Vejetaryenlik ve Mama Endüstrisi

Evcil Hayvanlar İçin Vejetaryen Beslenme Doğru mu?

Lorelei A. Wakefield

Veterinerlerin defalarca uyarmasına rağmen bazı hayvan severler hayvanlarına etik sebeplerle vejetaryen mamalar veriyor. Beslenmeyle  ilgili sağlık meseleleri bir yana, bazı veterinerler hayvanlara “doğal” yiyecek verilmemesinin insanlığa ters olduğunu düşünüyor. Peki bu hayvan severler neden etçil hayvanlarına vejetaryen mamalar vermenin daha insanca bir şey olduğunu düşünüyor? Çünkü bu insanların çoğu ya vejetaryen ya da vegan, hepsi de hayvan haklarına inanıyor ve çiftlik hayvanlarının maruz bırakıldığı acılara katkıda bulunmak istemiyorlar. Sadece kendi evcil hayvanlarını değil bütün hayvanlara et vermenin sonuçlarını göz önüne alıyorlar.

Bu yazı hayvan hakları felsefesi ya da vegan hayat tarzını haklı çıkaracak bir amaç taşımıyorsa da burada söz konusu olan teorilere de bir giriş niyetiyle söz konusu argüman  için bir çeşit arka plan sağlamayı umuyoruz. Peter Singer ve Tom Regan tarafından öne sürülen ahlâki eşitlik teorisi hayvan hakları davasının temelini oluşturur.

Peter Singer, Jeremy Bentham tarafından yaratılmış bir faydalanmacı etik sistemini geliştirir. Faydalanmacılığın temel prensipleri şöyledir: 1- bir eylemden etkilenen her canlının çıkarları dikkate alınmalı, ve diğer her canlının çıkarları gibi aynı öneme sahip olmalı, 2- seçimler ise eylemlerden etkilenen en çok canlı sayısına göre yapılmalı, keyif ve zevk artırılırken acı ise azaltılmalı. Canlılara ancak çıkarlar söz konusu ise önem veriliyor, yani eğer hissetme kapasiteleri varsa ve hem acı hem de neşe hissedebiliyorlarsa. Faydalanmacılık eşitlikçiliği de içeriyor.

Singer, “canlının doğası ne olursa olsun, eşitlik prensibi gereği diğer canlıların acılarıyla eşit kabul edilmesini gerektirir” diyor. Ayrıca, eşitliğin ahlâki bir ideal olduğunu ve “zekâdan, ahlâki kapasiteden, fiziksel kuvvetten ya da benzeri durumlardan” bağımsız olduğunu da ekliyor. Burada hayvanlarla ilgili olan durum, onların çıkarlarının bir kararın sonuçlarını değerlendirirken insan çıkarlarıyla benzer  şekilde düşünülmesidir. İşte bu yüzden bir çok insan fabrika çiftçiliğinin ve kesim endüstrilerini vejetaryen ya da vegan olarak desteklemeye son vermeyi seçmiştir.

Evcil hayvanlar için vejetaryen beslenme konusunda ise, bir insanın evcil hayvanının çıkarları (keyfî) çiftlik hayvanlarının çıkarları (ızdırabı) ile eşit sayılmalıdır. Bir çok çiftlik hayvanı tek bir evcil hayvanı beslemek adına acı çekip ölmek zorunda olduğuna göre, o kedi ya da köpek keyif alıp o çiftlik hayvanlarının tüketilmesinden sağlık anlamında fayda da görse vejetaryen bir beslenme tarzının evcil hayvanlarımızı beslemek için en ideal yöntem olduğu kesindir.

Tom Regan bireylere  içkin bir değer atfeden bir hak yaklaşımı sunar. Bu içkin değer, yaşam öznesi olan her canlıda mevcuttur. Regan “içkin değere sahip olan her canlı bu değere eşit olarak sahiptir, ister hayvan olsun ister insan” der, “akıl bu hayvanlardaki eşit içkin değeri kabul etmemizi gerektirir, bu yüzden onlara saygıyla davranmamızı gerektiren eşitlik hakları olduğunu da ortaya koyuyor” diye ekliyor. Hayvanlara saygı duymadan davranmak o hayvanın haklarını ihlâl etmektir. Regan’ın hak konusunda bakışı tavizsizdir. Ticari hayvancılıkla ilgili bakışı ise tamamen kölelik karşıtı bir bakıştır. Yani, ancak hayvancılığın tamamen ortadan kaldırılması ile şu anda rutin olarak hakları ihlâl edilen hayvanların hakları yerine getirilmiş olacaktır.

Etçil evcil hayvanlara vejetaryen bir beslenme diyetinin uygulanması konusu tartışmaya oldukça açık bir konudur. Hatta veganlar ve hayvan hakları eylemcileri bile bu konuda farklı şeyler söylüyorlar. Kedi ve  köpeklere vejetaryen yiyecek verme argümanının özü şöyle:

  1. Kendi ahlâki inançlarımızı evcil hayvanlarımıza empoze etmek yanlıştır. Kedi ve köpeklerin doğal beslenme tarzına saygı duyma konusunda isteksiz olanların evcil hayvan beslemesine izin verilmemelidir.
  2. Vejetaryen yiyecekler evcil hayvanlarımıza uygun değildir, onları et yemenin keyfinden mahrûm bırakır, ayrıca damak tadı seçimlerine de ters düşer.Bu yüzden bunu yapmak insanlık dışıdır.
  3. Vejetaryen yiyecek kedi ve köpek sağlığına zararlıdır, kediler etçildir, kedi ve köpeklerin vejetaryen beslenme ile sağlıklı olabileceğini gösteren yeterli araştırma yok.
  4. Evcil hayvan mamasındaki et insan tüketimi için öldürülen hayvanlardan elde edilen yan ürünlerdir, bu yüzden de eğer bir ahlâki ikilem varsa bile insan tüketimine kıyasla bu ikilem daha azdır.
  5. Vejetaryen bir beslenme tarzı hem köpekler hem de kediler için doğal değildir.

“Obligate Carnivore/Zoraki Etçil” adlı kitabında Jed Gillen hayvanlar arasında seçim yaparken insanların karşı karşıya kaldığı zor seçimlerden bahsediyor. Mesela yavru kediden bahsederken şöyle yazıyor, “doğa onu etçil olacak şekilde evrimleştirdi, ama beni bir markete gidip de onu beslemem için, ölü  hayvan parçaları satın almam için evrimleştirmedi. Onu et yemek için dizayn eden doğa yasaları benim ellerimi bağlamadı. Eğer bu hayvanı bir çok “gıda hayvanı”nın ölümü ile beslemeyi seçtiysem bu kararı neye dayandırabiliriz ki? Kedinin sevimli olması, evimde yaşaması gerçeği karşısında  ölen hayvanların isimsiz olmasına ve yüzü bulunmayan istatistikler olmasına mı?” İşte bu tür bir düşünme biçimine Peter Singer tarafından tür ayrımcılığı, yani türe dayalı keyfi ayrımcılık adı veriliyor.

Faydalanmacı bir bakış açısından bakınca, çiftlik hayvanlarının acılarında görülen azalma ve  kurban edilen yaşamların her biri, tek bir evcil hayvanın damak tadı ve sağlık problemlerine kıyasla daha önemlidir. Gillen Regan’ın içsel değer prensibini kullanarak şöyle bir mantık yürütüyor: “eğer kedi beslemek için tavuk öldürseydim  acaba etrafa verdiğim mesaj ne olurdu? Ben kedilere tavuklardan daha çok değer veriyorum, tür ayrımına dayanan bir içsel değer hiyerarşisi yaratmak da son derece geçerli bir durumdur..bu mu?” Kedileri vejetaryen gıdalarla besleyenlerin aslında kendi ahlâki yapılarını hayvanlara dayattığını da düşünebiliriz. Aslında bu argümanın zıddı ise kendi ahlâksızlığımızı sayısız çiftlik hayvanına dayatmaya hakkımız olup olmadığıdır, bu hayvanlar fabrika çiftliklerinde  acı içinde yaşayıp ölüyorlar. Hayvanların kendi adlarına bir ahlâklarının olmadığını bilmek önemli- bu bir insan niteliği.  Acaba bir inanç sistemine sahip olmayan canlılara inançlarını empoze etmek zarar verir mi?

O halde insanların evcil hayvan beslemesine izin verilmemeli mi? Aslında bir çok vejetaryen bu etik ikilemden uzak durmak için evcil hayvan beslememeyi tercih ediyor. Ama pek kolay bir iş olmadığını söyleyebiliriz. Bryanna Clark Grogan “çoğumuz hayvanları sevdiğimiz için, bir sokak köpeği kapımıza geldiğinde  pek de istekli kedi köpek severler  olduğumuzu söyleyemeyiz (en azından, başlangıçta)”  diyor. Alternatifse bu hayvanların bir yuvasının olmayacağı. Yuvası olmayan daha çok sayıda evcil hayvan aslında daha fazla sayıda evcil hayvanın barınaklarda ötenazi ile öldürülmesine sebep oluyor. Bu, kabul edilmesi mümkün olmayan bir seçenek.

Bazı köpekler ve özellikle bazı kediler vejetaryen mamaları hiç sevmeyebilir. Köpeklerde kalite ve duruma göre yiyecek seçme konusunda evrimsel bir avantaj vardır. İlk başlarda yenen yiyecekler köpeklerin gelecekte ne tür yiyecekler tercih edeceğini belirler. Meselâ, farklı vejetaryen yiyeceklerle ilk altı boyunca beslenen yavru köpekler et içeren hayvan proteini yemeyi hayat boyu reddederler. Köpeklerin çoğu ilk yiyeceklerinde çeşitlilik söz konusudur, bu da köpeklerde yiyecek neoflisi geliştirir. Yaşlı köpeklerinde daha sonra vejetaryen beslenmeye geçmesini kolaylaştırır.

Köpekler vejetaryenizme hem hızla hem de isteyerek adapte olur. Ama kediler hoşlanmadıkları bir şey verilirse günlerce yemez. Bu davranış hepatik lipidosis yani yağlı bir ciğer sahibi olmalarına sebep olur, tabii eğer insanlar hemen iştahlarına uygun bir yiyecek vermezlerse.

Bir an vejetaryen yiyeceklerin  daha az damak tadı verdiğini, evcil hayvanlara et tüketiminin vereceği tadı vermediğini düşünelim. Mylan Engel şöyle söylüyor: “et ve diğer hayvan ürünlerini yiyemeseler o hayat herhalde berbat bir hayat olur.ama az bir çabayla hayvanlarınıza sevecekleri türden vejetaryen yiyecekler sağlayabilirsiniz”. Eğer vejetaryen bir beslenme  bir kedinin damak tadına uymasa bile, bir türün tad tercihlerini bir diğerinin acıları ve ölümlerinden daha önemli görmek hem etik değildir, hem de tür ayrımcılığının ta kendisidir. Çiftlik hayvanları ölümle yüzleşirken evcil hayvan hayatta kalıyor. Gopi Sundaram’a göre bir diğer önemli konu ise evcilleştirmenin “kuralları”nın efendi yerken beslenmeyi de  kapsadığıdır. Evcil hayvanlarımızın beslenme biçimiyle ilgili bu tarihi perspektif evcil hayvanlarına vegan gıdalar veren veganlar daha insanca bir davranış sergilediklerini çünkü yiyeceklerin paylaşılmasının insan-evcil hayvan ilişkisinin beklenen bir sonucu olduğunu düşündürüyor.

Hem köpekler hem de kediler belirli anatomik benzerlikler sebebiyle etobur sınıfına aitler. Bu sınıfa ait olmak hayvanların et yediğini düşündürmemeli. Ayı ve rakun gibi etobur sınıfından hayvanlar  hepçildir, pandalar ise öncelikle vejetaryendir. Bir çok veteriner köpeklere vejetaryen yemekler verilmesi fikrine katılır; çünkü bu hayvanlar temelde hepçildir, az bir çabayla vejetaryen beslenme biçimine yönlendirilebilirler. Aslında bir köpek maması(Nature’s Recipe Vegetarien Canine Formula) denemeleri sırasında yetişkin köpekler için dengeli ve komple bir besin tedariki sağlayabildiğini ispatlamıştır. Bunun bir sonucu olarak vegan ve hayvan hakları eylemcilerinin çoğunluğu tercih edilebilir bir şey olmasa bile evcil köpeklerine vejetaryen bir diyet uygulama konusunda sakınca görmüyor. Ama kediler zoraki etobur oldukları için balık onların diyetlerinin en öz kısımlarından biri.

Bir çok veteriner gene de kedilere vejetaryen bir diyet önermiyor. Vejetaryen kedi maması sağlık standartlarını tutturabilse bile uzun vadeli sağlık etkileri ve en temel besinlerin biyolojik olarak mümkün olup olmadığına dair bilimsel veriler oldukça az. Sentetik taurinin mümkün olup olmadığı da bilinmiyor. Ancak ticari kedi mamalarının çoğunluğu sentetik taurin ekliyor; çünkü doğal taurin aşırı ısıtma süreci sırasında denatüre ediliyor. Bu yüzden sentetik taurini ömür boyu tüketen kedilerde bir zarar görüldüğüne dair bir veri yok.

Vejetaryen diyetle beslenen binlerce veya on binlerce kedi şu anda neredeyse mükemmel derecede sağlıklılar. Beth Johnson , DVM gibi veterinerler bu hayvanların sağlığının iyi olduğunu söylüyor. “The Home At Last(uyutma yapılamayan vegan barınak) barınağındaki kedi ve köpeklerin sağlık durumu mükemmel. Köpeklerde ters giden birşey yok. Kediler içerde tutuluyor, onlar da sağlık olarak oldukça iyi durumdalar.”omeHo

Şu ana dek vegan kedi mamasında besinsel yetkinlikle ilgili kesin bilimsel bir  inceleme yapılmış değil. Sorunun bir kısmı vegan kedi maması kullananların genelde hayvan deneylerine karşı olmasından kaynaklanıyor, kafeslerdeki kedilerle yapılan mama denemeleri de buna dahil.

Bu yüzden çalışma dizaynı da kendi içerisinde sınırlandırıcı bir faktör. Son zamanlarda iki vegan kedi maması değerlendirmeye tabii tutuldu ve besinsel olarak yetersiz bulundu. Ne yazık ki araştırmacılar sadece bir adet örnek inceleyebildi, bu da hataların olmasını, laboratuar hatalarının, kontrol meselesi sorunlarının olmasını kaçınılmaz kılıyor. Eğer en temel besinsel içeriklerde bir eksiklik varsa bile bu mamaları yiyen kedileri incelemeden mamaların kediler için zararlı olup olmadığını bilemeyiz. Vejetaryen kedilerde yetersizlik bulan tek bir rapor ve yazı bulunuyor, ama o kedilerin her biri şu anda kullanılan ticari mamalarla beslendiği için bulguların bağlayıcı olduğunu söyleyemeyiz. En kötüsünü düşünsek bile yani vegan kedilerin daha az sağlıklı olduğu ya da et yiyen kedilere kıyasla daha az yaşadıkları gibi bir sonuca ulaşsak da bu durum çok sayıda çiftlik hayvanının acı çekip öldürülmesini haklı çıkarmıyor.

Geleneksel, ete dayanan kedi mamasının da tehlikeleri var. Mamalar çoğu kez insan gıda endüstrisinin yan ürünlerini de barındırıyor.  ABD Tarım Bakanlığı’nın 4D et adını verdiği bir et türü de buna dahil. 4D; ölü, ölmek üzere olan, özürlü ve hastalıklı hayvan anlamına geliyor. Bu et mezbahalardan atılmış atıklardaki kanserojen maddeleri içeriyor. Ayrıca içinde hayvan başları, barsakları, hortumları ve bağdokuları da bulunuyor. Beyinde ise prionlar bulunabilir, prionlar Deli dana hastalığı gibi ya da Kronik Atık Hastalığı gibi hastalıklara sebep olan organizmalara deniyor. Köpekler daha dirençli görünse de kediler özellikle Deli Dana Hastalığından etkilenebilirler. İngiltere’de evcil kedilerde en az 90 adet deli dana hastalığı rapor edildi. Hatta “uyutulan” kedi ve köpeklerin (pentobarbital ötenazi solüsyonu ile uyutulan) ABD ve Kanada’da evcil hayvan mamalarına katıldığı durumlar oldu. Vejetaryen mamalar ise en azından bu tehlikeli içerikleri barındırmaktan uzak.

Mamaların insanlar için hedeflenmiş yan ürünleri barındırması ise onun satın alınmasını merulaştıramaz. Bu mamaları alarak insanlar çiftlik hayvanlarını öldüren et endüstrisine finansal destek vermiş oluyorlar. Ayrıca veterinerlerin önerdiği yüksek kalitedeki mamalar da bu tür yan ürünleri içermiyor. Bu tür durumlarda, hayvanlar özellikle kedi ve köpek maması olmak için öldürülüyorlar demektir.

Evcil hayvanlara vejetaryen mama verilmesiyle  ilgili önemli bir tartışma konusu da  bu mamaların onlar için aslında doğal bir beslenme tarzı olmadığı. Önceden anlatıldığı gibi, köpekler aynen insanlar gibi hepçil varlıklardır, bu yüzden vejetaryen beslenme tarzı onların doğaların aykırı. Ama kediler zoraki etçil canlılardır. Bu yüzden geleneksel kedi mamasına bir bakalım. İnek avlayan, domuz ya da hindi avlayan bir kedi gördünüz mü hiç? Peki ineğin memesinden süt içen bir kediye denk geldiniz mi? Kediler doğaları gereği balıkçıl da sayılmazlar. Gerçek doğal kedi besini genelde kuşlar,  böcekler ve sürüngenlerden oluşur, bunların neredeyse hiç birini kedi mamasında göremezsiniz. İnsanlar  teorik olarak kedilerini dışarı salarak kendileri için uygun besini bulmalarına izin verirler; ama bu bile ekosistemin doğal düzenine aykırıdır. Amerika’ya ayak basan ilk Avrupalılar  kedileri Kuzey Amerika’nın biyolojik ağına bir kaç yüz yıl önce tanıttılar. Bu yüzden küçük memeliler ve kuşlar pek de doğal olmayan bir avcı ile başa çıkmaya zorlanıyorlar. Bunun bir sonucu olarak  hem sokak hem de ev kedileri bir çok türün yok olması olasılığına veya tehdit altına girmesine sebep oluyor.

Evcil hayvanların içinde bulunduğu durumun doğal olmadığını söyleyebiliriz. Bu evcil hayvanlar avlanmak ya da avını kovalamak yerine insanların çantasından çıkan mama ile besleniyor. Zaten doğal olmanın niteliği ne ahlâki ne de etik olmayı çağrıştırır. Gillen “bütün hayvan hakları hareketi neyin doğal olduğuna değil neyin etik  olduğuna dayanır; tarihsel olarak ne olduğundan ziyade neyin olması gerektiğine dayanır” diyor.

Vejetaryen kedi maması ile  ilgili resmi bir vegan duruşundan söz edemeyiz; ama bazı hayvan hakları organizasyonları da bu konuda bazı tavırlar ortaya koymayı başardılar. Örneğin PETA kedi ve köpeklerin vejetaryen diyetlerle beslenmesi gerektiğini savunarak kendi sitesinde bu konuda gerekli buldukları bilgiyi veriyor. Konu daha çok aydınlandıkça ve daha çok sayıda veteriner evcil hayvanların vejetaryen diyetleri kullanarak sağlıklı olabileceğini kabul etmeye başladıkça vejetaryen insanların kendi köpek ve kedilerine vejetaryen yiyecek verme konusunda etik seçimler yapması mümkündür. Böyle yaparak teorik olarak milyonlarca çiftlik hayvanının çektiği acıyı ve  öldürülme oranlarını azaltmış olacaklar. İnsanlar evcil hayvanlarına vejetaryen yiyecek verdikleri zaman bunu iyi bir nedenle yapıyor olacaklar.

Çeviri: CemCB

Reklamlar

Vejetaryenlik ve Mama Endüstrisi” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s