İngiltere’de 15 yaşındaki genç köpek barınağını yaktı: 43 köpek öldü

Manchester-İngiltere’de 15 yaşında bir çocuk hayvan barınağını ateşe verdi, 43 köpek yanarak can verdi. Yangını söndürmek için 20’den fazla itfaiye eri çaba gösterdi.

Yangında kaç hayvanın yaralı olduğuna dair net bir açıklama yok. Kundaklama eyleminden sonra hayatta kalan köpekleri evlerine almak isteyen bir çok aile Manchester emniyetini telefon yağmuruna tuttu. Şu ana dek barınak için 1 milyon euro üzerinde para bağışı yapıldı.

Manchester Köpek Barınağı 400 köpek barınma kapasiteli bir barınak .

Barınağı yakan gencin cezalandırılması  için bir imza kampanyası düzenlendi:

http://www.thepetitionsite.com/384/836/306/dont-let-youth-get-away-with-a-slap-on-the-wrist-if-they-commit-a-crime-that-kills-animals/?taf_id=12730153&cid=fb_na#

http://www.manchestereveningnews.co.uk/news/greater-manchester-news/watch-aerial-footage-shows-scene-7760219

“Hayvanların acı çektiğini biliyorum; ama et yemeyi de seviyorum”

Marc Bekoff

Milyarlarca fabrika çiftliği hayvanı ve diğer hayvanların damak tadımız uğruna acı çektiğine hiç şüphe yok, bu acıların çoğu gereksiz. Şimdi ise, yeni yapılan bir çalışma sonucunda insanların hayvan yemeye devam edebilmek için işi kılıfına nasıl uydurduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. İngiltere’de Kent Üniversitesi’nden Steve Loughnan ve çalışma arkadaşları “et paradoksu”nu ortaya koyduyani hayvanlara zarar vermekten hoşlanmamasına rağmen et yemekten vazgeçemeyen ama bundan kurtulmak isteyen insanların bu vicdan azabından kurtulmak için yedikleri hayvanın acı çekme kapasitesine sahip olmadığını söylediğini” ortaya çıkardı.

Hayvanların acı çektiğini öğrendiğinde bazı insanlar et yemekten vazgeçerken çoğunluk ise bunu yapmıyor, yedikleri şeyin acı ve ızdırap barındırdığını bilmelerine rağmen et yemeye devam ediyor. Bu insanlar sanki her şey son derece normalmiş gibi tabaklarına gelmiş bulunan hissetme yeteneğine sahip canlıların ahlâki statülerini reddediyorlar. Bu çok önemli; yapılan çalışma şunu gösteriyor, “tercih ettikleri düşünme biçimiyle tercih ettikleri davranış biçimleri arasında bir çelişki ortaya çıktığı zaman insanlar önce düşüncelerinden ve ahlâki standartlarından vazgeçiyorlar- davranışlarını değiştirmeyi tercih etmiyorlar. Ancak; çoğu insanın kendini et yeme zevkinden mahrum etme konusunda isteksiz olduğu, hayvanların aslında ahlâki hakları olduğu konusunda reddetmeye eğilimli olduklarını biliyor ve et yemeye devam etmekten yana olduklarından kuşku duyuyoruz.”  Vicdanları ne kadar rahat bilemiyorum. “The Animal Manifesto/Hayvan Manifestosu” adlı kitabımı yazarken bir çok insanla konuştum; bu insanlar bana sürekli “ evet, hayvanların acı çektiğini biliyorum, ama bifteğimi de seviyorum” diyordu. Ayrıca “sebep olduğum acıları düşünsem bile et yemekten vazgeçemiyorum” gibi saçma sapan gerekçeler de öne sürüyorlardı. Elbette vazgeçebilirler. Bu öylesine  kolay bir şey ki; bu insanların hayvanların hissetme yeteneği olduğu gerçeğini reddetmekle kalmayıp “sahte et” gibi hayvan ürünü içermeyen alternatifleri bile denememesi çok gülünç. Ayrıca burada fabrika çiftliklerine giden ve orada öldürülene dek kalan, amansızca  işkencelere maruz bırakılan ineklerin, domuzların ve  koyunların da evcil kedi ve  köpeklere kıyasla daha az hissetme kabiliyetine sahip olduğunu söyleyemeyiz. Çoğu insan –neredeyse hiç kimse- evcil hayvanlarının bu bahtsız hayvanlarla yer değiştirmesini istemez.

Yılda milyarlarca hayvanın canı karşılığında hiç de gerekli olmayan öğünler uğruna rutin olarak ve canımız öyle istediği için, hissetme yeteneği bulunan canlıları katlederken, yemekte yediğimizin “ne” olduğunu değil, “kim” olduğunu her zaman aklımızda tutmalıyız. Elbette daha iyisini yapabiliriz , acı ve ızdırap tüketmeye son vermek çoğumuz için gerçekten kolay.

Çeviri.Cem

Ankara’da zehirli sucukla katliam: 2,5 ayda 70 hayvan öldürüldü!

Ankara Bilkent’te son 2.5 ayda yaklaşık 70 hayvan, zehirli sucukla zehirlenerek katledildi. Hayvanların kepçeyle gömüldüğü bölge hayvan mezarlığına dönerken, hayvanseverler, “Bunun adı vahşet” dedi.

Başkent’in gözde semtlerinden biri olan Bilkent’in, Bilkent-3 olarak bilinen bölgesinde kimliği belirsiz kişiler tarafından zehirli sucuklarla yapılan hayvan katliamları tüyler ürpertti.

Okumaya devam et

Tiflis’te ALF eylemi

11 Eylül gecesi Tiflis Sirki’nin  gişesini ziyaret ettik.

Sözde mutlu sirk hayvanlarını gösteren o sapık posterlerin daha az çekici bir hâl alması için elimizden geleni yaptık. Bu arada teknolojimizi de paylaşmak isteriz. Ampulü alın, ampulün alt kısmını kesin, içine boya doldurun, kille deliği kapayın, silahınız hazır.

Ayrıca geriye “Hayvanlara Özgürlük” mesajını bıraktık.

Bu bizim ilk eylemimiz, ama elbette son eylemimiz olmayacak. Kendimizi kesinlikle göstereceğiz ve hayvanlar için sonuna dek mücadele edeceğiz.

ALF Gürcistan

ALF Hollanda’da cinayet araçlarını imha etti

11 Eylül Hollanda

Bir çiftliğin yanında ve arazinin iki tarafında biri 5 diğeri 7 metrelik av kulesi vardı.

Buralarda insanlara rastlamak kolay olduğundan mekâna ulaşmak için az zamanımız vardı; ama sabotaj işe yaradı: her iki kule de kullanılamaz hale getirildi, özellikle büyük olan yere çakıldığı an paramparça oldu.

Bu arazideki zavallı hayvanların vurulduğu kulelerin imha edilmesi, ayrıca avcılara ekonomik zarar verilmesi, seyahat ve yakalanma riskine değdi doğrusu.

Her türden yasal ve meşru sömürü türü karşısında kendini güçsüz hissedenler:

Gücü elinize alın. Sevdikleriniz için mücadele edin.

“İnsanların yarattığı şiddet için hayvanları suçlamayın”

Marc Bekoff

İnsanların savaş yapmaya dair uzun zamandır süren, hastalıklı saplantısı çok iyi biliniyor; bazı insanların hayvan olduğumuz için böylece yıkıcı sonuçları olan şekillerde davranmamızın doğal olduğunu iddia ettiği de biliniyor. John Horgan’ın yeni kitabı “The End of War-Savaşın Sonu” okumaya değer; yazar bu kitabında savaşın bazı insanların yaptığı bir seçim olduğunu ve kim olduğumuz (veya diğer hayvanların kim olduğu) gerçeğinin bir parçası olmadığını söylüyor:  savaş doğuştan gelen bir özellik değil. Horgan, “savaşın bilimsel nedenlerle sona ereceğine inanıyorum; savaşın moral nedenlerle sona ereceğine inanıyorum” (s.19) diyor. Başka düşünürler de genel olarak mesajına katılıyorlar.

Okumaya devam et