ALF “Yalnız Kurt” Benim

Walter Bond’un ALF eylemi olarak kundakladığı Sheepskin Fabrikası


Walter Bond

5 Aralık 2010, Colorado hapisanesi

30 Nisan 2010 tarihinde sabaha karşı 03:30’da Denver, Colorado’daki Sheepskin fabrikasını yaktım. Bu sırada,hayvan sömürüsü yapan işyerlerine maksimum zararı verirken insan ya da hayvan kimsenin canının yanmaması için gereken bütün önlemlerin alınmasına yönelik ALF ilkesine kesin olarak uydum. Medyayla ilişkilerimi yürütürken Lone Wolf/Yalnız Kurt ismini kullandım,aslında böyle bir lakap kullanarak yetkililerin eylemlerimi birbirine bağlamasını kolaylaştırmış oluyordum. Bunu böyle yapmamın belirli bir sebebi vardı, bunu sonra anlatacağım, ama şimdilik neden ALF’e katıldığımı açıklamama izin verin.

Hayvan haklarıyla 14 sene kadar önce  ilgilenmeye başladım, dirikesim, veganizm, fabrika çiftlikleri ve diğer hayvan istismarları hakkında broşüler toplar ve park yerlerindeki arabaların camlarına ve topluluk bültenlerine bu broşürleri yerleştirirdim. İnsanları eğitme konusunda çok kararlıydım. Mezbahalarda çalışmış olduğum için insanlar benim bildiklerimi bilse hepsinin vegan olacağını düşünüyordum. Bir sene boyunca bu tür etkinliklerle uğraştıksan sonra eylemciliğimde kundakçılıktan hapis cezası almamla beraber bir kesinti yaşandı ( o kundaklama hayvan haklarıyla ilgili değildi; ama kimsenin canını yakmamak için gereken önlemleri almıştım).4 sene hapis yatarken hayvan hakları, biyosentrizm, felsefe, dünya tarihi, evrim, din, mitoloji, hukuk, toplumsal adalet  hareketleri, politika, sosyoloji; kurgu olmayan ne varsa çalıştım.

Hapisten çıkıp bir de şartlı tahliye sürem bittikten sonra Denver,Colorado’ya döndüm, gençlik yıllarımı orada geçirdim.  Kuzeyde hala hayatta kalmaya çalışan bir kaç yakın arkadaşım vardı,teyzem de oradaydı, kuzenlerim de ordaydı. O zaman 2003 yılıydı. Hayvanlara yönelik zulmün eğitim eksikliğinden kaynaklanmadığını anlamıştım, çünkü hayvan hakları eylemcileri dirikesim laboratuarlarında, mezbahalarda ve eğlence merkezlerinde yaşanan dipsiz kötülüğü gösteren videoları ve görüntüleri son 30 sene içerisinde o kadar çok yayınlamıştı ki bunlara  kan banyosu demek gerçekten komik kaçıyordu. Bu bilgiyi yaymak da bir  sorun oluşturmuyordu; internet sayesinde “et”lerine ne olduğunu bilmek isteyen herkes faresine tıklayarak anında olup biten herşeyi öğrenebilirdi.

 

Alttan alta herkesin vegan olacak kadar hayvanları umursamadığını anlamama yetecek sayıda çok kişiyle konuşmuştum. İnsanları çoğu hayvanları umursamıyor, sadece kedi ve köpek fetişleri var, ya da öldürülmüş hayvanların cesetlerini yemekten vazgeçmeleri gerektiğini söylediğiniz ana dek umursuyorlar. Çoğu insanın bu konulardan çok benim bu konuları onlarla  ilişkilendirmem sebebiyle öfkelendiğini gördüm. Görünüşe göre, eğer günde üç kere  ölümü ve köleliği destekliyorsanız bir problem yok, ama bu gerçeğin altını izersem, o zaman şerefsizin tekiyim. Ben de bütün ilgimi hayvanlara odaklamaya karar verdim.

O dönemin çoğunu detaylarıyla anlatamam; çünkü hayvanları işkence ve ölümden kurtarmak ABD devleti tarafından terörizm olarak kabul ediliyor. Ama şunu söyleyeceğim: bir hayvanı korkunç bir ölümden kurtarma riskine girdiğinizde, onların gözlerine bakıp oradaki sevgiyi ve minneti görün, inanın sizi değiştirecek. İşte o gün daha iyi bir insan oluyorsunuz ve bir kez daha o çocuksu sadelikle neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edebiliyorsunuz.

Sosyal birisi olduğum için yaşadığım yerdeki vegan topluma karışmaya başladım. Tanışma partisine davem edildim ve anında onlarla aramda bir benzerlik olmadığını anladım. Denver’daki vegan topluluğu Klu Klux Klan’dekine benzer bir çeşitlilik arz ediyordu. Part time bir hayvan hakları  organizasyonunda çalışıyordum, buradaki ana hedef veganizmin yayılması ve çiftlik hayvanlarından özellikle de free-range ve kafeslerde yetiştirilmeyen hayvanlardan daha çok söz edilmesiydi.Gece ilerlerken bu ikiyüzlüler ve sağdan soldan yardım parası toplama meraklıları bira içe içe gevşemeye başladılar. Ardından tuhaf bir şeyler olmaya başladı, herkes bir çember oluşturdu, kısaca kendini tanıttı, mesleklerini söyledi ve hayvanlar için ne yaptıklarını anlattılar. Ben hayatımdan bundan önce ve sonra böyle bir bencillik görmedim.

 

Sıra bana gelince, “free-range”e karşı olduğumu söyledim, Tabii işte bunun aslında doğru yönde atılmış bir adım olduğu, Roma’nın bir günde inşa edilmediği hatta “ben veganım ama et yiyenlerin de daha insancıl ve içinde zulüm içermeyen alternatiflerinin olmasına da memnunum” gibi rasyonalizasyonlarla karşılaştım. “ Hayvanları kullanmayı savunan bir vegan grubu dinlediğime inanmıyorum!” dedim cevap olarak. Bundan sonra büyük bir tartışma başladı, oradan “free-range”i ifşa etmeye ve mümkün olan herkesi bu konuda eğitmeye karar vermiş olarak ayrıldım. Ama bu  sefer daha azimliydim.

Denver’ın her yerini “free-range” ürünlerle  ilgili broşürlere boğdum; merkezde binlerce arabaya bu broşürleri bıraktım. Artık parmaklarım şişene dek yaptım bunu. Yüzlerce insanla görüştüğüm toplantılar düzenledim. Punk ve hardcore konserlere gittim, gençleri bu davaya destek olmaları için ikna etmeye çabaladım. Vegan for Life (VFL) gibi bir grup oluşturmak için çalışmalara başladım; kısacası bütün gücümle hayvan özgürlüğünü savunmak ve insanları bu konuda motive etmek için elimden gelen herşeyi yaptım, işyerinde bile. O zaman yerel bir sağlık merkezinde dökme yem yöneticiliği yapıyordum. Boğazıma “vegan” dövmesi yaptırdım, bu konuya ilgi gösteren bütün müşterilerle konuştum, bu konuyu konuşmak isteyen müşteri sayısı gerçekten hiç az değildi.

Bir süreliğine  yazılar yazdığım bir blog sayfam oldu, bu sayfalarda vegan felsefesini yeniden hayata geçirmeye, yeniden değerlendirmeye çalıştım. Ama bunu daha çok yaptıkça öfkem daha çok kabardı. Konuştuğum insanlar süt sığırlarının sütleri için ırzlarına geçildiğini, yavrularının dana eti olmak (veal) annelerinden alındığını , ineklerin burgere ve deriye dönüştürüldüğünü benden dinliyorlardı dinlemesine, ama sonra bana boş boş bakıyor, ve” ben peynirden vazgeçemem, peynir çok güzel” diyorlardı. Broşürleri dağıttığım yerlere geri dönüyor ve yarısını yerlerde süprüntüye dönmüş halde buluyordum.

Bütün punk rockçılar çöpten çıkmadığı sürece et yeme konusunda son derece rahattı, hardcore ve temiz aile çocukları daha çok dansla ve video oyunlarıyla uğraşıyordu, inançlarla uğraşmaya niyetleri yoktu. Sonunda yıldım.

Vegan olduğumuz  için ne kadar erdemli olduğumuzu konuştuğum bir kaç arkadaşım vardı, dünyanın geri kalanının ne kadar yanlış olduğunu konuşurduk, ama herşeyden koptum, veganlara karşı da öfke doldum. Bir kaç ay boyunca sadece çalıştım başka bir şey yapmadım. Depresyona girmiştim, çünkü marjinalleşmiştim, yetersizdim; iş yerinde hayaller kuruyordum, eğer korkmasaydım, kaybedecek birşeyim olmasaydı neler yapacağımı hayal ediyordum. ALF’in üyesi olacağımı düşünmeye başladım. Bunu düşündükçe kendimi daha iyi hissettim. Sonra bir gün iş yerinde patates yongasının çalışmasını izlerken birden kafama dank etti: şu an gibi bir an bulamazdım. Anında işten ayrıldım, normal hayatımı geride bıraktım.

İlk bildiğim şey, yalnız çalışacağımdı. Bir çok yerel eylemci tanımıştım, onlardan hiç biri böyle bir şeye girişmezdi. Olayın çapını büyütmek istediğimi de anladım. Etkili hayvan hakları kampanyalarının hepsine devlet baskısı vardı, benim kaçınmama gerek yoktu. Beni McDonalds’In penceresini kırdığım için yakalayıp terörist diyeceklerine göre, daha büyük düşünmemde sakınca yoktu.

Denver’daki Sheepskin Fabrikasını iki nedenle seçtim: Öncelikle hayvan postu ve derisinden çok para kazanıyorlar, insanlar göz alıcı bir direksiyon satın alabilsin ya da ne bileyim koltuk takımı ya da motorbisiklet alabilsin diye hayvanlar acı çekip ölüyor. Bana göre Yahudilerden süs eşyası yaratan Nazilerden bir farkları yok. İkinci olarak, fabrika yanmaya çok uygundu.İşi nasıl yaptığımı anlatmayacağım; çünkü önemi yok; arzu ve istek varsa, yolu da vardır.

Herşey bittikten sonra kendimi harika hissettim! Hayvanları sömüren bir tesisi yerle bir etmiştim, hayvan endüstrisi yarım milyon dolar zarar etmişti. Medyada, dünya çapındaki kardeşlerimi, (artık onlar kim iseler) tek başına eylem yapmanın gücüne ikna etmek için ALF Lone Wolf (Yalnız Kurt) ismini kullandım. Bunu umursayan herkesin, tek bir kişinin bile neleri başarabileceğini görmesini istedim. Ne yazık ki, bir muhbir yüzünden yakalandım; en büyük pişmanlığım beni ihbar eden bu kişiye, tek bir kişiye güvenmiş olmam. Ama ilkelerde değişiklik yok: bütün bunlar bana 150 dolara patladı, hayvan sömürenlerse yarım milyon dolar para kaybettiler.

11 Şubat 2011’de mahkum edileceğim (5 sene ceza aldı-) Bana verilecek ceza sonuçta toplam cezanın üçte biri olacak, Utah’da da mahkeme var. ABD avukatları insanların ALF’in ve benim terörist olduğumuzu düşünmesini istiyor. Ben terörist değilim, ALF de terörist bir organizasyon değil; aslında organizasyon bile değil. Hayata zarar vermeyen ve bunu hayvanları illegal şekilde özgürlüğüne kavuşturan, ve/veya hayvan kullanarak ya da onları sömürerek para kazananlara ekonomik zarar veren her bir vejetaryen ya da vegan, ALF’tir. 1976’da ortay çıkışımızdan beri hiç bir hayvan ya da insan zarar görmedi; tam tersi oldu. Binlerce hayat kurtarıldı, binlerce hayvan sömürücüsü insan durduruldu. Terörist panik yaratmak ve insanlara korku salarak onları kontrol etmek için masum canlıları hedefleyen ve öldüren bir kişi ya da bir gruptur.

30 Nisan sabahı saat 03:30’da hayatım değişti. Ölüm endüstrilerinin hiç bir engel tanımadan işlerine devam ettiğini görmekten artık hasta oluyordum, bu konuda etki yaratacak birşeyler yapmaya karar verdim. Kendilerini savunamayanlardan yana  harekete geçme cesaretim olduğu için gururluyum. Kalbimin derinliklerine bakınca onları yarı yolda bırakmadığımı ve elimden geleni yaptığımı biliyorum; bana inanın, bir kafesin içinde yaşadığınızda birilerinin yapmasını istediğiniz tek şey bu oluyor.

Hayvan özgürlüğü, bedeli ne olursa olsun!

 

 

Çeviri:CemC

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s