Bizi insan yapan ne?

Wolf ethology.jpg

Marc Bekoff /Etoloji Yazıları

İnsanların diğer hayvanlardan ne anlamda farklı olduğunu açıklamaya çalışan bir çok iddia gelip geçmiştir. Örneğin;  insanların tanrı’ya benzediği ve akıl sahibi tek varlık oldukları ileri sürülmüştür hep. İnsanlar Tanrı’ya benzeyen tek hayvan olup olmadığımız konusunda farklı şeyler düşünüyorlar ve elbette kanıtlanabilecek ya da çürütülebilecek bir iddia değil bu. Ancak, bir çok araştırma hayvanların akıl sahibi canlılar olduğunu ve bir zamanlar sadece insanlara ait olduğu sanılan  alet yapıp kullanmak, kültür sahibi olmak, benlik duygusuna sahip olmak, kompleks iletişim sistemleri kullanmak, sanat  üretmek, doğruyu yanlıştan ayırtedebilmek, zengin ve derin duygusal hayatlar sürebilmek gibi bir çok niteliğe de sahip olduklarını ortaya koyuyor. Bizi diğer hayvanlardan ayıran iki nitelik ise bizim yemek pişirmemiz ve diğer hiçbir hayvanın bizim kadar yıkıcı ve kötülük dolu olmaması.

Mental zaman yolculuğu ve zihin kuramına sahip olmanın da bizi diğer hayvanlardan ayıran ve tamamen insanlara özgü düşünme biçimleri olduğu öne sürülüyor. Bu düşünce Michael Corballis’in “The Recursive Mind” adlı kitabında öne sürülüyor. Corballis kitabında özyinelemenin de tamamen insanlara özgü bir nitelik olduğunu öne sürüyor. Corballis’in kitabını eleştiren antropolog Barbara J. King yazarın  bir çok argümanını sıradan okur için de lezzetli bir hale sokuyor. Örneğin King şöyle yazıyor, “ diğer yapılar içerisinde bir takım yapılar ekleyerek iletişim kurmak da insana özgü bir nitelik, örneğin bir cümledeki isim tamlamasının bir diğer tamlamayı içermesi gibi. Bu tür linguistik özyinelemenin bir örneği de Corballis tarafından örneklendiriliyor. “Jane, John’ı sever”,” Jane uçak kullanır” gibi özyineleme içermeyen cümleler “Uçak kullanan Jane John’ı sever” gibi özyinelemeli bir cümle kurmak için bir araya getirilebilir. Dil yerine daha çok zihine ilgi duyan Corballis özyinelemenin insan zihinin diğer hayvanların zihinlerinden ayıran en birincil bir nitelik olduğunu ileri sürüyor.

Mental zaman yolculuğu ve zihin kuramı da düşünmeye dair yinelemeli/rekursif biçimler. King şöyle yazıyor, “mental zaman yolculuğu sırasında geçmişte yaşadığımız ya da gelecekte olduğumuzu hayâl ettiğimiz o deneyim şu andaki bilincimizin içine sokulur. Bunun gibi, zihin kuramında başkasının ruh halini kendi ruh halimizin içine alırız”.

Peki hayvanların davranış ve bilişsel kapasiteleri ile ilgili bilgilerimizi düşününce Corballis’in düşünceleri nasıl görünüyor? King’e göre o kadar iyi değil durum. Katılıyorum. King diğer hayvanların geleceği planladığı ve bir zihin kuramları olduğunun altını çiziyor. Bir örnek vermek amacıyla King , ünlü primatologlar Christophe ve Hedwige Boesch-Ackerman tarafından ifade edilen vahşi şempanzelerin avlanma davranışıyla ilgili bilgiler veriyor. “Tai Ormanlarının Şempanzeleri “ adlı kitaplarında bu araştırmacılar şunları yazıyordu :”avlanan bir şempanze sadece avının ne yöne kaçacağını değil (yarım endişe) avın içeri girmeden doğru yüksekliğe erişmek için davranışlarını senkronize etmek adına avın hızını da (tam endişe) belirlemek durumundadır… Ayrıca avcının avın hareketlerine dair endişe içerisinde olmadığı, diğer şempanzelerin hareketinin etkisinin colobus genusundaki şempanzelerin gelecekteki davranışlarını nasıl etkileyeceğine dair çifte endişe içerisinde olduğunu kaydettik, yani avcı hayvan kaçan colobus üyelerini yani gördüğüne dair bir endişe içerisinde değil, gelecekti bir şempanze taktiğinin kaçan maymunları nasıl etkileyeceğine dair bir endişe de taşıyor.”

King sözünü şöyle tamamlıyor: “insanların özyinelemeci düşünme tarzları diğer hayvanları kıyasla daha ince; ama bazı hayvanlar da özyinelemeli düşünüyor. Fark derecesi;  insan düşüncesi, dili ve uygarlığının kökenlerini açıklayabilir mi?” Gerçekten bilmiyoruz. Ancak daha  çok çalışma yürütüldükçe eminim ki özyinelemeli düşünme tarzlarının insanın üstünlüğüne dair belirleyici işaretleri olmadığını ve diğer hayvanların da sofistike özyinelemeli düşünme biçimleri gösterdiğini keşfedeceğiz.

Burada sorun teşkil eden şey insanların hayvanlardan ayrı olup olmadığı, ya da daha iyi olup olmadığı değil. Bu çeşit tür ayrımcısı düşünceler destek bulamıyor. Charles Darwin’in evrimsel devamlılıkla ilgili düşünceleri türler arasındaki farkları bir derece farklılığı olarak saptar- yani net beyaz ve siyahlar yerine gri bölgeler söz konusudur- ve diğer hayvanların bilişsel kapasiteleri hakkında daima açık bir kapı bırakmamız gerektiğini öne sürer. Yukarıda adı anılan bazı araştırmalar da diğer araştırma projeleri gibi bu iddiaya destek veriyor. Farklı olmak daha zeki ya da daha iyi olmak demek değildir.

Daha önce söylediğim gibi artık insanın üstün olduğu mitini bir kenara atmalıyız. Çünkü insanın üstün olduğu iddiası kim olduğumuza dair sığ ve içi boş bir perspektif. Elbette diğer hayvanlar gibi çeşitli alanlarda kendimize özgü ve üstünüz. Belki de insan üstünlüğü nosyonunu tür üstünlüğü ile değiştirmeliyiz, bu hareket de diğer hayvanları kim ya da ne olmalarını istediğimize göre değil, oldukları gibi takdir etmemiz konusunda bize faydalı olur.

İleride yapılacak araştırmaların hayvanların bilişsel kapasiteleriyle ilgili neler ortaya çıkaracağını merak ediyorum. Eminim ki düşündüğümüzden çok daha fazlası var . Gerçekten de şu anda bildiklerimiz bile durumun böyle olduğunu gösteriyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s