BÜYÜK YALANLAR VE BİYOTEKNOLOJİ DEVRİMİ

 

BÜYÜK YALANLAR VE BİYOTEKNOLOJİ DEVRİMİ

YA DA

“GEÇEN YAZ NE YEDİĞİNİ BİLİYORUM”

Dr. Steve Best

“İnsanların yapabileceği en büyük hata yavaş yavaş ilerlemek;  çünkü daha siz başlamadan oyun bitmiş olacak”.

Henrik Verfaille

Monsanto Şirketi Başkan Yardımcısı

“Bir avuç küresel şirket, araştırma kurulu ve hükümet ; insan ırkının, on binlerce mikroorganizmanın, bitkinin, ve hayvanın temelini oluşturan 100 bin genin patentine sahip olabilir, bu şirketlere ve kurumlara daha önceden görülmemiş bir iktidar ve güç veriyoruz, onlar hem bizim hem de gelecek kuşakların yaşayacağı  hayat koşullarına hakim olacaklar.”

Jeremy Rifkin

ABD vatandaşları uykularında huzurla horlamaya devam etsinler, dünyanın geri kalanı insan tarihindeki en radikal bilimsel devrime karşı koyuyor. Monsanto, Du Pont ve Novartis gibi birkaç dev şirket dünyanın tohum stoklarını, tarımını ele geçirip genetik mühendislik yoluyla gıda teminini temelli değiştiriyorlar.

1992’den beri ABD’nin “düzenleyici” kurumları aracılığıyla genetiği değiştirilmiş mısırlar, soyalar, domatesler, patatesler, kabak, pamuk ve düzinelerce başka ürün ABD’nin topraklarının dörtte birine ekilmiş, etiketsiz bir şekilde süpermarketlerine getirilmiş ve hatta diğer ülkelere ihraç edilmiş durumda. ABD Tarım Bakanlığı’na göre, mısırın %25’i, pamuğun %45’i, soya fasulyesinin %55’i, ve işlenmiş gıdaların %80’inin genetiği değiştirildi, bu arada şirketler ağaçlarda da mühendisliklerini konuşturmaya başladılar. Bu bütün ülkeyi, vejetaryenler de dahil olmak üzere bugüne dek girişilmiş en büyük insan deneyinin hiç bir şeyden haberi olmayan kobayları haline getiriyor.

Genetik mühendislik, bir türe ait bir geni bir diğerine yapıştırarak yeni transgenik türde arzu edilen niteliği öne çıkarmayı hedefliyor. Günümüzün Frankengıda yaratıkları arasında şunlar var: mesela içinde tavuk ve koyun geni bulunan patatesler; balıklardan alınmış antifriz genleri bulunan domatesler; ve hepsinden önce Avrupa mısır kopçası için toksik özellikler gösteren toprak bakterisinden (bacillus thringiensis) alınmış genlerle yapıştırılarak “Bt “mısır,  pamuk ve soya elde edilmesi var. Biyoteknolojiye “İkinci Yeşil Devrim” adı veriliyor, pek de güven vermiyor bu;  çünkü birinci Yeşil Devrim,  ABD tarım ticaretinin 3. Dünya ülkelerinde büyük makineler, büyük oranda  kimyasal maddeler ve gübrelemeler, monokültür  kullanıp yoğun  politik kontrol sağlamasıyla gerçekleşmiş ve başarısız olmuştu.

Biyotek şirketler ve devlet bize Üç Büyük Yalan söylüyor: 1- genetik mühendisliğin nüfusu her saniye artan 6 milyarlık dünyayı doyurmanın tek yolu olduğu 2- bunun geleneksel melezleştirme ve yapay seçilimden farklı olmadığı, 3- genetiği değiştirilmiş gıdaların insan sağlığına zararı olmadığı şeklinde yalan söylüyor.

İnsanlar tarihin başlangıcından bu yana bitkileri değiştirip yeni türler yarattılar; ama biyoteknoloji radikal anlamda farklılık gösteriyor: türler daha önce hiç denenmemiş şekilde birbirine karıştırılıyor (mesela balıklar ve bitkiler, insanlar ve hayvanlar gibi), bütün organizma yerine tek tek genler manipüle ediliyor, ve uzun yıllar yerine aylar içerisinde sonucu görülen bir takım seri değişikliklere sebep oluyor.

Genetik mühendislik doğa üzerinde daha önce tahmin edilmemiş boyutta bir şirket kontrolü sağlıyor. Hayatın tamamen metalaştırılmasına giden yol 1980’de Yargıtay’ın yaşayan canlılar ve nesneler arasındaki ayrımı görme konusunda başarısız olup her ikisinin de patentinin alınabileceği şeklinde feci bir karar almasıyla açılmış oldu, böylece bilim adamlarının bakteriyel bir organizmanın patentini alma hakkı yasallaşmış oldu. Bakterilerden bitkilere, hayvanlara ve insanlara dek bilim adamları, üniversiteler ve şirketler artık DNA’ları satın alabilirler. Bunun sonucu da biyolojik anlamda sayı artışı, tek bir gen sayesinde patentlerden elde edilecek milyarlarca dolar kar, ve bir de biyokorsanlık var, bu da şirketlerin nadir ilaç ürünleri için, bitki DNAları için ve genetik hücre soyçizgilerini değiştirip sahip olmak için yerel kültürlerin genetik kaynaklarını ele geçirdiği yeni çeşit bir sömürgecilik biçimi.

BT modifiye bitkisi dışında biyotek devrimin anahtar noktası Roundup Ready  soya ve mısır ürünleri.”Roundup “ Monsanto’nun , yani,bizlere Agent Orange’ı sunan, zehirli kimyasal maddeleri, rekombinan  bovin büyüme hormonunu sunan şirketin ana herbisiti(yani zararlı  bitki öldüren madde). Soya ve mısırların genleri Roundup’ın etkilerine karşı koyacak  şekilde değiştirildiğinde herbisite dayanıklı bu ürünler Roundup Ready’e dönüşmüş oluyor. Bu  yenilikle beraber, ekim yapılmadan önce bütün bir alan spreylenebilir. Monsato’nun iddiasına göre zararlı otlar ölürken bağışıklık kazanmış bitkiler hemen yeşerecekler.

Monsanto toprakları istila ediyor, GDOlu ürünlerle elinden geldiği kadar hızlı bir şekilde pazar yapıyor, dünyanın gıda ihtiyacını kontrol etmek gibi çok büyük emelleri var. Örneğin ABD’nin soya fasulyelerinin %100’ünü genetik olarak değiştirmek ve böylece ona sahip olmak istiyor. Monsanto,steril olması aamacıyla genetik olarak programlanmış “terminatör tohum” geliştirmeyi denediği için de kötü bir şöhrete sahip. Bunun anlamı şu: çiftçiler her ekim başına yeni tohum almaları için sözleşme imzalamaya zorlanacaklar, böylece en iyi tohumların saklanması ve yeni ekimde bir kez daha kullanılması şeklindeki o gelenek de sona ermiş olacak. Terminatör teknolojileri yüzünden dünya çapında büyük tepki görünce Monsanto Ekim ayında “gen koruma teknolojileri”ni pazarlamayacağını açıkladı. Ancak, Monsanto ve bir düzine şirket tohum sterilizasyonunu ticarete dökmek için en az 31 patent bekletiyor… savaş daha bitmedi.

Eğer Monsanto insanlara yardım etmek ve açlığa son vermeye bu kadar düşkünse neden dünya çiftçilerini ve gıda talebini kontrol etmeye çalışıyor? UCS tarafından yapılan bir çalışmaya göre genetik mühendisliğin %93’ü tadı geliştirmek, besin değerini daha iyi hale getirmek ya da verimi artırmak için değil, kimyasal maddeleri satmak ve daha fazla çıkar elde etmek için yapıldığını ortaya koydu. Şirketler ürünlerin genleriyle özellikle herbisite direnç göstermeleri, ürün niteliklerinin iyileşmesi ve daha uzun bir barınak ömrü olması amacıyla oynuyorlar. Dünyadaki açlık problemi,  Monsanto  ve diğer şirketler için dünyaya hükmetmelerine yarayacak bir bahane sadece.

Roundup Ready ürünlerinin sonuçlarına bakarak biyoteknolojinin meydana getirdiği ciddi sorunları görebiliriz : ekildikten sonrası ürünlerde benekler oluşuyor, pamuk balyaları azalıyor ve bitkilere haşereler zarar veriyor. Transgenik ürünler kendi genlerini yakınlarındaki zararlı otlara kolayca, çapraz gübreleme yoluyla  geçiriyor ve böylece onları kontrol etmek amacıyla dizayn edilmiş kimyasal maddelere direnç gösteren “süperotlar” oluşturuyor. Böcekler de nakledilmiş toksinlere karşı bağışık kazanıp, süperböceklere dönüşmüş durumdalar, çünkü doğal yolla oluşan ve faydası bulunan haşereler ortadan kaldırılmış bulunuyor. Monsato’nun promosyonel  vaatlerine rağmen çiftçiler Roundup Ready ürünlerinden çok daha fazla kimyasal madde kullanıyorlar. Bu aslında Monsanto’nun herbisit satış departmanı için iyi bir haber ama aynı anda toprak ve su için de  kötü haber; çünkü toprak da su da daha fazla toksik hale geliyor, tüketiciler de daha fazla oranda zehir yiyip içiyorlar. Ürünlerde istenen başarıyı yakalayamadıkları için yüzlerce çiftçi artık sahtekarlık ve tahrifat suçlamasıyla Monsanto’ya dava açıyorlar.

Genetiği değiştirilmiş bir organizma çevreye salıverildiğinde ona kötü dizayn edilmiş bir araba gibi bakamayız. Süpersoylar yaratmak  için yapılan girişimler yüzünden,  biyoteknoloji,  biyoişgalin (yabancı bitki ve hayvan türlerinin yerel ve doğal ekosistemleri kesintiye uğratması) yol açtığı problemleri daha da beter hale getiriyor.  Bilim adamları genetik rapçiler gibi genlerden “sample” alabilirken, doğa gibi yeni DNAlar yaratamıyorlar ya da gen havuzlarında meydana getirdikleri zararı tersine çeviremiyorlar.

Biyoteknoloji değişken ve kararsız genleri çevreye bırakıyor, bu genler bu yeni çevrede önceden kestirilemez bir şekilde davranıyorlar. Yeni genler var olan genoma nasıl davranacakları bilinemez bir şekilde bırakılıyorlar. Beklenmedik sonuçlarla karşılaşmanın yaratacağı tehlikelere bir örnek vermek gerekirse, Oregon Üniversitesi’ndeki bilim adamları bir bakterinin genetiğiyle oynayarak tarım artıklarının etanole dönüşmesini hızlandırmaya çalıştılar. Hükümet  yeni organizmanın çevreye bırakılmasından önce minimum sayıda test istediyse de araştırmacılar yaptıkları denemeler sırasında bakterinin etanol ürettiğini; ama aynı anda da bitkilerin köklerine nitrojen alması için şart olan mantarı yok ettiğini gördüler. Eğer normal prosedürler bu tür nadir sorumluluk sahibi bilim adamları tarafından engellenmemiş olsaydı o zaman tehlikeli ve belki kontrol edilmesi mümkün olmayan bir organizma doğada hasara yol açabilir, verimli toprağı çöle çevirebilirdi.

Ama gene de çıkar sağlamak uğruna Clinton’ı ve ABD düzenleme kurullarını satın alarak, “sahte bilim”i kendi aptal iddialarını desteklemesi içinhizmete koşarak bu arada kendi iddialarının tersini ispatlayan bağımsız çalışmaları bloke ederek biyotek şirketleri tam gaz yola devam ediyor. ABD Tarım Bakanlığı GDOlu ürünlerinden tek bir tanesini bile reddetmedi. Bu verilen onaylar, kısa bir zaman içerisinde az sayıda bitkinin analiz edilmesine dayalı “bilimsel” bulgulara dayanıyor, öyle ki bir genin dizayn edildiği gibi davranıp davranmadığını bu süre içerisinde kestirmek imkansız. Dahası var; GDOlu ürünleri tüketen insanların güvenliğiyle alakalı hiçbir deney yapılmadı. Son zamanlarda yapılan çalışmalar transgenik ürünlerin Kral kelebeklerini öldürdüğünü ve farelerin sindirim sistemiyle bağışıklık sistemine zarar verdiğini ortaya koyuyor.

Biyoteknolojinin gezegen için oluşturduğu tehditlere dikkat çekmek  gerekirse, transgenik organizmaların deney amaçlı ortamlara serbest bırakılması amacıyla ABD hükümetine 2,000den fazla başvuru yapıldı. Gelişmekte olan ülkelerde 100den fazla genetiği değiştirilmiş organizmanın doğaya salıverildiği belgelendi, bunlara 1986’da Arjantin’de  serbest bırakılan vacinnia-rabies virüsü de dahil. Her yere yayılacak genetik bir Çernobil korkusuyla 150den fazla devlet 1992’de Rio de Janeiro’daki Dünya Zirvesi’nde  “biyogüvenlik protokolü” imzaladı; ama ABD anlaşmayı imzalamaya yanaşmadı ve o zamandan beri de uluslararası  düzenlemeleri bloke etmek için elinden geleni yapıyor.

Flavr-Savr domateslerden Bt pamuk ürünlerine dek şu ana kadar elde edilen bütün sonuçlar Cesur Yeni Tarım’ın büyük bir fiyasko olduğunu, başarısızlığın temelinin de birbiriyle ve çevreleriyle kompleks ve bütüncül ilişkiler kuran genleri anlama konusundaki indirgemeci yaklaşımlarda yattığını gösteriyor. Eğer biyoteknoloji toprak erozyonuna, böcek ve zararlı otların direnç göstermelerine sebep oluyorsa; eğer monokültür ve biyoişgalin sebep olduğu problemleri daha da kötü hale getiriyorsa; yeni araştırmaların gösterdiği gibi ürün veriminde azalmalara sebep oluyorsa, o zaman biyoteknolojinin dünyadaki gıda sorunun çözmesi pek mümkün görünmüyor, ve bu da bu argümanın en temel bahanesini ortadan kaldırmış oluyor.

Aşırı kalabalık bir dünyada giderek çoğalan gıda talebinin çözümü Frankengıdalar üretmekte yatmıyor, geleneğin zamana dayanan yollarına başvurmakta fayda var: küçük ölçekli, yerel, bütüncül ve organik  tarımın ürün rotasyonu, karışık mahsul ve entegre haşere çözümü sayesinde biyoçeşitliliği koruması mümkün. Açlığın bir yoksulluk problemi olduğunu ve bu problemin yapay olarak uluslararası kapitalizm tarafından yaratıldığını anlamamız çok önemli,  toplumsal adalet ve ekonomik eşitsizlik gibi zor  konularla ilgilenmek zorundayız. Küresel Et Kültürü astronomik oranlarda toprak, su, gıda ve enerji ükettiği için ve hepsi de insanlar yerine büyükbaş hayvanları beslemek amacıyla harcandığı için gezegenin  acilen et temelli bir beslenme biçiminden bitki temelli bir beslenme tarzına geçmesi  gerekiyor.

Şirketler bu tartışmayı kontrol etmeye çalışıp, kendilerini eleştirenlere karşı lobi yapıp PR kampanyaları yürütürken dünya insanlarının da biyoteknolojinin tehlikeleri konusunda uyanmaya başladığını görüyoruz. Sağlık, hayvan refahı, çevreye duyulan  ilgiyle başlayarak gıda üretimi siyaseti de günümüzün temel politik sorunu haline geliyor.

Çeviri:CemC

Reklamlar

BÜYÜK YALANLAR VE BİYOTEKNOLOJİ DEVRİMİ” üzerine bir yorum

  1. Ремонт и отделка офисов, квартир или дач – это самая распространенная на сегодняшний день проблема большинства людей, решившихся, наконец, привести в порядок свое жилище. Мало того, что ремонт – это занятие трудоемкое и напряженное, еще и найти достойную компанию, занимающуюся отделкой квартир или офисов сегодня практически невозможно. Дело в том, что все меньше и меньше в нашей стране остается фирм, делающих свою работу качественно, эффективно и недорого.Однако наша компания является приятным исключением из этого неприятного правила. Мы вот уже долгое время занимается отделкой и ремонтом квартир и в г. Зеленоград и еще ни разу нам не приходило от наших клиентов ни неприятных отзывов, ни каких-либо жалоб. Богатый опыт наших специалистов, а также высокий профессионализм всех без исключения наших работников, поможет сделать хорошо, качественно и – главное – доступно как косметический, так и капитальный ремонт. Современное оборудование, новые технологии планировки и дизайна, а также индивидуальный подход к каждому клиенту и гибкая система скидок сделали нашу компанию самой успешной на сегодня фирмой, оказывающей услуги по ремонту и отделке квартир и офисов в г. Зеленоград. Список услуг: ремонт квартир ремонт квартир в Москве ремонт квартир в Московской области косметический ремонт квартир капитальный ремонт квартир евроремонт кватрир ремонт магазинов ремонт ресторатов ремонт офисных помещений отделка квартир ремонт ресторанов ремонт квартир под ключ строительство коттеджей VIP ремонт квартир отделка квартир в новых домах

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s