes özgür olana dek.

Kurtarma Grubu”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s