“Sevdiğin Şeyi Öldürmezsin”

Jim Sinclair

Eğer bir şeyi seviyorsan, onu öldürmezsin. Bunu öğrenmek için “kucaklama makinesi”nin içinde durmam gerekmedi benim. Sevmek öldürmek değildir.

Başka bir canlının ne hissettiğini biliyorsan-ona dokunduğun zaman nasıl hissettiğini değil sadece- o zaman yaşayan varlıkların hayatta kalmak istediğini biliyorsundur. Başlarına gelecek olan şeyi bilmeden önce ölümden korkmamalarının bir önemi yok. Öldürme ânında, biliyorlar ve hayatta kalmak istiyorlar. Bunu gördüm ben, ölümün gerçekleştiği o ânı hissettim. Mezbahalara saplantılı şekilde çekildiğini hisseden birisi kadar görmedim  ölümü, ama bilmeme yetecek kadar gördüm. Hayat öldürülmeye razı olmuyor. Bunu idrak etmek için hayvan bilimlerinde doktora yapmama gerek yok.

Doğal bir süreç olarak ölmek sağlıklı bir canlıyı öldürmekle aynı şey değil. Yaralardan kaynaklı ani ölümlere şahit oldum, yaşlılık veya  ölümden kaynaklı, ağır ağır gerçekleşen ölümlere tanık oldum. Aynı şey değiller. (kasıtlı olarak sebep olunan ölümlere tanık değilim, çünkü ben oradayken birisinin ölmesini izleyemem, buna izin vermem). Orta yaşlı bir bilim adamının(kadınının- Temple Grandin’den söz ediyor) ölümden korkmadığını, çünkü ölümün hayatın doğal bir parçası olduğunu söylemesinin konuyla bir ilgisi yok. Hayatlarının sona ermesine yardım ettiği neredeyse bütün canlılar ya yavrular ya da yeni yetişkin olmuş canlılar. Hiç birisi doğal bir ölüme yakın değiller. Ölmeye hazır değiller. Eğer birisi o orta yaşlı bilim kadınını vuracak, bıçaklayacak ya da elektrik vererek öldürmeye kalksa,  o da ölmeye hazır olmadığını hissedecektir.

Eğer hayatı anlıyorsan, onun devam etmek istediğini anlıyorsundur. Eğer dokunuşunun altında hayatın nabzının attığını hissediyorsan, o zaman o atan nabzı durdurmak için elini bastırmanın hürmetsizlik olduğunu biliyorsundur. Eğer bir şeyi seviyorsan, onu öldürmezsin.

Cellatların kurbanın yavaş yavaş boğularak ölmemesi, anında boynunun kırılarak ölmesi için başvurduğu bir düğüm tekniği var. Galiba cellatın profesyonel anlamda uzman olup olmadığı da bu düğümü iyi atmayı öğrenebilmesiyle ilgili. Ancak bu uzmanlık,  cellatı şefkatli ya da merhametli birisi yapmaz.

Cellat düğümü, giyotin, elektrikli sandalye, gaz odası ve zehirli iğne kurbanın daha az acı çekerek ölmesini sağlamak için dizayn edildi. Ama bu teknolojilerin kullanıcılarının ya da mucitlerinin büyük insanlar olarak anıldığını hiç duymadım. Sona erdirdikleri hayatlara duydukları büyük empati nedeniyle övüldüklerini hiç duymadım.

Elbette yeni bir alet yapmak için bir maharet gerekiyor. Ben oldukça zeki birisiyimdir, ama düğümlerle ilgili maharetlerim ayakkabı bağcıklarımı bağlamakla, ilmik atmakla sınırlı. Başkalarının bana bağlamayı öğrettiği gibi atıyorum düğümleri; kendim hiç yeni bir düğüm şekli icat etmedim. Eğer birisini çabucak ve acısız şekilde öldürecek bir düğüm dizayn edecek olsaydım, asla böyle bir şey çıkaramazdım ortaya. O düğümü kim icat ettiyse benim sahip olmadığım bir mekanik yaratıcılığa ve beceriye sahipmiş.

Ama olsaydı bile, bu yeteneğimi başka şeyler için kullanırdım. Düğümle öldürmek için bir yöntem icat etmezdim; çünkü eli kolu bağlı ve savunmasız birisinin öldürülmesine bir katkım olmasına asla razı olmazdım. Maharet  ve beceri empati ve şefkatle aynı şey değildir.

Ve sevgi, öldürmekle aynı şey değildir. Eğer bir şeyi seviyorsanız onu öldürmezsiniz. Bu kadar basit.

Yazının girişindeki fotoğraf: Temple Grandin büyükbaş hayvanları öldürme sisteminde hayvanı kıstırıp hareketsiz bırakan bölmeye girmiş bulunan bir inek.

Temple Grandin’in sisteminde hayvan ölmeden böyle kıstırılıyor, enerji kaybı yaşanmıyor, adrenalin ve korku seviyesi çok olmuyor…ama gerçeği değiştiriyor mu? Sıradışı bir insanın çabası , göz kamaştırıcılığı, zekâsı..bunların hepsi onlar daha az acı çekerek ölsünler diye. Yazık.

Bu da “kucaklama makinesi”:

(Otistik yazar, aktivist ve  Uluslararası Otizm Ağı (ANO) kurucusu Jim Sinclair kendisi gibi otistik olan Temple Grandin’in hayvanların mümkün olan en az acıyı çekerek öldürülmesine yönelik endüstriyel çalışmalarına tepki olarak bir yazı yazdı. Temple Grandin son derece ünlü birisi, ayrıca yüksek işlevli otistik bir kişi. Genel olarak otizm savunuculuk çalışmaları için dikkat çeken ve aşırı duyarlı kişileri sakinleştirmek için tasarlanmış bir kucaklama makinesinin mucidi.-kucaklama makinesi: otistiklerin sakinleşmesi için içine konulduğu, hastanın her bir yanını kaplayan bir makine). Temple Grandin hem bir doktor,hem de hayvan davranışlarını araştıran bir etolog, ayrıca  Colorado State Üniversitesi profesörü, çok satan yazar ve hayvancılık sektöründe de danışman. Otistik birisi olarak bu ünvanlarla sıradışı bir insan olmayı kesinlikle başaran Grandin’in hayatı bir kaç sene önce filme de çekildi, ve oldukça ilgi çekti. Ancak hayvan hakları, hayvan özgürlüğü gibi konular açısından baktığımızda Grandin’in türdaşlarından pek de ileriye gitmediğini söylememiz gerek. hayvanların öldürülmemeleri değil de acısız öldürülmeleri için çaba harcayan birisi olarak işe yarar bir özelliği yok…)

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s