Savaşı Kim Kazanıyor?

Dr. Steve Best

negatiationisover.com /2009

Sık sık vegan hareketin raflara yığdığı yeni ürünlerden, yeni restaurantlardan, ünlülerin kapak olduğu dergilerden, talk show sunucularından ve genel anlamda gelişen bir bilinç evrimiyle dolu bir çok “zafer”den söz edildiğini duyuyoruz.

Okuduğumuz bazı yazılarsa et üretiminin çevresel yıkıma yol açtığına dair çoğalan bir farkındalığın veganların iyimser ve ümitvar olma konusunda haklı olabileceğini gösteriyor.

Ancak; büyük resim ve bağlamın tamamı bazı gerçekleri günışığına çıkarıyor; gerçek şu ki bütün bunların hepsi hem çok az hem de hepsi için çok geç kalındı, biz bazı çarpışmaları kazanıyor olsak bile gezegeni ekolojik çöküşten  kurtarma savaşını kaybediyoruz. Şu moral bozucu gerçekleri düşünün:

1) Carl Bogss’un söylediği gibi , “Sadece ABD’deki hayvan gıdası üretimi 1950’lerden bu yana  en az 4 kat arttı, hem de bu artış son zamanlarda et tüketiminin zararlı etkileri popülerlik kazanmasına rağmen böyle oldu. Şu anda dünyada en az 20 MİLYAR büyükbaş hayvan bulunuyor. ABD’de her gün 100 bin inek ve dana öldürülüyor, buna 14 bin tavuğu da ekleyin. Noel, Missouri’deki  Tyson tesisi her gün 300 bin tavuk öldürüyor (Türkiye’de Mudurnu Piliç’ten öğrendiğim kadarıyla sadece Mudurnu’daki A ve B tesislerinde günde 350 BİN tavuk öldürülüyor-Cem), Garden City/Kansan’taki IBP kesimevi  ve Greeley/Colorado’daki ConAgra kesimevi ise günde 6,400’den fazla öküz öldürüyor. Hepsi bir arada günlük olarak insan ve gıda taleplerini karşılamak için 23 MİLYON HAYVAN öldürülüyor. McDonalds’laştırılmış bir toplumda Amerikalılar artık her yıl 36 kiloluk biftek yiyor, sağlık risklerini ise pek hesaba katmıyorlar. Fabrika çiftçiliğinin koşulları aslında standartlara göre korkunç – daha kalabalık, daha acı dolu, daha çok hastalıklı ve Upton Sinclair’in 1906 yılında basılan The Jungle kitabında kıyasla artık daha fazla kimyasal maddeyle dolu.

2) 17 Şubat 2009 tarihli bir röportajda New York’ta bir çevre think-tank’i olan Brighter Green’den Mia MacDonald,  Çin’in hayvan kökenli gıda ürünlerine artan ilgisini incelediği çalışmasında şöyle söylüyordu:

“1980’den beri Çin’deki et tüketimi 4 kat arttı. Artık yılda adam başı 262 kg et tüketiliyor, bu da 440 kg et ile ortalama Amerikalıya yaklaştı demek.

2007 yılında Çin 700 MİLYON domuz yetiştirdi ve kesti. Bu rakam ABD’deki rakamın 10 katı neredeyse; domuz eti Çin’in en popüler eti ve Çin nüfusu da ABD nüfusunun dört katı. Süt ürünleri tüketimi ise hızla artıyor; Çin’deki süt ürünleri endüstrisi geçen on yıl içinde %20 arttı, süt ürünlerinin tüketimi ise 2000 yılından beri 3 kat artmış durumda.”

3) Mark Bittman’in yazdığı gibi, “ Amerikalılar yılda adam başı 440 kg et, kümes hayvanı ve balık tüketiyor (süt ürünleri ve yumurtalar ise ayrı, zaten önemli de sayılmıyor), burada 50 yıl öncesine göre insanı şok eden 110 kiloluk bir artış söz konusu”. Küresel olarak da et tüketiminde şok edici bir artış görülüyor: “Dünyanın topyekûn et talebi 1961 yılında 71 MİLYON TONdu. 2007 yılında bu rakamın 284 MİLYON TON olduğu tahmin ediliyordu. Adam başı tüketimin bu süreç içerisinde  iki kat arttığı görülüyor. (Gelişmekte olan ülkelerde ise 2 kat hızlı arttı, son 20 senede iki katına  çıktı). Dünyadaki et tüketiminin  2050 yılına dek iki kat daha artması bekleniyor.

Fırsatlar parmaklarımızın arasından kum gibi akıp gidiyor. Veganizmin yaşamsal bir önemi var; ama vegan hareket bu gezegen çapındaki krize bundan daha zayıf ve marjinalize bir şekilde tepki veremezdi gerçekten. Jason Miller ve benim Lee Hall ve Gary Francione’a yazdığımız cevapta (henüz çevrilmedi-Cem), hedeflenen “vegan devrimi”nin  bir fantezi olduğunu söyledik, çünkü gezegeni ağır ağır zamana yayılarak etkisi altına alacak bir değişim için zamanımız yok, mesele bu değil ama, esas mesele, tarım ticareti ve etçil paradigmanın veganizmin elde ettiği küçücük kazanımları unufak etmesi… bizler bir hortumdan hızlı esemeyiz, bir tsunamiden hızlı akamayız.

Bütün hareketin temellerine dek sarsılmaya ihtiyacı var. İnsan tarihindeki en muazzam olaylar halk tarafından yok sayılıyor, veganlar tarafından da öyle, ama bu topluluk özel bir aydınlamadan ve, dünyaya gerçeği ve etiği bağışlama gibi benzeri bulunmayan bir misyondan bahsededursun, aslında kendi sibermatrikslerinde ve internet politikası ilüzyonunda kaybolmuş durumdalar, ayrıca veganizmi bir takım ayrıcalıkları bulunan beyaz insanlar dışından herkesten uzak tutmayı da başarıyorlar.

Veganizmi toplumsal, politik ve bir çevre hareketi olarak yeniden düşünmek ve ona yeniden hayat vermek için “derin veganizm” adını kullanmayı önerdik. Yüzeyden bakınca basit birşey bu, derin veganizm bahçecilik gibi pratikleri radikal anlamda yeni terimlerle yeniden yorumluyor. Daha önceden söylendiği gibi, biz “bahçeciliği daha geniş açılardan görmeliyiz, sadece şirket tarımının sebep olduğu kimyasal zehirlerden ya da organik yiyeceklerin yüksek bedeli ya da ulaşılamazlığından kaçınmakla kalmamalıyız; aynı anda sadece toprağı ekip biçen bireyler ve gruplar olarak kalmadan kapitalist pazar ilişkileriyle bağımızı koparmalı, bu baskıcı zincirin halkası olmaktan vazgeçmeli, kendimize güvenen özerk oluşumlar haline gelerek ekolojik bilinçliliği besleyen en olası şekillerde dünyayla ve büyüme süreçleriyle yeniden temas kurabilmeliyiz.”

O halde burada bireysel, topluluksal, eğitimsel, politik ve ekonomik boyutlar söz konusu, bunların her biri yeni bir dünyanın tohumlarını atmak için olmazsa olmazlarımız. Özerkliğe, sağlığa, veganizme, toplum algısına ve  şirket ve pazar yapılarıyla bağlarımızı koparmaya doğru atılan yaşamsal öneme sahip bir adım bu.

Kaybedecek zamanımız yok. Veganizmin hayatta kalmamız için elzem, kapsamlı ve  amacımıza uygun bir  toplumsal hareket olarak ortaya çıkması gerekiyor. Hem halk tabanından çabaların gösterilmesi hem de bağımsız radikal yaklaşımların ortaya konması gerekiyor. Hayatta kalmak için gezegenimizi tehdit eden sistemleri pekiştirip güçlendirmek yerine  lokal olarak kontrolü elimize almak zorundayız.

Çeviri:CemC

Reklamlar

Savaşı Kim Kazanıyor?” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s