“Maymunlar Cehennemi” : İnsanların Köle Olduğu Yer


Dr. Steve Best

 

Çek o leş kokan pençelerini üzerimden, seni aşağılık, pis insan!”

1968 yılında orijinal Maymunlar Cehennemi filmi sinemalarda gösterilmeye başlamıştı. İlk bakışta film kıyamet sonrası bir dünyada geçen bir bilim kurgu öyküsüydü, maymunlar evrim geçirip insanlar tarafından yok edilmiş bir dünyada kontrolü ele geçiriyorlardı. Ama biraz daha derine bakınca filmin zamanın toplumsal mücadeleleri ve bunun meydana getirdiği endişeler üzerine alegorik bir film olduğu ortaya çıkıyordu.  1963 yılında Pierre Boulle tarafından yazılan Maymun Gezegeni adlı romana dayanan film Rod Serling tarafından sinemaya uyarlandı ve anında Amerikan seyircisinden tam puan aldı. Günümüz ölçüleriyle baktığımızda 100 milyon dolardan fazla hasılat yaptı, 4 devam filmi çekildi, bir TV dizisi haline getirildi, ayrıca Cumartesi sabahı çizgi filmi, çizgi romanı yapıldı, geniş bir yan ürün kataloğu satışa çıkarıldı, hatta gezici tiyatrosu bile oldu.

 

Zayıf üretim değerlerine, hatalı yönlerine, basit diyalogları ve tek boyutlu karakterlerine ve temasal ağır gidişatına rağmen film serisi bilim kurgu devam filmleri çekilmesi ve ırk, şiddet, önyargı, din ve  iktidarın patolojilerini keşfetme anlamında hala önemli bir örnek. Maymunlar Cehennemi ters yüz edilmiş bir  köle-efendi ilişkisine dayanıyor, filmde insanlar üstün bir maymun ırkı tarafından zulme uğruyorlar. Böylece pis, iğrenç kokulu, cahil ve zekası ancak maymunları taklit etmeye dayanan ve sonuçta esir edilip avlanan ve hem eğlenmek amacıyla hem de bilimsel araştırmalar adına sömürülenler maymunlar değil insanlar  oluyor.

 

İlk filmin sonunda filmin başrolündeki astronot Charlton Heston Özgürlük Anıtı’nın kalıntılarını buluyor ve gemisiyle indiği bu gezegenin aslında kendi geleceği olduğunu, ve gezegenin insanların nükleer savaş sonucu yok edildiğini öğreniyordu. İlk filmin ardından çekilen filmlerde 1990ların başlarına kadar geri geliniyordu, bu filmlerde bir virüs bütün kedi ve köpekleri yok ediyor ve bu sefer maymunlar evcilleştirilmiş petler ve hizmetçiler haline geliyordu. Ancak maymunlar  isyan çıkarıyor ve insanlar en üstteki primat kontrolünü ele geçirmek için bu isyana karşılık veriyor ve başarısız oluyordu. Nükleer kıyametin karanlığı ile başlayan bu film serisi insanların ve maymunların uyumlu bir şekilde yeniden bir uygarlık kurmak için çalıştığı ütopik bir motifle sona eriyordu.

 

Maymunlar ve insanlar arasındaki mücadele zamanın sosyal gündemini oluşturan Vietnam Savaşı  ve insan hakları mücadeleleri ile  ilgili zengin bir alegori sunuyor bize; çünkü Soğuk Savaş döneminin en kötü paranoyasını nükleer soykırım teması oluşturuyordu. Kıllı maymunların beyaz insanları tahakküm altına aldığını gösteren bir film beyaz insanların 500 yıl önce sömürgeciliğin başlangıcıyla farklı ırktan insanları nasıl boyunduruk altına aldığını gösteren yayılmacılık kodlarını ortaya koyuyor. İnsanları fetheden değil de fethedilen konumuna koymak, özne yerine insanı nesneleştirmek elbette insanın normallikle ilgili hislerinde yabancılaşma yaratıyor, ve odak noktamızı ırkı ya da yeri ne olursa olsun kişilerin hakları ve bütünlüğünün ihlal edilmesinin yanlış olduğu gerçeğine yönlendiriyor. Böyle yaparak aslında zulmedene bir ayna tutulup “İşte siz busunuz. Siz bize böyle davranıyorsunuz. Köleleştirmenin, nesne yerine konmanın, aşağılanmanın ne olduğunu görün” denmiş oluyor.

 

Elbette Maymunlar Cehennemi sadece insanların diğer insanları nasıl hakimiyet altına aldığıyla  ilgilenmiyor, ayrıca bütün insan türünün diğer hayvan türlerini, en yakın biyolojik akrabaları olan büyük kuyruklu maymunları (şempanzeler, goriller, orangutanlar ve bonobolar) da nasıl sömürdüğünü anlatıyor. Böylece Maymunlar Cehennemi filmini yapılmasını sağlayan o ruhla beraber belki de 1968’in bol tartışmalı ve yoğun gündemi arasında Jane Goodall (primatolog) şempanze toplumlarında  alet yapımı ve  kullanımıyla  ilgili ilk bilimsel araştırmasını yayımlamış olması belki raslantı değildir. Dahası, 1969’da Allen ve Beatrix Gardner bir bebek şempanze olan Washoe’ya Amerikan İşaret Dili’ni öğretme yolundaki başarılı denemelerini belgelediler. Hem bu hem de etoloji (hayvan zekası ve duygularının incelendiği bilim dalı) alanında yaşanan diğer büyük başarılarla beraber insan  kültürü hayvan zihnini anlama yönünde bir paradigma değişmesi yaşıyordu. Film serisinin tersine çevirme taktikleri ile görünen şeyi, insanın insanı ezmesi örneğinde olduğu gibi, insanların hayvanları tahakküm altına alması örneğinde de görebiliriz.

 

Maymunlar Cehennemi filminin politik bilinçaltında ise insan türünün soykırımsal ve ekokıyımsal kurumları ve kafa yapıları sebebiyle duyduğu suçluluk duygusu yatıyor. Maymunlar Cehennemi film serilerinin tamamında,insanların şiddet dolu doğasından  şikayet eden ve daha iyi bir tür bulmak amacıyla uzay keşif timine katılan, ayrıca “en iyi insan, ölü insandır” gibi cümleler de kuran Heston’ın karakterinde insanın kendine duyduğu tiksintiyi gösteren önemli anlar var. Maymunlar Cehennemi’nde iktidarın tersyüz edilmesi bir çok şekilde aslında insanlarda zeka bulunmadığı, tekelleştirdiği teknolojik bilgiye psikolojik şekilde uyum sağlamaktan uzak olduğu ve evrimsel bir çıkmaza girdiğini düşündürüyor.

Tim Burton’ın 2001 yılı yapımı , orijinal filmi yeniden çektiği yeni Maymunlar Cehennemi ise orijinal filmdeki bir çok alegoriyi taşısa da içerik yerine stile, ideoloji yerine aksiyona odaklanıyor.

Tersyüz etme stratejisinin en tepe noktası, maymunların bir çocuğu yakalayıp kafese tıktığı ve genç bir dişi maymunun çocuğu pet olarak beslediği sırada yaşanıyor. İnsanlardan nefret eden General Thade  için “maymunları savunmak adına uç noktalara kadar gitmenin kötü bir tarafı yok”.  Ancak (maymun) türcülüğünü eleştiren ve filmin liberal sesi dişi maymun Ari,  dünyadaki hayvan hakları eylemcileri gibi küçümsenen bir insan hakları eylemcisi. Charles Heston tarafından oynanan astronot karakteri kendi dünyasına inerken, Tim Burton’ın filminde oynayan Mark Wahlberg ‘in karakteri ise yabancı bir gezegene iniyor; ama filmin sürpriz sonu için Dünya’ya dönüyor (böylece yeni devam filmlerini mümkün kılıyor). Filmlerde sürdürülen zaman yolculuğu teması evrim ve sürdürülebilirlikle alakalı ilginç noktalara parmak basıyor, “kalkınma”nın daha sofistike yıkım silahları ve pisboğaz ekonomiler yaratırken aslında bunun bir gerileme mi olduğu üzerine düşünceler sürüyor ortaya.

 

Sierra Club kurucusu John Muir bir keresinde “ insanlar ve ayılar arasındaki bir savaşta ayılardan yana olurum” demişti. Burton’ın filmi ve Maymunlar Cehennemi serisi insanın tür kimliği ile  ilgili müthiş bir soru sunuyor: insanlar maymunlarla savaşırken kime destek olursunuz? Filmi gördüğüm gece seyirciler insanları destekliyordu, bu da tabii köleliğin, ırkçılığın, tahammülsüzlüğün, ve şiddetin kötülüğü ile ilgili mesajların filmde gizlenip gizlenmediğini,  ve bu mesajların destek vermemiz gereken mazlumların da insanlar olduğunun altını çizip çizmediğini düşündürüyor insana.

Mazlum insanlar?? Büyük Kuyruklu Maymun Projesi, Maymunlar Cehennemi filminin maymunları insanları kontrol altına aldığını gösterirken aslında gülünç duruma soktuğunu ve gerçek zalimlerin insanlar olduğu gerçeğini maskelediğini söyledi. Bırakın kontrolü ele geçirmeyi, maymunlar yokoluşun eşiğindeler. Büyük Kuyruklu Maymun Projesi , Maymunlar Cehennemi serisinde insan şiddeti ve sömürgeciliğine yönelik can acıtıcı eleştiriyi tamamen ıskalarken Burton’ın filminin de büyük kuyruklu maymunları, onların içinde bulunduğu durumu anlamamıza yardımcı olacak hiçbir şey yapmadığı, ve insanı en yakın biyolojik akrabalarına karşı daha çok yabancılaştırdığı da doğru.

 

DNAlarımızın %99’u şempanzelerle aynı, şempanzeler biyolojik olarak bize orangutanlardan daha yakınlar. 5 -8 milyon yıl öncesinde tek bir atadan geliyoruz, şempanzeler de biz de bilimsel primat sıralamasında bulunuyoruz, primat sıralamasında 12 aile var ve içinde 200’den fazla tür  bulunuyor. Büyük kuyruklu maymunlar 2-3 yaşındaki insan kadar zekidir ve içgüdüler tarafından değil kültürler tarafından yönetilen kompleks kültürlerde yaşarlar. İşaret diliyle beraber, zengin zihinleri, ihtiyaçları, duyguları ve kişilikleri de goril Koko örneğinde olduğu gibi görmemiz için bizi bekliyor.

Ancak insanların en yakın akrabalarını yok ettiği, yaşam alanlarını kereste ve diğer kaynakları elde etmek adına ortadan kaldırdığı, yaşam alanlarına savaş açtığı, onları tıbbi araştırmalar ve eğlence endüstrileri adına esir ettiği ve bir çok Afrika şehrinde büyük bir statü sayılan “çalı eti “ olmaları için yılda 6,000 şempanze öldürdüğü zamanlarda yaşıyoruz. Primatolog Roger Fouts’a göre 20. yüzyıl başlarında Afrika’da 2  milyon şempanze yaşıyordu, gene Asya’daki orangutan ve Afrika’daki goril sayısı da aynıydı. Şimdi ise Afrika’da 80 ,000 ile 120,000 arasında şempanze kaldı, yirmi otuz sene  içerisinde hepsi yok olabilir.

 

Maymunlar Cehennemi her türden önyargı ve ayrımcılığın kötü olduğunun altını çiziyor. Filmin esas vurucu noktası; insanlara, bir nesne haline  indirgenmenin, kendini üstün gören bir tür tarafından köleleştirilmenin, bu hiyerarşiyi haklı çıkarmak adına dini ve mitolojiyi kullanmanın ne olduğunu göstermesi. Bu iktidar hikayesinde kurbanlar diğer canlıları kurban eden canlılara dönüşüyor, kadim hiyerarşi örüntüleri yeni biçimlerde yeniden  kurgulanıyor. Maymunlar Cehennemi primatlarla ilgili değişik mesajlar veriyor; ama krizin doğası ve  önümüzde bizi bekleyen görev oldukça net: büyük kuyruklu maymunların yaşam alanlarını genişletmek ve korumak için harekete geçmeli, büyük kuyruklu maymunların dikkat çekici beyinleri ile ilgili son bulguların ışığında kişilik sahibi olmanın anlamı üzerine yeniden düşünmeliyiz.

 

Çeviri: CemC

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s